Kelimeler arşivinde; içinde "sökü" olan, toplam 37 tane kelime bulunuyor. İçerisinde sökü bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu sökü ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında sökü olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
AKÖRENSÖKÜLER
HACIREİSSÖKÜ
KESTANESÖKÜ, KABALARSÖKÜ
YUKARISÖKÜ, SÖKÜÇAYIRI, AVLAĞISÖKÜ, SÖKÜLENMEK
KİRAZSÖKÜ, KAZMASÖKÜ, SÖKÜNDÜZÜ
ORTASÖKÜ, DERESÖKÜ, SÖKÜTMEK, SÖKÜLMEK, SULUSÖKÜ
SÖKÜLÜŞ, SÖKÜMET, SÖKÜRGE, SÖKÜCEK, KOZSÖKÜ, SÖHSÖKÜ, KUZSÖKÜ, İNESÖKÜ, GÜRSÖKÜ, BAŞSÖKÜ, ALASÖKÜ, SÖKÜNTÜ, SÖKÜLME, SÖKÜKÇÜ
SÖKÜ
Alçak ayaklı, arkalıksız iskemle. 1.Ormandan ya da meradan açılan tarla. 2.Orman. Hastane. Ceket. Kastamonu ili, Çatalzeytin ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Kastamonu şehri, İnebolu belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
SÖKÜLENMEK
Sökülmek (çorap vb.).
AKÖRENSÖKÜLER
Bartın şehri, Kumluca nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
SÖKÜNDÜZÜ
Diyarbakır şehrinde, Ergani ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
KİRAZSÖKÜ
Kastamonu şehri, Bozkurt belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
SÖKÜÇAYIRI
Sinop kenti, Ayancık belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
KABALARSÖKÜ
Kastamonu ili, İnebolu belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
DERESÖKÜ
Kastamonu kenti, İnebolu ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
YUKARISÖKÜ
Kastamonu ilinde, Çatalzeytin belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
KESTANESÖKÜ
Kastamonu şehrinde, Bozkurt belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
ORTASÖKÜ
Kastamonu şehrinde, Bozkurt ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
HACIREİSSÖKÜ
Kastamonu şehrinde, Çatalzeytin ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
SÖKÜTMEK
1.Çıkarmak : Koyunları ahırdan söküt. 2.Yerinden oynatmak, çıkarmak, sökmek. Başladıktan sonra arkası kesilmeden getirmek, başından sonuna kadar sırasıyla söylemek.
AVLAĞISÖKÜ
Sinop şehri, Erfelek ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
SÖKÜLMEK
Sökme işine konu olmak. Parayı istemeyerek vermek, harcamak.
KAZMASÖKÜ
Sinop kenti, Erfelek ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
Bu bölümde tanımı içerisinde SÖKÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GÖNÜK
Az yanmış, ateş karşısında renk değiştirmiş kumaş. Ormanların yakılmasıyle açılan yer, tarla. Ağaçların sökülmesiyle açılan tarla. Engebeli yer, dağ yamaçları. Çok duygulu kişi. İyice olmuş.
ÇEKTİRME
Çektirmek işi. Arabaların göbek bilyelerini çıkarmak için kullanılan araç. Yaklaşık 30-50 grostonluk yelkenli veya yük taşıyan motorlu büyük kayık. Arabaların değişik bölümlerinde hareketi ve dönüşü sağlamaya yarayan rulmanların yuvalarından çıkarılması işinde kullanılan alet. Çektiri. Sökülebilir elbise, yemek ve salon dolaplarının tablalarını birbirine tutturmak için metal veya plastikten yapılmış bağlantı parçası.
SÖKÜKÇÜ
Sökük dikip yama yapan kimse.
ZORLAMAK
Birine bir şey yaptırmak amacıyla güç kullanmak, boyun eğdirmeye çalışmak, zor kullanmak, mecbur etmek. Üstelemek, ısrar etmek. Açılması, kırılması, sökülmesi gereken şeyler için güç kullanmak.
SAĞILMAK
Sağma işine konu olmak. Kumaş, kilim vb. bir yerinden iplik çıkıp sökülmek. Akmak, kaymak, aşağıya doğru hızla inmek.
DİKİCİ
Tarımla uğraşan kimse, çiftçi. Dikişçi. Sökük ayakkabıları onaran kimse. Yeni yapılmış olan ayakkabıların dikiş işini yapan kimse.
KORLAMAK
Korumak, saklamak. Kapıyı arkasından kilitlemek. Tuttuğu işi gelişigüzel yapmak. Bir şeyin üstünü örterek saklamak. Kötülemek; kapatmak; söküğü dikip kapatmak; kapı, pencere ve benzerleri hiç açılmıyacakmış gibi kapatmak.
TORNAVİDA
Vidaları söküp takmakta kullanılan, ucu düz veya yıldız biçiminde alet.
ACERTAV
Yeni sökülmüş tarlanın ilk ekim tavı.
PORTATİF
Kolay taşınabilen, katlanarak taşınabilir duruma getirilebilen, seyyar. Sökülüp başka yerde kurulma imkânı bulunan.
CURNATA
Bıldırcın sökünü.
ÇEVİRMEK
Bir şeyin yönünü değiştirmek. İşlemek, yapmak. Geri göndermek. Çeviri yapmak. Yolundan alıkoymak, yoldan döndürmek. Kâğıt oyunu oynamak. Yönetmek, idare etmek. Bir giyeceği söküp iç yüzünü dışa getirmek. Öteki yüzünü görünür duruma getirmek. Döndürerek hareket ettirmek. Bir durumdan başka duruma geçmek. Bir durumdan başka duruma getirmek, dönüştürmek. Durdurmak. Çevrilemek, tevil etmek. Bir yerin çevresini bir şeyle sarmak, kuşatmak.
ACARTAV
Tarlanın şubat-mart ayları içindeki sürülme tavı, zamanı. Tam tav. Yeni sökülmüş tarlanın ilk ekim tavı. İnsanların en güçlü oldukları delikanlılık ve olgunluk çağı.
SÖKÜNTÜ
Sökülen şeyin parçası. Ağaçlık yerden açılan tarla.
ÇEZÜNTÜ
Eski çorap söküntüsü.
SÖKÜLME
Sökülmek işi.
SÖKÜN
"Birçok kişi veya şey birbiri ardından gelmek, görünmek" anlamlarına gelen sökün etmek birleşik fiilinde geçer.
BERKİŞTİRMEK
Sağlamlaştırmak, pekiştirmek, sıkıştırmak, sertleştirmek, katılaştırmak. Bastırmak (kelimelere). Söküğü dikmek, yamamak. Sağlamlaştırmak.
GEÇME
Geçmek işi, mürur. Çakılmış, yapıştırılmış veya lehimlenmiş olmayıp gereğinde sökülebilecek biçimde parçaları birbirine takılıp kenetlenmiş olan. Birbirinin içine geçirilerek tutturulan iki şeyden birinde bulunan çıkıntılı parça.
SÖKÜK
Sökülmüş. Dikişi sökülmüş.