Sonu TAMA ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "tama" olan, toplam 14 adet kelime bulunmaktadır. Sonu tama ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında tama olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde tama olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

7 harfli kelimeler

HARTAMA, SAPTAMA, YASTAMA, BALTAMA, GANTAMA, GAYTAMA, HIŞTAMA, MİHTAMA

6 harfli kelimeler

İSTAMA, MATAMA, SATAMA

5 harfli kelimeler

ATAMA, OTAMA

4 harfli kelimeler

TAMA

Bazı kelimelerin anlamları

TAMA

Cehennem.

HARTAMA

Kiremit yerine kullanılan veya kiremit altına konulan ince tahta.

ATAMA

Atamak işi, tayin, nasıp.

MİHTAMA

Kıymalı, kavurmalı yumurta.

OTAMA

Otamak işi, tedavi.

HIŞTAMA

Duyurma, sezdirme.

İSTAMA

Dilencilik yapma.

GAYTAMA

Gem: Hayvanın gaytaması çok sağlam.

SAPTAMA

Saptamak işi, tespit. Gümüş bromür kalıntılarını eritmek için filmin kimyasal bir eriyikten geçirilmesi.

SATAMA

Çekingen, aptal, sersem.

BALTAMA

Güvercin yakalamak için kullanılan bir çeşit ağ. Mumya.

YASTAMA

Yastamak işi.

MATAMA

Keklik avlamak için yere dökülen samanla karışık yem.

GANTAMA

Gem: Katırın gantaması nerede.

  -   -   -  

Anlamında TAMA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TAMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BÜSBÜTÜN

İyiden iyiye, iyice, tamamen, tamamıyla, temelli.

BÜTÜNLEME

Tamamlama, tam duruma getirme, ikmal. Bütünleme sınavı.

AÇGÖZLÜ

Mala, yiyeceğe ve içeceğe doymak bilmeyen, açgöz, gözü aç, doymaz, gözü doymaz, tamahkâr, haris, hırslı, tokgözlü karşıtı.

AÇGÖZLÜLÜK

Açgözlü olma durumu, doymazlık, gözü doymazlık, harislik, tamahkârlık, tamah.

BAĞIMLAŞMAK

Bir şeye veya bir kimseye tamamen bağımlı olmak.

AYRIM

Ayırma işi, tefrik. Bir kimse veya nesnenin bir başkasıyla karıştırılmamasını sağlayan ayrılık, benzer şeyleri birbirinden ayıran özellik, başkalık, fark. Bir veya daha çok sahne içinde geliştirilip olayın tamamlanmış bir parçasını veren film bölüğü. Cinsleri ve türleri birbirinden ayıran ana karakter, fark. Alt bölüm. Ayrılma noktası.

ARMONİZE

Tamamlayıcı sesler eklenmiş (müzik parçası).

BÜTÜNLENMEK

Bütünleme işine konu olmak, ikmal edilmek, tamamlanmak.

BÜTÜNLEMEK

Eksiksiz duruma getirmek, tamamlamak. Ufak, bozuk paraları büyük para durumuna getirmek.

BAĞLAMAK

Bir şeyi bir yere veya bir şeye tutturmak. Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak. Düğümlemek. Uyulması zorunlu olmak. Eklemek, bir araya getirmek, birleştirmek. Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak. Anlaşma yapmak. Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak. Gönlünü kazanmak. Geçişi engellemek. Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek. Birini söz veya yazı ile bağlamak, taahhüt etmek, angaje etmek. Yaraya ilaç koyup bezle sarmak. Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak. Denk yapmak, paket yapmak.

BÜTÜNLÜK

Bütün olma durumu, tamamiyet.

BÜTÜNLETMEK

Bütün durumuna getirmek, tamamlatmak.

AMPÜTASYON

Kol, bacak, kulak gibi organların tedavi amacıyla kısmen veya tamamen kesilip çıkartılması. Herhangi bir bütünden bir parça kesme veya koparma.

ATIK

Hastane, ev, fabrika vb. yerlerde kullanılmış, artık işlenemez veya çevre için zarar oluşturan her türlü madde. Atılmış, atılan. Üretimden tüketime kadar olan tüm aşamalarda ortaya çıkan ve kullanıcının artık işine yaramayan maddelerin tamamı.

BOĞMAK

Boğum yeri. Bir durumu başka bir durum yaratarak örtmeye çalışmak. Tamamıyla kaplamak, sarmak. Peş peşe yapmak, bir kimseyi bir şeyin fazlasına eriştirmek veya uğratmak. Silik bir duruma getirmek, bastırmak. Motorlu taşıtlarda fazla yakıt, motoru çalışmaz duruma getirmek. Gelişmesine engel olmak. Bunaltmak. Renkler uygun düşmemek. El, ip vb. ile bir şeyi çepeçevre sıkmak. Bir canlıyı, soluk almasına engel olarak öldürmek.

BİLEŞİM

Bileşme işi. İki veya daha çok öge bir araya gelerek yeni bir öge oluşturma, terkip. Bileşme sonucu oluşan cisim. Bir maddenin hangi kimyasal türlerden oluştuğunu belirleyen verilerin tamamı.

BİTİRMEK

Bitmesini sağlamak, sona erdirmek, tüketmek, tamamlamak, sonuçlandırmak. Onulmaz duruma getirmek, mahvetmek. Güçsüz düşürmek, bitkin duruma getirmek, yormak.

BİJUTERİ

Kuyumcunun yaptığı değerli takıların tamamı. Değerli olmayan maden veya taşlardan yapılmış takı, süs eşyası.

BEYYİNE

Bir olayın doğruluğunu ortaya koyabilen yöntem. Duruşma sırasında bir düşünceyi gerçekleştirmek için başvurulan belge, kanıt, tutamak, delil.

BOMBOŞ

Büsbütün, tamamen boş.