TALİ ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "tali" olan, toplam 30 adet kelime bulunmaktadır. tali ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu tali ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde tali olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

TALİMHANECİBAŞI

11 harfli kelimeler

TALİHSİZLİK, TALİMATNAME

9 harfli kelimeler

TALİDOMİT, TALİMNAME, TALİMHANE

8 harfli kelimeler

TALİPLER, TALİMSİZ, TALİHSİZ, TALİMGAH

7 harfli kelimeler

TALİHLİ, TALİMLİ, TALİPLİ, TALİKAT, TALİMAR, TALİMAT, TALİSKA

6 harfli kelimeler

TALİYE, TALİKA, TALİHA, TALİGA, TALİBE

5 harfli kelimeler

TALİM, TALİL, TALİK, TALİH, TALİP, TALİS, TALİA

Bazı kelimelerin anlamları

TALİ

İkinci derecede olan, ikincil.

TALİPLER

Kastamonu ilinde, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

TALİHSİZLİK

Talihsiz olma durumu, şanssızlık, bahtsızlık.

TALİHLİ

Talihi iyi olan, bahtı açık olan, bahtlı, şanslı.

TALİPLİ

Talip olan, talip. Talibi bulunan.

TALİMNAME

Savaşta uygulanan türlü manevraları, araç ve gereçlerin nasıl kullanılacağını, her sınıfın görev ve davranışını belirten kuralların toplandığı kitap.

TALİMGAH

Çeşitli uzmanlık dallarına gerekli olan uzman, öğretici vb.ni yetiştirmek amacıyla uygulamalı olarak eğitim ve öğretim vermek için oluşturulmuş askeri kuruluş.

TALİKAT

Yazmanın içindekilerini göstermek ve (ya da) bir düzeltme yapmak amacıyla sayfa kenarına yazılan yazılar, a. bk. sayfa kenarı. Bu tür yazılardan oluşan kitap a. bk. haşiye.

TALİMLİ

Talim görmüş, eğitilmiş. Alışık, eli yatkın.

TALİMHANECİBAŞI

Yeniçeri ocağında, talimhanelerde komutanlık ve öğretmenlikle görevli bulunan 5. sağ bölüğün komutanı.

TALİDOMİT

Teratojenik etkileri olan hipnosedatif bir ilaç.

TALİMAR

Baş bodoslamasından omurgaya kadar uzanan, cıvadra donanımına desteklik etmek amacıyla konulan ekleme.

TALİMSİZ

Talim görmemiş.

TALİMATNAME

Yönetmelik.

TALİHSİZ

Talihi ters olan, talihi kötü olan, şanssız, bahtsız (kimse).

TALİMHANE

Eğitim alanı.

  -   -   -  

Anlamında TALİ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TALİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AKSEDİR

Kaplaması mobilyacılıkta kullanılan, açık kahverengi öz odunlu olan bir ağaç (Thuya occidentalist).

ÇARKIFELEK

Yakıldığında dönerek kıvılcım saçan donanma fişeği. Çarkıfelekgillerden, güzel, büyük, parlak kırmızı çiçekleri olan, duvar kenarlarına ve kameriyeler çevresine ekilen tırmanıcı bir süs bitkisi, fırıldak çiçeği, saat çiçeği (Passiflora caerulea). Talih, kader. Bir tür talih oyunu.

ANTİKAPİTALİST

Kapitalist rejime karşı olan (kimse).

ANLAYIŞ

Anlama işi, telakki. Anlama yeteneği, feraset, izan, zekâ. Benzerlerinden ayıran özellik, konsept. Hoş görme, hâlden anlama. Bir toplum veya topluluktaki bireylerde görüş ve inanış etmenlerinin etkisiyle beliren düşünme yolu, düşünüş biçimi, zihniyet, mantalite.

BAHTSIZ

Bahtı kötü olan, mutsuz, talihsiz, kadersiz, kötü talihli, bibaht.

ANTİKAPİTALİZM

Kapitalizme karşı olma.

BEDBAHT

Mutsuz, bahtsız, talihsiz.

ADA

Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.

BANKO

İş yerlerinde üzerine eşya koymaya elverişli, iş takibi için gelen kişiyle görevli arasına konulmuş tezgâh. Talih oyunlarında ortada toplanan paranın hepsine oynandığını anlatan bir söz. Talih oyunlarında, oyunu yönetenin ortaya koyduğu para. Talih oyunlarında oyunu yöneten kimse. Su altı tepeliği. Kesinlikle.

BÜTÜNCÜLLÜK

Totaliterlik.

BAHTLI

Bahtı iyi olan, mutlu, talihli, kara bahtlı karşıtı.

BİLET

Para ile alınan ve konser, sinema, tiyatro vb. eğlence yerlerine girme, ulaşım araçlarına binme veya bir talih oyununa katılma imkânını veren belge.

ÇIKMAK

İçeriden dışarıya varmak, gitmek. Süresi dolduğunda ayrılmak. Gerçekleşmek. Yayılmak, duyulmak. Yerinden oynamak. Görünür ya da belli bir durumda bulunmak. Bir iddia ile ortalıkta görünmek. Belirmek, tanınmak. Meydana gelmek. Yayılmak. Niteliği sonradan anlaşılmak. Gelmek. Giderilmek, yok olmak. Yetkili birinin makamına iş için gitmek. Bir şeyin yukarısına doğru yürümek. Artırmak, fiyatı yükseltmek. Bir konu yetkililerce karara bağlanmak. Mal olmak. Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek. Büyük abdest bozmak. Karaya ayak basmak. Oyunda herhangi bir rolü oynamak. Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek. Yükselmek, artmak. Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak. Yetişecek ölçüde olmak. Harcamak zorunda kalmak. Eksilmek. Ay veya mevsim geçmek. Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak. Binaya kat eklemek. Erişmek, görmek. Bulunduğu yerden fırlamak, kopmak. Sıyrılmak, ayrılmak. Olmak, bulunmak, var olmak. Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek. Yapılmak, yürümek. Bitmek, büyümek, sürmek. Karşı gelebilmek, boy ölçüşmek. Bir yere ulaşmak, varmak. Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak. Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak. Piyasaya sürülmek. Oluşmak, olmak. Sesini yükseltmek. Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek. Bulaşmak. Ay, Güneş görünmek. Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak. Verilmek. Vermeye katlanmak. Flört etmek. Davranışta herhangi bir niteliği bulunmak. Unutmak. Yayımlanmak. Yeni yetişip satışa sunulmak.

ALIŞTIRMA

Alıştırmak işi. Vücudun gücünü ve dayanıklılığını artırmak için yapılmış olan uygulama, hazırlık çalışması, idman, egzersiz, antrenman. Bir beceriyi, bilgiyi kazanmak için yapılmış olan tekrar, temrin, talim, egzersiz. Bir araç motorundan tam verim elde edilebilmesi için ilk dönemlerinde yüksek devirde düşük hızda çalıştırılması, rodaj.

ANAMALCI

Üretim araçlarını özel mülkiyetinde bulunduran kimse, anamal sahibi, sermayedar, sermayeci, kapitalist. Anamalcılık düzenini benimsemiş kimse, kapitalist.

BÜTÜNCÜL

Totaliter.

BAHT

Gelecekteki olayları kaçınılmaz bir biçimde belirleyen ilahi iradenin insan ve toplum için çizdiği yaşayış biçimi, kader, talih. Şans.

ANAMALCILIK

Anamala dayanan ve kâr amacı güden üretim düzeni, sermayecilik, kapitalizm.

ALAŞIM

Bir metalin belli oranlarda bir veya birkaç metalle ergimesiyle oluşan yeni metal, halita.

ARAÇÇILIK

Düşünme biçimlerinin, kuramların, mantık ve ahlak biçimlerinin yalnızca hayatın değişik şartlarına uyma araçları olduğunu savunan dünya görüşü, enstrümantalizm.