İçinde TENE geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "tene" olan, toplam 89 tane kelime bulunuyor. İçerisinde tene bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu tene ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında tene olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

HİPERKAROTENEMİ

14 harfli kelimeler

ANDROSTENEDİON

13 harfli kelimeler

YETENEKSİZLİK

12 harfli kelimeler

YETENEKLİLİK, YETENEKSİZCE, TENEKECİÖRSÜ, MÜTENEKKİREN, TENEFFÜSHANE

11 harfli kelimeler

ETENELENMEK, TENEKESAÇAK, TENEKTEPLAZ, TENEKELEMEK, TENEKECİLİK, YETENEKLİCE, ETENESİZLER

10 harfli kelimeler

KAROTENEMİ, YETENEKSİZ, TENTENESİZ, YETENEKLER, MÜTENEBBİH, MÜTENEFFİR, TENEŞİRLİK, TENESİRMEK, MÜTENEKKİR, TENEKELEME, ETENELİLER, ETENELENME

9 harfli kelimeler

ÇENTENELİ, GURİNTENE, ALACATENE, TENELEMEK, GÜCÜKTENE, YETENEKLİ, TENTENELİ, TENEKTOMİ, TENEZİMEK, MÜTENEVVİ

8 harfli kelimeler

KELTENEK, TENELEME, EZERTENE, TENELMEK, TENESMUS, TENETMEK, TENEVVÜS, GIRTTENE, ACITENEK, ETENESİZ, TENEFFÜS, TENEKECİ, TENEZZÜL, TENEZZÜH, TENEVVÜR

7 harfli kelimeler

TENEMEK, YETENEK, TENTENE, TENELEK, TENELİK, TENEVVÜ, YETENER, TENERAL, TENEŞİR, ÖRTENEK, ÜSTENEK, ETENELİ, BİNTENE, TENEAŞI, ÇETENEK, ŞÖTENEK, ÖKTENER, METENET, ALATENE, KİŞTENE, KİLTENE, KETENEK, KESTENE

6 harfli kelimeler

İTENEK, TENEYH, TENEKE, ÇETENE, KETENE, KÖTENE, ERTENE

5 harfli kelimeler

ETENE, TENEK, TENET, TENEM, TENEL, TENEF

4 harfli kelimeler

TENE

Bazı kelimelerin anlamları

TENE

Tane. Pilav. Issız. Tahıl tanesi. Bulgur pilavı. Tekne. Tane (bk. tane). Tane, adet. Tane, bk. tenê.

TENEFFÜSHANE

Genellikle okullarda, ders aralarında dinlenmek için öğrencilerin çıktığı salon veya bahçe.

YETENEKLİLİK

Yetenekli olma durumu, kabiliyetlilik, istidatlılık.

TENEKTEPLAZ

Fibrine özgül trombolitik bir ilaç.

ETENELENMEK

Oğulcuk veya eklentileriyle ana arasında ilgi kurmak.

ANDROSTENEDİON

Doğrudan etkisiz olmasına karşın testosterona dönüşerek etki eden çoğunlukla er bezinde oluşan androjenik bir steroit.

YETENEKSİZCE

Yeteneksiz bir biçimde.

MÜTENEKKİREN

Kılık değiştirerek, takma ad kullanarak, kendini tanıtmadan.

TENEKELEMEK

Teneke kutuya doldurmak.

YETENEKLİCE

Yetenekli bir biçimde.

ETENESİZLER

Etenesi bulunmayan basit yapılı memeli hayvanlar.

YETENEKSİZLİK

Yeteneksiz olma durumu, kabiliyetsizlik, istidatsızlık.

TENEKESAÇAK

Dam ve çatılardaki su oluğu. (Yalvaç Isparta).

TENEKECİÖRSÜ

Tenekelerdeki eğrilikleri düzeltmekte kullanılan kısa uçlu kazmaya benzeyen araç. (Aksaray Niğde).

TENEKECİLİK

Tenekecinin yaptığı iş.

HİPERKAROTENEMİ

Karotenoitlerin fazla sindirimi veya karotenoitlerin vitamin A'ya dönüşümünün azalması sonucu kanda karoten düzeyinin artması, karotenemi. Karotinoidlerin fazla sindirimi veya karotinoidlerin vitamin A'ya dönüşümünün azalması sonucu gerçekleşen, deride sararmayla belirgin olan kanda karoten düzeyinin artması.

  -   -   -  

Anlamında TENE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TENE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BİLİNÇ

İnsanın kendisini ve çevresini tanıma yeteneği, şuur. Algı ve bilgilerin zihinde duru ve aydınlık olarak izlenme süreci, şuur. Temel bilgi, temel görüş.

CIVATA

Birbirine bağlanmak istenen ağaç veya demir parçalarının üzerinde hazırlanmış olan deliklerden geçirilerek ucuna somun takılıp sıkıştırılan iri başlı vida.

AKSAKAL

Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. Ermiş, evliya. Bir meslekte yaşça, kıdemce ileride ve yetenek bakımından üstün niteliğe sahip olan kimse, duayen.

BELAGAT

İyi konuşma, sözle inandırma yeteneği. Söz sanatlarını inceleyen bilgi dalı, retorik. Bir şeyde gizli olan derin anlam. Konuyu bütün yönleriyle kavrayarak hiçbir yanlış ve eksik anlayışa yer bırakmayan, yorum gerektirmeyen, yapmacıktan uzak, düzgün anlatma sanatı.

ALIRLIK

Duygusal uyarımları alabilme yeteneği, idrak kabiliyeti.

BECERİ

Elinden iş gelme durumu, ustalık, maharet. Kişinin yatkınlık ve öğrenime bağlı olarak bir işi başarma ve bir işlemi amaca uygun olarak sonuçlandırma yeteneği, maharet. Vücudun, yapılması güç alıştırmalara yatkın olması durumu.

CİN

Dinî inanışa göre duyularla kavranamayan, insanlar gibi irade ve anlama yeteneğine sahip, ilahi emirlere uymakla yükümlü tutulan yaratık. Masallarda göze görünmeyen, türlü biçimlere girebilen, iyilik de kötülük de yapabilen yaratık. Akıllı, zeki, uyanık kimse. Buğday, arpa, yulaf vb.nden elde edilen ve ardıçla kokulandırılan bir alkollü içki türü, ardıç rakısı. Pamuklu, kalın kumaştan giysi veya pantolon.

ÇAPLI

Çapı geniş olan. Yetenekli. Bilgisi çok olan.

ÇEŞİTLİ

Çeşidi çok olan, türlü, mütenevvi.

AŞAMA

Önem veya değer bakımından gitgide yükselen bir sıra basamakların her biri, rütbe, mertebe, paye. Varılması istenen bir amaca doğru geçilmesi gerekli dönemlerden her biri, evre, basamak, adım, merhale. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap.

BEDAHET

Besbelli, apaçık olma durumu. Bir konuda hazırlıksız konuşabilme yeteneği.

ATLETİZM

Beden gücünü, çevikliği, yetenekleri geliştirmeye yarayan koşu, atlama, ağırlık kaldırma, atma vb. tek başına yapılmış olan bireysel sporların genel adı.

CEVHER

Bir şeyin özü, maya, gevher. İyi yetenek. Töz. Değerli süs taşı, mücevher.

AÇACAK

Şişelenmiş bazı içeceklerin kapaklarını açmaya yarayan araç. Anahtar. Teneke kutu içinde korunmuş yiyeceklerin kapağını açmaya yarayan araç.

CEBİRE

Kırık ve çıkık kemikleri yerinde tutmak için kullanılan tahta, mukavva veya tenekeden yapılmış, üzeri sargıyla kaplanan levha, süyek, koaptör. Rayları iki ucundan birbirine bağlamak için kullanılan delikli metal çubuk.

ANLAYIŞ

Anlama işi, telakki. Anlama yeteneği, feraset, izan, zekâ. Benzerlerinden ayıran özellik, konsept. Hoş görme, hâlden anlama. Bir toplum veya topluluktaki bireylerde görüş ve inanış etmenlerinin etkisiyle beliren düşünme yolu, düşünüş biçimi, zihniyet, mantalite.

BASİRET

Gerçekleri yanılmadan görebilme yeteneği, uzağı görüş, seziş, anlayış, kavrayış, sağgörü, vizyon.

AYDINLANMAK

Aydınlık olmak. Bir sorun üzerine gereği kadar bilgi edinmek, tenevvür etmek.

AYDINLANMA

Aydınlanmak işi ya da durumu. Bir sorun üzerine gereği kadar bilgi edinme, tenevvür. Bir yüzeyin, karşısına konulan eşit ışık kaynaklarının sayısı ile orantılı olarak aydınlık görünmesi.

ÇAP

Cisimlerin genişliği, kutur. Bozuk, eğri, dolaşık, aykırı bir biçimde. Uç noktaları dairenin çevresi üzerinde bulunan ve çemberin merkezinden geçen doğru parçası. Yapının veya arsanın boyutlarını ve sınırlarını gösteren harita. Büyüklük. Ölçü, ölçek. Bilgi, deneyim ve yeteneklerin tümü, kalibre. Bozuk, eğri, dolaşık, aykırı.