Kelimeler arşivinde; içinde "tene" olan, toplam 89 tane kelime bulunuyor. İçerisinde tene bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu tene ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında tene olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
HİPERKAROTENEMİ
ANDROSTENEDİON
YETENEKSİZLİK
YETENEKLİLİK, YETENEKSİZCE, TENEKECİÖRSÜ, MÜTENEKKİREN, TENEFFÜSHANE
ETENELENMEK, TENEKESAÇAK, TENEKTEPLAZ, TENEKELEMEK, TENEKECİLİK, YETENEKLİCE, ETENESİZLER
KAROTENEMİ, YETENEKSİZ, TENTENESİZ, YETENEKLER, MÜTENEBBİH, MÜTENEFFİR, TENEŞİRLİK, TENESİRMEK, MÜTENEKKİR, TENEKELEME, ETENELİLER, ETENELENME
ÇENTENELİ, GURİNTENE, ALACATENE, TENELEMEK, GÜCÜKTENE, YETENEKLİ, TENTENELİ, TENEKTOMİ, TENEZİMEK, MÜTENEVVİ
KELTENEK, TENELEME, EZERTENE, TENELMEK, TENESMUS, TENETMEK, TENEVVÜS, GIRTTENE, ACITENEK, ETENESİZ, TENEFFÜS, TENEKECİ, TENEZZÜL, TENEZZÜH, TENEVVÜR
TENEMEK, YETENEK, TENTENE, TENELEK, TENELİK, TENEVVÜ, YETENER, TENERAL, TENEŞİR, ÖRTENEK, ÜSTENEK, ETENELİ, BİNTENE, TENEAŞI, ÇETENEK, ŞÖTENEK, ÖKTENER, METENET, ALATENE, KİŞTENE, KİLTENE, KETENEK, KESTENE
İTENEK, TENEYH, TENEKE, ÇETENE, KETENE, KÖTENE, ERTENE
ETENE, TENEK, TENET, TENEM, TENEL, TENEF
TENE
TENE
Tane. Pilav. Issız. Tahıl tanesi. Bulgur pilavı. Tekne. Tane (bk. tane). Tane, adet. Tane, bk. tenê.
TENEFFÜSHANE
Genellikle okullarda, ders aralarında dinlenmek için öğrencilerin çıktığı salon veya bahçe.
YETENEKLİLİK
Yetenekli olma durumu, kabiliyetlilik, istidatlılık.
TENEKTEPLAZ
Fibrine özgül trombolitik bir ilaç.
ETENELENMEK
Oğulcuk veya eklentileriyle ana arasında ilgi kurmak.
ANDROSTENEDİON
Doğrudan etkisiz olmasına karşın testosterona dönüşerek etki eden çoğunlukla er bezinde oluşan androjenik bir steroit.
YETENEKSİZCE
Yeteneksiz bir biçimde.
MÜTENEKKİREN
Kılık değiştirerek, takma ad kullanarak, kendini tanıtmadan.
TENEKELEMEK
Teneke kutuya doldurmak.
YETENEKLİCE
Yetenekli bir biçimde.
ETENESİZLER
Etenesi bulunmayan basit yapılı memeli hayvanlar.
YETENEKSİZLİK
Yeteneksiz olma durumu, kabiliyetsizlik, istidatsızlık.
TENEKESAÇAK
Dam ve çatılardaki su oluğu. (Yalvaç Isparta).
TENEKECİÖRSÜ
Tenekelerdeki eğrilikleri düzeltmekte kullanılan kısa uçlu kazmaya benzeyen araç. (Aksaray Niğde).
TENEKECİLİK
Tenekecinin yaptığı iş.
HİPERKAROTENEMİ
Karotenoitlerin fazla sindirimi veya karotenoitlerin vitamin A'ya dönüşümünün azalması sonucu kanda karoten düzeyinin artması, karotenemi. Karotinoidlerin fazla sindirimi veya karotinoidlerin vitamin A'ya dönüşümünün azalması sonucu gerçekleşen, deride sararmayla belirgin olan kanda karoten düzeyinin artması.
Bu bölümde tanımı içerisinde TENE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BİLİNÇ
İnsanın kendisini ve çevresini tanıma yeteneği, şuur. Algı ve bilgilerin zihinde duru ve aydınlık olarak izlenme süreci, şuur. Temel bilgi, temel görüş.
CIVATA
Birbirine bağlanmak istenen ağaç veya demir parçalarının üzerinde hazırlanmış olan deliklerden geçirilerek ucuna somun takılıp sıkıştırılan iri başlı vida.
AKSAKAL
Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. Ermiş, evliya. Bir meslekte yaşça, kıdemce ileride ve yetenek bakımından üstün niteliğe sahip olan kimse, duayen.
BELAGAT
İyi konuşma, sözle inandırma yeteneği. Söz sanatlarını inceleyen bilgi dalı, retorik. Bir şeyde gizli olan derin anlam. Konuyu bütün yönleriyle kavrayarak hiçbir yanlış ve eksik anlayışa yer bırakmayan, yorum gerektirmeyen, yapmacıktan uzak, düzgün anlatma sanatı.
ALIRLIK
Duygusal uyarımları alabilme yeteneği, idrak kabiliyeti.
BECERİ
Elinden iş gelme durumu, ustalık, maharet. Kişinin yatkınlık ve öğrenime bağlı olarak bir işi başarma ve bir işlemi amaca uygun olarak sonuçlandırma yeteneği, maharet. Vücudun, yapılması güç alıştırmalara yatkın olması durumu.
CİN
Dinî inanışa göre duyularla kavranamayan, insanlar gibi irade ve anlama yeteneğine sahip, ilahi emirlere uymakla yükümlü tutulan yaratık. Masallarda göze görünmeyen, türlü biçimlere girebilen, iyilik de kötülük de yapabilen yaratık. Akıllı, zeki, uyanık kimse. Buğday, arpa, yulaf vb.nden elde edilen ve ardıçla kokulandırılan bir alkollü içki türü, ardıç rakısı. Pamuklu, kalın kumaştan giysi veya pantolon.
ÇAPLI
Çapı geniş olan. Yetenekli. Bilgisi çok olan.
ÇEŞİTLİ
Çeşidi çok olan, türlü, mütenevvi.
AŞAMA
Önem veya değer bakımından gitgide yükselen bir sıra basamakların her biri, rütbe, mertebe, paye. Varılması istenen bir amaca doğru geçilmesi gerekli dönemlerden her biri, evre, basamak, adım, merhale. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap.
BEDAHET
Besbelli, apaçık olma durumu. Bir konuda hazırlıksız konuşabilme yeteneği.
ATLETİZM
Beden gücünü, çevikliği, yetenekleri geliştirmeye yarayan koşu, atlama, ağırlık kaldırma, atma vb. tek başına yapılmış olan bireysel sporların genel adı.
CEVHER
Bir şeyin özü, maya, gevher. İyi yetenek. Töz. Değerli süs taşı, mücevher.
AÇACAK
Şişelenmiş bazı içeceklerin kapaklarını açmaya yarayan araç. Anahtar. Teneke kutu içinde korunmuş yiyeceklerin kapağını açmaya yarayan araç.
CEBİRE
Kırık ve çıkık kemikleri yerinde tutmak için kullanılan tahta, mukavva veya tenekeden yapılmış, üzeri sargıyla kaplanan levha, süyek, koaptör. Rayları iki ucundan birbirine bağlamak için kullanılan delikli metal çubuk.
ANLAYIŞ
Anlama işi, telakki. Anlama yeteneği, feraset, izan, zekâ. Benzerlerinden ayıran özellik, konsept. Hoş görme, hâlden anlama. Bir toplum veya topluluktaki bireylerde görüş ve inanış etmenlerinin etkisiyle beliren düşünme yolu, düşünüş biçimi, zihniyet, mantalite.
BASİRET
Gerçekleri yanılmadan görebilme yeteneği, uzağı görüş, seziş, anlayış, kavrayış, sağgörü, vizyon.
AYDINLANMAK
Aydınlık olmak. Bir sorun üzerine gereği kadar bilgi edinmek, tenevvür etmek.
AYDINLANMA
Aydınlanmak işi ya da durumu. Bir sorun üzerine gereği kadar bilgi edinme, tenevvür. Bir yüzeyin, karşısına konulan eşit ışık kaynaklarının sayısı ile orantılı olarak aydınlık görünmesi.
ÇAP
Cisimlerin genişliği, kutur. Bozuk, eğri, dolaşık, aykırı bir biçimde. Uç noktaları dairenin çevresi üzerinde bulunan ve çemberin merkezinden geçen doğru parçası. Yapının veya arsanın boyutlarını ve sınırlarını gösteren harita. Büyüklük. Ölçü, ölçek. Bilgi, deneyim ve yeteneklerin tümü, kalibre. Bozuk, eğri, dolaşık, aykırı.