Kelimeler arşivi içinde; sonunda "tanak" olan, toplam 13 adet kelime bulunmaktadır. Sonu tanak ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında tanak olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde tanak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
TIYIRTTANAK
PATPATANAK
PORTANAK, ŞEYTANAK, ŞIRTANAK
ÇOTANAK, TUTANAK, ÇATANAK, ÇITANAK, FOTANAK, PATANAK
ATANAK
TANAK
TANAK
Garip, tuhaf, şaşırtıcı.
PORTANAK
Ayı yavrusu.
ÇITANAK
Bir dalda dört beş meyvenin yanyana bulunması. Küçük dal. Bir dalda birkaç meyvenin bulunması.
PATANAK
Fındıkların toplu olarak bulunduğu dalcık. Domuz yavrusu. Ayı yavrusu. Başak vermeye başlayan ekin. Ispanağa benzer bir çeşit bitki.
ÇATANAK
Daldaki meyve kümesi. Ağaç dalı. İki dal arası: Kuş çatanağa yuva yapmış. Bacakların gövdeye birleştiği yer. Birbirine bağlanmış iki bohça. Çatallı, pürüzlü.
TUTANAK
Meclis, kurul, mahkeme vb. yerlerde söylenen sözlerin olduğu gibi yazıya geçirilmesi, tutulga, zabıt, zabıtname. Belgelenmesi gereken bir durumu tespit edenler tarafından imzalanan belge, zabıt varakası. Birçok kimsenin imzaladığı rapor, mazbata.
FOTANAK
Kara lahanaya benzeyen, değirmi yapraklı ve yalnız çorbası yapılan bir bitki.
ŞIRTANAK
Yağsız, zayıf et.
ATANAK
Çocukların kuş vurdukları sapan. Köy odalarında misafirlerin elbise ve paltolarını asmaları için iki direk arasına yatay uzatılmış ağaç. Ağaç ve ot kökü.
TIYIRTTANAK
Birdenbire, sessizce (gelmek, gitmek, ya da bir iş yapmak için).
ŞEYTANAK
Maymuncuk. Şeytani. (Başkışla Karaman Konya).
ÇOTANAK
Üzerinde birçok fındık bulunan dal.
PATPATANAK
Baharda dağlarda yetişen, katmerli sümbüle benzer, kokusuz bir çiçek. Salep bitkisi.
Bu bölümde tanımı içerisinde TANAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ZABITNAME
Tutanak.
PATAH
Dayak. Domuz yavrusu. Çotanak (fındık).
TUTANAKÇILIK
Tutanakçının yaptığı iş.
ÇİZELGELEMEK
Çizelgeleyici kullanarak delikli kart üzerindeki verileri listelemek. Herhangi bir ortam üzerindeki veri tutanaklarını, istenirse değişen öbekler için toplamı da yazdırarak, çizelge biçiminde listelemek.
MAZBATA
Tutanak.
TANAKA
1.Dolgun, iri yapılı. 2.Büyük kafalı, anlayışsız (çocuk): Ah tanaka ah, bişiyden çakmazsın.
İŞLEMEK
Bir şeye emek vererek onu daha elverişli bir duruma getirmek. İnce ve süslü şeyler yapmak, nakışlamak. İçine girmek, etkilemek, nüfuz etmek. Naşketmek. İyi çalışmak, müşterisi bol olmak. Durağan durumdan hareketli duruma geçmek, çalışmak. Herhangi bir konuyu ele alarak incelemek, öğretmek. Düşüncelerini herhangi birine etki yaparak benimsetmek. Hesapları, kayıtları düzenli olarak tutmak veya gereken yere aktarmak. Herhangi bir ürünü satışa sunulmadan önce birtakım işlemlerden geçirmek. Çimlenmek, filizlenmek. Çalışmak, iş yapmak. Ayçiçeği ya da kabak çekirdeği yemek. Mısır tanelerini ayırmak: Beş teneke mısır işledik. İşlemek. İşlemek, girip çıkmak; gapidan işlemek. Çalışmak. Herhangi bir veri saklama ortamına, tutanak eklemek ya da günlemek amacıyla yazmak. (kötü iş için): irtikâb. Yapmak. İmâl etmek, yapmak. Tesir etmek.
AYIKLAYICI
Veri tutanaklarını taşıyan delikli kart destelerini ayaklayan elektro-mekanik aygıt. Sıklık ya da evre kiplenimini genlik kiplenimine dönüştüren eksiciksel bir aygıt.
KOMÇİK
Fındık, kiraz, vişne ve benzerleri meyvelerin birkaç tanesinin bir arada bulunduğu dalcık, çıtanak.
ZABIT
Tutanak.
ÖĞE
Anne. Üvey. Bir veri kümesinin öğesi, örn.bir kütük, tutanak adı verilen belli bir sayıda öğeden oluşur, bir tutanak da başka öğelerden oluşur. Matematiksel bir dizgeyi oluşturan nesnelerden her biri (örn. Bir dizeyin yan ve dik sıralarını oluşturan her bir sayı; bir öbeği oluşturan her bir işler, vb.). Kimyasal yollarla daha yalın özdeklere bozunamayan özdek. Bir kümeyi oluşturan nesnelerin her biri. Bir halkbilim olay ya da ürününün en küçük birimi, bk. örge, anakonu, örge tümgesi, örnek. Tek türdeki atomlardan oluşan ve olağan kimyasal yöntemlerle bozunmayan özdek. Bir kümeyi ya da bir bölüğü oluşturan nesnelerden her biri. Atomsal sayısı eş olan atomların oluşturduğu özdek. Bir dalgalığı oluşturan parçalardan her biri. Bir bileşiği oluşturan daha yalın kesimlerden her birine Yerilen genel ad. Bir bileşiğin yapı taşları ya da bir örüntüyü oluşturan bileşenlerden her biri.
TUTULGA
Tutanak.
CERİDE
Gazete. Tutanak, kayıt defteri. Süvari kolu.