Kelimeler arşivi içinde; sonunda "tar" olan, toplam 145 adet kelime bulunmaktadır. Sonu tar ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında tar olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde tar olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ELEKTROGİTAR, SALAHİYETTAR, BAŞBAYRAKTAR, BAŞSANCAKTAR, YUKARITIRTAR
FAİLİMUHTAR, ABDÜSSETTAR, ERKEKMASTAR, ÜYÜKLÜTATAR
KÜKÜRTATAR, MALUMATTAR, MENFAATTAR, BOYASAPTAR, BOYUTTUTAR
BAYRAKTAR, KAZARATAR, KIYMETTAR, MİNNETTAR, ROKETATAR, SANCAKTAR, KARAASTAR, ŞERBETTAR, TEZGAHTAR
AHENKTAR, AKMANTAR, ALEYHTAR, ÇOKSATAR, FÜZEATAR, GİRİFTAR, İBRİKTAR, MAKASTAR, MUKATTAR, TARAFTAR, BASGİTAR, ALTIATAR, BAŞDUTAR, BAŞTUTAR, GOLASTAR, HALASTAR, MÜŞATTAR, SİLAHTAR, TİRMATAR, YALAKTAR, YOLAKTAR
ANAHTAR, EMEKTAR, MUATTAR, ALAFTAR, ALTATAR, ANAKTAR, TOLATAR
BAYTAR, ÇULTAR, DESTAR, HEKTAR, HILTAR, KANTAR, KASTAR, LEHTAR, MANTAR, MASTAR, MİKTAR, MUHTAR, NEKTAR, SIRTAR, TARTAR, ANATAR, BESTAR, COŞTAR, ÇONTAR, DASTAR, DISTAR, DİLTAR, DOSTAR, GAYTAR, GILTAR, GORTAR, HOYTAR, İNSTAR, KAFTAR, KAYTAR, Devamını Oku »»
AKTAR, ASTAR, BATAR, GİTAR, ILTAR, ISTAR, İFTAR, İHTAR, KATAR, RÖTAR, TATAR, TUTAR, AHTAR, ANTAR, ATTAR, AYTAR, ÇİTAR, DUTAR, GATAR, HATAR, HOTAR, İLTAR, İSTAR, KOTAR, MITAR, MİTAR, MUTAR, OKTAR, PATAR, POTAR, Devamını Oku »»
STAR, ATAR, OTAR
TAR
TAR
Doğu Anadolu ile Azerbaycan'da çalınan bir çalgı türü.
ABDÜSSETTAR
Günahları örten, gizleyen Tanrı'nın kulu.
SALAHİYETTAR
Yetkili.
YUKARITIRTAR
Isparta şehrinde, Kumdanlı nahiyesine bağlı bir bölge.
FAİLİMUHTAR
Yaptıklarından sorumlu olacak durumda ve yaşta olan (kimse). Başına buyruk.
ERKEKMASTAR
Baskı işlerinde kullanılmak üzere, tahta ya da karton üzerine çizilip kesilen biçim. a. bk. dişimastar, mastarbaskı.
ELEKTROGİTAR
Elektrikten yararlanılarak sesi yükseltilen gitar.
BAYRAKTAR
Bayrağı taşımakla görevli kimse.
KÜKÜRTATAR
Kükürtlü buhar çıkaran ve üzerinde kükürt biriken alan.
BAŞBAYRAKTAR
Yeniçeri ocağında İmam-ı Âzam bayrağını taşıyan subay.
ÜYÜKLÜTATAR
Edirne şehrinde, Karakasım nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
BOYASAPTAR
Boyaları kumaş yüzeyine tutturmaya yarayan, Al , Cr, Fe, Sn gibi metallerin çözünür tuzları.
BOYUTTUTAR
Isıl işlem sırasında, boyutsal değişimlerini önlemek için, parçaların içine konuldukları metal nesne.
BAŞSANCAKTAR
Sarayda kutsal sancağı bekleyen gözetçilerin başı.
MENFAATTAR
Çıkarcı.
MALUMATTAR
Bilgili.
Bu bölümde tanımı içerisinde TAR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ACIMIK
Mavikantaron.
ADALET
Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.
AÇKI
Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleştirip parlatma, perdah. Her türlü açma aracı. Anahtar. Demircilikte delik büyütmekte kullanılan araç.
ADAY
Bir görev, bir iş için kendini ileri süren veya başkaları tarafından ileri sürülen kimse. Bir iş için yetiştirilmekte, eğitilmekte olan kimse, namzet.
AĞBENEKLİLİK
Arpada görülen mantar hastalığı (Pyrenophora).
AÇACAK
Şişelenmiş bazı içeceklerin kapaklarını açmaya yarayan araç. Anahtar. Teneke kutu içinde korunmuş yiyeceklerin kapağını açmaya yarayan araç.
AÇMA
Açmak işi. Bir tür susamsız, kalınca, yağlı çörek. Orman içinde ağaç kesme veya yakma yoluyla tarıma elverişli bir duruma getirilen arazi.
AHLAKSIZCA
Ahlaksız bir biçimde veya tarzda, ahlaksızcasına.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AĞCI
Ağ ile balık tutarak geçinen kimse.
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.
AFOROZ
Hristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası. Darılıp biriyle konuşmama, ilgiyi kesip kendinden uzaklaştırma, toplum dışılama.
ADA
Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.
AİDAT
Dernek, kuruluş, kulüp üyelerinin belli sürelerde, belli miktarlarda ödedikleri para, ödenti. Bir hizmet karşılığı sürekli ve düzenli ödenen para. Kesenek.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
AĞBENEK
Ağ görünüşünde olan, arpa yapraklarına yerleşerek oldukça önemli zararlara yol açan, açık veya koyu kahverengi asklı mantar. Bu mantarın yol açtığı ekin hastalığı.
ABARTILI
Olduğundan fazla gösterilen, abartmalı, mübalağalı. Abartarak, abartılı olarak, mübalağalı bir biçimde.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
AÇKICI
Açkı yapan kimse, perdahçı. Anahtarcı.