Sonu TALİ ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "tali" olan, toplam 15 adet kelime bulunmaktadır. Sonu tali ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında tali olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde tali olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

KARASEYİTALİ

9 harfli kelimeler

MAKSUTALİ, MEHMETALİ, MÜRŞİTALİ

8 harfli kelimeler

SEYİTALİ, ŞEHİTALİ, YİĞİTALİ

7 harfli kelimeler

MUTTALİ, ŞEFTALİ, AVATALİ, ÇEVTALİ, DOSTALİ, ŞEYTALİ

6 harfli kelimeler

TOTALİ

4 harfli kelimeler

TALİ

Bazı kelimelerin anlamları

TALİ

İkinci derecede olan, ikincil.

MUTTALİ

Öğrenmiş, haber almış, bilgi edinmiş.

MEHMETALİ

Konya kenti, Güneysınır ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.

DOSTALİ

Ağrı kenti, Doğubayazıt ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.

ŞEYTALİ

Yol yol renkli dokunmuş, alaca. bez.

MÜRŞİTALİ

Iğdır kenti, Taşburun bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

SEYİTALİ

Samsun kenti, Kavak ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

ŞEFTALİ

Gülgillerden, ılıman bölgelerde yetişen, çiçekleri pembe renkli bir ağaç (Prunus persica). Bu ağacın tatlı ve sulu meyvesi.

YİĞİTALİ

Bursa şehri, Osmangazi ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

TOTALİ

Çorum şehrinde, Mecitözü ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

AVATALİ

Şaşkın, kararsız, beceriksiz, işsiz, avare.

ŞEHİTALİ

Ankara ilinde, Yenimahalle ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

MAKSUTALİ

Elâzığ kenti, Başyurt bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

KARASEYİTALİ

Ağrı kenti, Hamur ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

ÇEVTALİ

Şeftali.

  -   -   -  

Anlamında TALİ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TALİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BANKO

İş yerlerinde üzerine eşya koymaya elverişli, iş takibi için gelen kişiyle görevli arasına konulmuş tezgâh. Talih oyunlarında ortada toplanan paranın hepsine oynandığını anlatan bir söz. Talih oyunlarında, oyunu yönetenin ortaya koyduğu para. Talih oyunlarında oyunu yöneten kimse. Su altı tepeliği. Kesinlikle.

ANTİKAPİTALİZM

Kapitalizme karşı olma.

ALIŞTIRMA

Alıştırmak işi. Vücudun gücünü ve dayanıklılığını artırmak için yapılmış olan uygulama, hazırlık çalışması, idman, egzersiz, antrenman. Bir beceriyi, bilgiyi kazanmak için yapılmış olan tekrar, temrin, talim, egzersiz. Bir araç motorundan tam verim elde edilebilmesi için ilk dönemlerinde yüksek devirde düşük hızda çalıştırılması, rodaj.

ANAMALCILIK

Anamala dayanan ve kâr amacı güden üretim düzeni, sermayecilik, kapitalizm.

ÇARKIFELEK

Yakıldığında dönerek kıvılcım saçan donanma fişeği. Çarkıfelekgillerden, güzel, büyük, parlak kırmızı çiçekleri olan, duvar kenarlarına ve kameriyeler çevresine ekilen tırmanıcı bir süs bitkisi, fırıldak çiçeği, saat çiçeği (Passiflora caerulea). Talih, kader. Bir tür talih oyunu.

ÇIKMAK

İçeriden dışarıya varmak, gitmek. Süresi dolduğunda ayrılmak. Gerçekleşmek. Yayılmak, duyulmak. Yerinden oynamak. Görünür ya da belli bir durumda bulunmak. Bir iddia ile ortalıkta görünmek. Belirmek, tanınmak. Meydana gelmek. Yayılmak. Niteliği sonradan anlaşılmak. Gelmek. Giderilmek, yok olmak. Yetkili birinin makamına iş için gitmek. Bir şeyin yukarısına doğru yürümek. Artırmak, fiyatı yükseltmek. Bir konu yetkililerce karara bağlanmak. Mal olmak. Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek. Büyük abdest bozmak. Karaya ayak basmak. Oyunda herhangi bir rolü oynamak. Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek. Yükselmek, artmak. Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak. Yetişecek ölçüde olmak. Harcamak zorunda kalmak. Eksilmek. Ay veya mevsim geçmek. Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak. Binaya kat eklemek. Erişmek, görmek. Bulunduğu yerden fırlamak, kopmak. Sıyrılmak, ayrılmak. Olmak, bulunmak, var olmak. Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek. Yapılmak, yürümek. Bitmek, büyümek, sürmek. Karşı gelebilmek, boy ölçüşmek. Bir yere ulaşmak, varmak. Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak. Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak. Piyasaya sürülmek. Oluşmak, olmak. Sesini yükseltmek. Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek. Bulaşmak. Ay, Güneş görünmek. Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak. Verilmek. Vermeye katlanmak. Flört etmek. Davranışta herhangi bir niteliği bulunmak. Unutmak. Yayımlanmak. Yeni yetişip satışa sunulmak.

BÜTÜNCÜLLÜK

Totaliterlik.

BAHTSIZ

Bahtı kötü olan, mutsuz, talihsiz, kadersiz, kötü talihli, bibaht.

BİLET

Para ile alınan ve konser, sinema, tiyatro vb. eğlence yerlerine girme, ulaşım araçlarına binme veya bir talih oyununa katılma imkânını veren belge.

ALAŞIM

Bir metalin belli oranlarda bir veya birkaç metalle ergimesiyle oluşan yeni metal, halita.

BÜTÜNCÜL

Totaliter.

BEDBAHT

Mutsuz, bahtsız, talihsiz.

BAHTLI

Bahtı iyi olan, mutlu, talihli, kara bahtlı karşıtı.

ADA

Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.

AKSEDİR

Kaplaması mobilyacılıkta kullanılan, açık kahverengi öz odunlu olan bir ağaç (Thuya occidentalist).

ARAÇÇILIK

Düşünme biçimlerinin, kuramların, mantık ve ahlak biçimlerinin yalnızca hayatın değişik şartlarına uyma araçları olduğunu savunan dünya görüşü, enstrümantalizm.

ANTİKAPİTALİST

Kapitalist rejime karşı olan (kimse).

ANAMALCI

Üretim araçlarını özel mülkiyetinde bulunduran kimse, anamal sahibi, sermayedar, sermayeci, kapitalist. Anamalcılık düzenini benimsemiş kimse, kapitalist.

ANLAYIŞ

Anlama işi, telakki. Anlama yeteneği, feraset, izan, zekâ. Benzerlerinden ayıran özellik, konsept. Hoş görme, hâlden anlama. Bir toplum veya topluluktaki bireylerde görüş ve inanış etmenlerinin etkisiyle beliren düşünme yolu, düşünüş biçimi, zihniyet, mantalite.

BAHT

Gelecekteki olayları kaçınılmaz bir biçimde belirleyen ilahi iradenin insan ve toplum için çizdiği yaşayış biçimi, kader, talih. Şans.