Kelimeler arşivi içinde; sonunda "tami" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu tami ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında tami olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde tami olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
TAMİ
Fındık kümesi : Tamiler çok. Bir ocaklık çay bitkisi, çay kümesi.
Bu bölümde tanımı içerisinde TAMİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GENELGE
Yasa ve yönetmeliklerin uygulanmasında yol göstermek, herhangi bir konuda aydınlatmak, dikkat çekmek üzere ilgililere gönderilen yazı, tamim, sirküler.
LENFATİZM
Vitamin azlığından veya lenf boğumlarının hacminin artmasından doğan, derinin aşırı beyazlığı, tenin çok yumuşak olması, ayaklarda şişme ve boyundaki bezlerde büyüme vb. belirtilerle kendini gösteren bir hastalık.
GENELLEMEK
Varlıklar veya olaylar arasındaki benzerlik bağıntılarını bir düşüncede toplamak, tamim etmek, belirlemek karşıtı.
GENELLEME
Genellemek işi. Bir işlemin sonucu olan genel kavram, yargı, bilim yasası veya kuram. Zihnin genel düşünceler yapması işlemi veya özelden genele geçiş, tamim.
GENELLEŞTİRME
Genel duruma getirme. Tek tek veya özel durumlardan genel bir yasanın, önermenin çıkarılması, tamim.
KİVİ
Kivigillerden, Yeni Zelanda'da yaşayan, kanatları küt olduğu için uçamayan, bacakları güçlü bir kuş, apteriks (Apteryx australis). Kahverengi tüylü kabuğu soyularak yenen yeşil renkli, sulu, C vitamini bakımından zengin meyve.
ONARMAK
Bozulmuş, eskimiş olan bir şeyi düzeltip işler veya kullanılır duruma sokmak, işe yarar duruma getirmek, tamir etmek. İşlenen bir kusuru, yapılmış olan bir yanlışlığı giderecek veya önleyecek davranışlarda bulunmak. Bir yapının, bir heykelin, bir resmin bozulmuş yerlerini yeniden yapmak, ilk duruma getirmek, restore etmek.
ONARIMCILIK
Bozulmuş olan nesneleri onarıp yararlı bir duruma getirme, tamircilik.
ONARIMCI
Onarma işini yapan kimse, tamirci.
BERİBERİ
Genellikle Afrika ve Uzak Doğu ülkelerinde B vitamini eksikliğinden ileri gelen bir hastalık.
KÖŞKER
Yemenici, ayakkabı tamircisi.
GÖNCÜ
Ham veya işlenmiş deri satan kimse. Ayakkabı tamircisi.
KALAFAT
Geminin kaplama tahtaları arasını üstüpü ile doldurup ziftleyerek su geçirmez duruma getirme işi. Aşağısı dar, yukarısı geniş bir tür yeniçeri başlığı. Onarma, tamir etme. Osmanlı Devleti'nde vezir veya yüksek mevkide devlet adamlarının giydikleri bir başlık.
İSKORBÜT
C vitamini eksikliğinden ileri gelen ve dermansızlık, zayıflık, diş etlerinin iltihabı vb. belirtilerle kendini gösteren hastalık.
KOMPLEKS
Karmaşık. Karmaşa. Vitamin ya da proteinlerin oluşturduğu bileşik. Karmaşıklık, karmaşa. Karmaşık. Aynı ekonomik etkinliği gerçekleştiren sanayinin tesisler bütünü, kuruluşlar bütünü.
ONARIM
Onarma işi, tamirat, tamir. Bir yapının, bir heykelin, bir resmin bozulmuş yerlerini yeniden yapma, ilk durumuna getirme, restore etme. Tarihî eser niteliği taşımayan yapıların onarılması, renovasyon.
ONARTMAK
Onarma işini birine yaptırmak, tamir ettirmek.
PANCAR
Ispanakgillerden, vitamince zengin bir bitki (Beta vulgaris). Bu bitkinin şeker elde edilen kalın ve etli kökü.
DOMATES
Patlıcangillerden, yaprakları tüylü, çiçekleri salkım durumunda, vitamince zengin bir bitki (Lycopersion esculentum). Bu bitkinin yenilen kırmızı veya yeşil ürünü.
BAĞDAT
"Karnını doyurmak" anlamındaki Bağdat'ı tamir etmek deyiminde geçen bir söz.