Kelimeler arşivi içinde; başında "sulu" olan, toplam 50 adet kelime bulunmaktadır. sulu ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu sulu ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde sulu olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
SULUCAGÜMBET, SULUKARAAĞAÇ
SULUZIRTLAN, SULUZIRTLAK, SULUYONCASI, SULUSIRTLAK, SULUSERPGEN
SULULAŞMAK, SULUZIPLAK, SULUZIPGIN, SULUSIKLAM, SULUSEPKİN, SULUSEPGİN, SULUGUMBAT, SULUGAYLAN
SULUCAOVA, SULUSARAY, SULUSEPEN, SULULAŞMA, SULUYAYLA, SULUSİNEH
SULUYAZI, SULUKLUK, SULUDERE, SULUKULE, SULUHLUH, SULULUĞU, SULUSÖKÜ, SULUNCAK, SULUNGUR, SULUNMAK, SULUBOYA
SULUTAŞ, SULUOVA, SULUTKA, SULUCAK, SULUBÜK, SULUBAĞ, SULUÇEM, SULULUK, SULUKÖY, SULUKLU, SULUGÖL, SULUĞAN
SULUCA
SULUÇ, SULUK, SULUH, SULUĞ
SULU
SULU
Suyu olan, içinde su bulunan, koyu karşıtı. İçine su katılmış, sulandırılmış olan. Suyu çok olan. Yersiz şakalar yapan, söz ve davranışları ile çevresini tedirgin eden veya gereksiz iltifatlarda bulunan (kimse).
SULUSIKLAM
Çok ıslak, sırılsıklam. Limon.
SULUYONCASI
Sulak yerlerde biten, hayvanları besleyen bir çeşit ot.
SULUZIPGIN
Yağmurla yağan kar.
SULULAŞMAK
Yersiz, yavan şakalar yapmak. Kadınlara tatsız iltifatlarda bulunmak.
SULUZIRTLAN
Suyunu iyice çekmemiş yemek, iyi pişmemiş sulu yemek. İyi pişmemiş, sulu (yemek için). Ağaç dallarından yapılmış, su fışkırtan oyuncak.
SULUZIPLAK
Limon.
SULUSEPKİN
Yağmurla yağan kar. Yelle birlikte yağan kar ve yağmur.
SULUGAYLAN
Nargile.
SULUCAGÜMBET
Karpuz.
SULUGUMBAT
Karpuz.
SULUSERPGEN
Yelle birlikte yağan kar ve yağmur.
SULUSIRTLAK
Limon. Çok sulu, cıvık.
SULUZIRTLAK
Limon. Suyunu iyice çekmemiş yemek, iyi pişmemiş sulu yemek. Saygısız, kendini bilmeyen, şımarık. Ağzından salya akan kimse. Portakal. İyi pişmemiş, sulu (yemek için). Çabuk ve çok ağlayan.
SULUKARAAĞAÇ
Eskişehir şehrinde, Hekimdağ bucağına bağlı bir bölge.
SULUSEPGİN
Yağmurla yağan kar.
Bu bölümde tanımı içerisinde SULU geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DUT
Dutgillerden, kuzey yarım kürenin genellikle ılıman bölgelerinde yetişen, yapraklarıyla ipek böceği beslenen ağaç (Morus). Bu ağacın, ak, kara, pembe renkte ekşi veya tatlı, sulu meyvesi.
BULAŞIK
Yiyecek veya içecekle kirletilmiş mutfak eşyası veya kap kacak. Kirli. İz, etki, kalıntı. Yapışkan, sulu. Düzensiz, karışık.
AHUDUDU
Gülgillerden, böğürtleni andıran, çalı görünümünde, dikenli bir bitki (Rubus idaeus). Bu bitkinin duta benzeyen, kırmızı renkli, sulu ve kokulu yemişi, ağaç çileği, frambuaz.
BULAMAÇ
Sulu, cıvık hamur. Karışık, oradan buradan toplanmış. Bu koyulukta yapılmış olan çeşitli hamur yemekleri.
ÇERVİŞ
Kasaplık hayvanlardan elde edilen çeşitli yağların eritilmişi. Yemeğin sulu kısmı.
GİRMEK
Dışarıdan içeriye geçmek. İncelemek, ayrıntılara inmek. İyice anlamak, iyice bilmek. Erişmek, ulaşmak. Yemek yemek. Sulu bir şeyin veya su dolu bir yerin içine batmak veya dalmak. Sığmak. Tecavüz etmek, geçmek. Ağrı, sancı başlamak, saplanmak. Zaman anlamlı kavramlar için gelmek. Girişmek, başlamak. Kavgaya tutuşmak. Yeni bir duruma geçmek, dönüşmek. Yüklenmek. Bir şeyin yapımında, birleşiminde yer almak. Bulaşmak. Almak, fethetmek. Yazılmak, başlamak. Katılmak.
ÇIRPMAK
Halı, kilim vb. şeyleri hızla ve kesik kesik silkelemek. Bir şeyin ucundan bir parça kesmek. Sulu yiyecekleri hızla ve sürekli olarak çatal, kaşık vb. ile karıştırmak. Güreşte rakibinin kollarını beli hizasında sımsıkı kavrayarak minderde kendi üzerinden sağa ve sola sırtüstü savurmak. İki şeyi birbirine çarpmak. Çalmak, hırsızlık etmek.
ÇORBA
Sebze, tahıl, et vb. ile hazırlanan sıcak, sulu içecek. İçinden çıkılmaz durum.
AKINTI
Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.
BANMAK
Katı bir şeyi sulu veya tuz, biber vb. toz durumundaki maddelerin içine batırıp çıkarmak, bandırmak.
BİBERON
Genellikle süt çocuklarına süt ve sulu yiyecekleri içirmekte kullanılan emzikli şişe.
ÇAMUR
Su ile karışıp bulaşır ve içine batılır duruma gelmiş toprak, balçık. Sataşkan, çevresini tedirgin eden, sulu, arsız (kimse). Yapı işlerinde kullanılan çeşitli malzemeden oluşmuş harç.
ERİK
Gülgillerden, beyaz çiçekli bir ağaç (Prunus domestica). Bu ağacın kabuğu ince, çeşitli renklerde, mayhoş veya tatlı, eti sulu, tek ve sert çekirdekli yemişi.
FORMOL
Formaldehitin % 40'lık sulu çözeltisi.
AYRAN
Süt veya yoğurt yayıkta çalkalanarak yağı alındıktan sonra kalan sulu bölüm. Yoğurdun sulandırılıp çalkalanmasıyla yapılmış olan içecek.
ÇALKALAMAK
Sulu bir şeyi sarsarak veya çırparak karıştırmak. İçinde bir şey bulunan bir nesneyi sarsarak sallamak. Bir şeyi içinden su çarparak geçirmek yolu ile temizlemek. Vücudun göbek, kalça vb. yerini sürekli oynatmak. Sağlığının bozulmasına yol açmak. Tahılı sarsarak kalburdan geçirmek, elemek. Kuluçka yumurtalarını çevirmek.
ARMUT
Gülgillerden, çiçekleri beyaz, Türkiye'nin her yerinde yetişen bir ağaç (Pirus communis). Çok bön, çok aptal. Bu ağacın tatlı ve sulu, yumuşak, ufak çekirdekli meyvesi.
AKVAREL
Sulu boya resim.
DÖKMEK
Sıvı veya tane durumunda olan şeyleri bulundukları kaptan başka bir yere boşaltmak. Bir şeyi yok etmek için atmak. Kullanmak, harcamak, sarf etmek. Maden, mum eriyiği veya çimento, alçı vb.ni kalıba akıtarak biçim vermek, döküm yapmak. Saçmak, serpmek. Çok söylemek. Teninde kızamık, kızıl, suçiçeği hastalıklarında olduğu gibi kırmızı lekeler çıkmak. Üstünde bulunan bir şeyi düşürmek. Bir yere çokça bir şey yığmak, taşımak. Açığa vurmak, söylemek, ortaya koymak. Belli bir yere boşaltmak. Bir işte veya bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik yapmak. Sulu hamuru kızgın yağ veya tepsinin içine akıtarak pişirmek. Çok sayıda öğrenciyi sınavda veya bir üst sınıfa geçirmede başarısız saymak. Yakmak, tutuşturmak. Salmak, bırakmak. Bol bol vermek, ödemek, sarf etmek. Akıtmak, düşürmek.
BOYA
Renk vermek, dış etkilerden korumak için eşyanın üzerine sürülen veya içine katılan renkli madde. Aldatıcı görünüş. Yazmak için kullanılan mürekkep. Resim yapmak için kullanılan kuru, sulu veya yağlı boya.