Kelimeler arşivi içinde; başında "sökü" olan, toplam 19 adet kelime bulunmaktadır. sökü ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu sökü ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde sökü olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
SÖKÜÇAYIRI, SÖKÜLENMEK
SÖKÜNDÜZÜ
SÖKÜTMEK, SÖKÜLMEK
SÖKÜCEK, SÖKÜRGE, SÖKÜNTÜ, SÖKÜMET, SÖKÜLÜŞ, SÖKÜLME, SÖKÜKÇÜ
SÖKÜLÜ
SÖKÜM, SÖKÜN, SÖKÜL, SÖKÜK, SÖKÜŞ
SÖKÜ
SÖKÜ
Alçak ayaklı, arkalıksız iskemle. 1.Ormandan ya da meradan açılan tarla. 2.Orman. Hastane. Ceket. Kastamonu ili, Çatalzeytin ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Kastamonu şehri, İnebolu belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
SÖKÜNDÜZÜ
Diyarbakır şehrinde, Ergani ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
SÖKÜKÇÜ
Sökük dikip yama yapan kimse.
SÖKÜLENMEK
Sökülmek (çorap vb.).
SÖKÜLME
Sökülmek işi.
SÖKÜLMEK
Sökme işine konu olmak. Parayı istemeyerek vermek, harcamak.
SÖKÜM
Sökme işi. Pastırma yapımında, etlerin karkastan ayrılması işlemi. Kuvvetle yürüyüp gelme, sökün, çıkış tarzı.
SÖKÜRGE
Hayvanları yürütmek için dürtmekte kullanılan sopanın ucundaki demir.
SÖKÜNTÜ
Sökülen şeyin parçası. Ağaçlık yerden açılan tarla.
SÖKÜLÜŞ
Sökülme işi.
SÖKÜCEK
Tunceli şehri, Darıkent bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
SÖKÜTMEK
1.Çıkarmak : Koyunları ahırdan söküt. 2.Yerinden oynatmak, çıkarmak, sökmek. Başladıktan sonra arkası kesilmeden getirmek, başından sonuna kadar sırasıyla söylemek.
SÖKÜN
"Birçok kişi veya şey birbiri ardından gelmek, görünmek" anlamlarına gelen sökün etmek birleşik fiilinde geçer.
SÖKÜLÜ
Ayaklarında ak leke bulunan hayvan : Bu at sekilidir.
SÖKÜÇAYIRI
Sinop kenti, Ayancık belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
SÖKÜMET
Sökme.
Bu bölümde tanımı içerisinde SÖKÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KORLAMAK
Korumak, saklamak. Kapıyı arkasından kilitlemek. Tuttuğu işi gelişigüzel yapmak. Bir şeyin üstünü örterek saklamak. Kötülemek; kapatmak; söküğü dikip kapatmak; kapı, pencere ve benzerleri hiç açılmıyacakmış gibi kapatmak.
GÖNÜK
Az yanmış, ateş karşısında renk değiştirmiş kumaş. Ormanların yakılmasıyle açılan yer, tarla. Ağaçların sökülmesiyle açılan tarla. Engebeli yer, dağ yamaçları. Çok duygulu kişi. İyice olmuş.
PELEN
Bilgi, ustalık : Dağda kütük çok, o da pelen ile sökülür. Eskiden kadınların giydiği çarşafın üst parçası. Hızlı atılan deyneğin yere dokunup sıçrayarak gidişi.
ACARTAV
Tarlanın şubat-mart ayları içindeki sürülme tavı, zamanı. Tam tav. Yeni sökülmüş tarlanın ilk ekim tavı. İnsanların en güçlü oldukları delikanlılık ve olgunluk çağı.
ÇEKTİRME
Çektirmek işi. Arabaların göbek bilyelerini çıkarmak için kullanılan araç. Yaklaşık 30-50 grostonluk yelkenli veya yük taşıyan motorlu büyük kayık. Arabaların değişik bölümlerinde hareketi ve dönüşü sağlamaya yarayan rulmanların yuvalarından çıkarılması işinde kullanılan alet. Çektiri. Sökülebilir elbise, yemek ve salon dolaplarının tablalarını birbirine tutturmak için metal veya plastikten yapılmış bağlantı parçası.
DİKİCİ
Tarımla uğraşan kimse, çiftçi. Dikişçi. Sökük ayakkabıları onaran kimse. Yeni yapılmış olan ayakkabıların dikiş işini yapan kimse.
ÇEVİRMEK
Bir şeyin yönünü değiştirmek. İşlemek, yapmak. Geri göndermek. Çeviri yapmak. Yolundan alıkoymak, yoldan döndürmek. Kâğıt oyunu oynamak. Yönetmek, idare etmek. Bir giyeceği söküp iç yüzünü dışa getirmek. Öteki yüzünü görünür duruma getirmek. Döndürerek hareket ettirmek. Bir durumdan başka duruma geçmek. Bir durumdan başka duruma getirmek, dönüştürmek. Durdurmak. Çevrilemek, tevil etmek. Bir yerin çevresini bir şeyle sarmak, kuşatmak.
SAĞILMAK
Sağma işine konu olmak. Kumaş, kilim vb. bir yerinden iplik çıkıp sökülmek. Akmak, kaymak, aşağıya doğru hızla inmek.
PORTATİF
Kolay taşınabilen, katlanarak taşınabilir duruma getirilebilen, seyyar. Sökülüp başka yerde kurulma imkânı bulunan.
BERKİŞTİRMEK
Sağlamlaştırmak, pekiştirmek, sıkıştırmak, sertleştirmek, katılaştırmak. Bastırmak (kelimelere). Söküğü dikmek, yamamak. Sağlamlaştırmak.
SÖKÜK
Sökülmüş. Dikişi sökülmüş.
SEYREKLEME
Sık biten bitkilerin aralarından kimilerini söküp atma işlemi, aralama. Seyrek olarak, aralıklı.
GEÇME
Geçmek işi, mürur. Çakılmış, yapıştırılmış veya lehimlenmiş olmayıp gereğinde sökülebilecek biçimde parçaları birbirine takılıp kenetlenmiş olan. Birbirinin içine geçirilerek tutturulan iki şeyden birinde bulunan çıkıntılı parça.
ACERTAV
Yeni sökülmüş tarlanın ilk ekim tavı.
ÇEZÜNTÜ
Eski çorap söküntüsü.
KUYLAMAK
Bir şeyi gömerek saklamak. Çukura gömerek saklamak: Kış geliyor, havucu bahçeden söküp, evin avlusuna kuyladım.
ZORLAMAK
Birine bir şey yaptırmak amacıyla güç kullanmak, boyun eğdirmeye çalışmak, zor kullanmak, mecbur etmek. Üstelemek, ısrar etmek. Açılması, kırılması, sökülmesi gereken şeyler için güç kullanmak.
CURNATA
Bıldırcın sökünü.
TORNAVİDA
Vidaları söküp takmakta kullanılan, ucu düz veya yıldız biçiminde alet.
KOSAANAHTARI
Kosayı söküp takmak için kullanılan araç. (Kemalpaşa İzmir).