Sonu TAP ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "tap" olan, toplam 30 adet kelime bulunmaktadır. Sonu tap ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında tap olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde tap olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

REİSÜLKÜTTAP

9 harfli kelimeler

EHLİKİTAP, ÖZETKİTAP

8 harfli kelimeler

YURDATAP, ÇAYHATAP

7 harfli kelimeler

MUHATAP, ALEMTAP

6 harfli kelimeler

TIHTAP, SERTAP, METTAP, SEVTAP, İKİTAP, SIRTAP, HARTAP, TAPTAP, BAĞTAP, TIKTAP, AFİTAP, MEHTAP, MAYTAP

5 harfli kelimeler

BİTAP, KİTAP, İNTAP, HATAP, HİTAP, ASTAP, ANTAP

4 harfli kelimeler

ETAP, İTAP

Bazı kelimelerin anlamları

TAP

Eski evlerde tavana yakın açılan küçük pencere. 1.Okul sırası : Tapımda kitap var. Ev tavanlarında direkler üzerine konan tahtalar, silme tahtası. Uygun, oranlı. Leke, ben. Güç, kuvvet. Arka, art : Tapımı takip et. Doğru. Dikkat. Tepe ya da dağ üstündeki düzlükler. Güç: İhtiyarlık tapsıslıktır. Tandıra düşüp kül üstünde pişen ekmek. Arka, geri. Yetişir, kâfi. Doğru, hatasız. Tamamen, büsbütün, hep. Eşit, müsavi. Hemen, derhal.

ÖZETKİTAP

Uzun bir kitabın, özü yitirilmeden kısaltılmış ya da özetlenmiş biçimi.

SERTAP

Mıklebin açıkta duran kısmı. Eski ciltlerde miklebin kapağa bağlandığı yere verilen ad. bk. miklep. İnatçı, direngen, asi.

HARTAP

Patates.

METTAP

Okul.

TIHTAP

İyi gelen, tam uyan, yakışan. Kefaret. Üstü kabartma süslü sarı madensel tas.

REİSÜLKÜTTAP

XVII. yüzyıla kadar Osmanlılarda padişah divanı kâtiplerinin başı, reis efendi. Tanzimattan önce Osmanlı Devleti'nin Dışişleri Bakanı.

SEVTAP

Tapılacak kadar sevilen kimse.

SIRTAP

Ters, şımarık, sırnaşık, yaramaz (çocuk için).

ÇAYHATAP

Çorum ilinde, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

EHLİKİTAP

Kitap ehli.

MUHATAP

Kendisine söz söylenilen kimse, kendisiyle konuşulan kimse.

TAPTAP

Takunya. Güç, kuvvet. Mısır unundan yapılan bazlama.

YURDATAP

"Yurduna hizmet et" anlamında kullanılan bir isim".

ALEMTAP

Söyleyiş: a:lemta:p) Dünyayı parlatan, aydınlatan.

İKİTAP

Kitap.

  -   -   -  

Anlamında TAP bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TAP geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ATEŞPEREST

Ateşe tapan.

AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.

ATLAS

Yüzü parlak, sık dokunmuş bir ipekli kumaş türü, saten. Bir konuyu açıklamak için hazırlanmış resim veya levhalardan oluşmuş kitap. Dünyanın, bir ülkenin, bir bölgenin fiziksel ve siyasal coğrafyası ile ekonomi, tarih vb. konularda toplu bilgi vermek için bir araya getirilmiş coğrafya haritaları derlemesi.

ALFABE

Bir dilin seslerini gösteren, belirli bir sıraya göre dizilmiş belli sayıda harfin bütünü, abece, yazı. Bir işin başlangıcı. Bir dilin harflerini tanıtarak okuma öğrenmeyi sağlayan kitap.

ADIM

Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.

AKROPOL

Eski Yunan şehirlerinde, en önemli yapıların ve tapınakların bulunduğu iç kale.

ANSİKLOPEDİ

Belli bir yönteme göre düzenlenen, bilim, sanat ve uğraş dallarının tüm bilgilerini ayrıntılı olarak bir arada bulunduran, genellikle birkaç ciltten oluşan kitap, bilgilik.

AYRAÇ

Cümle içinde geçen bir sözü, metin dışı tutmak için o sözün başına ve sonuna getirilen yay veya köşeli biçimde işaret, parantez. Kalınan sayfayı belirlemek amacıyla kitapların arasına konulan ince, uzun karton parçası, bellik.

AYLI

Üzerinde ay biçimi bulunan. Gebe. Ay ışığı olan, mehtaplı.

ARGONOT

Kafadan bacaklılardan, salyangoz kabuğu biçiminde kabuğu olan ve ahtapota benzeyen bir hayvan (Argonauta argo).

AKAİT

Bir dinin öğrenilmesi gereken inançlarının ve tapınma kurallarının tümü. Bu kuralları toplayan kitap.

ALBÜM

Fotoğraf, pul vb.ni dizip saklamaya yarayan bir defter türü. Herhangi bir konu ile ilgili kısa açıklamalar verilerek resimler basılmış olan kitap. Uzunçalar.

BAP

Kapı. Kitaplarda bölüm, başlık. Arap dil bilgisinde mastar çeşitlerinden her biri. Konu, husus.

AŞAMA

Önem veya değer bakımından gitgide yükselen bir sıra basamakların her biri, rütbe, mertebe, paye. Varılması istenen bir amaca doğru geçilmesi gerekli dönemlerden her biri, evre, basamak, adım, merhale. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap.

BİBLİYOFİL

Kitapsever.

BETİK

Yazılı olan şey, kitap, mektup, tezkere, pusula.

AMENTÜ

Bir oluş, düşünce veya ideolojinin temelini oluşturan değer yargıları. Arapça "inandım" anlamına gelen ve İslamiyetin temel inançları olan "Allah'a, onun meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere, hayır ve şerrin Allah'tan geldiğine inanma"yı dile getiren söz.

BASILI

Basılarak yerleştirilmiş. Basımevinde basılmış (kâğıt, kitap vb.), matbu.

BASMA

Basmak işi. Gazete, dergi, kitap vb. bası ile hazırlanmış yazılı şeyler, matbua. İskambil kâğıdı ile oynanan bir oyun. Gübre, tezek. Basılmış, matbu. Üzerinde bası ile yapılmış renkli biçimler bulunan pamuklu kumaş. Yerin alçalmasıyla bu yeri örten deniz sularının yükselmesi, çekilme karşıtı. Bu kumaştan yapılan.

BENT

Bağ, rabıt. Gazete yazısı. Bir şiirdeki dörtlüklerin her biri, bağlam. Kanun maddesi. Su biriktirmek için akan suyun önüne yapılmış olan set, büğet. Kitaplarda kendi içinde bütünlük oluşturan bölüm.