Kelimeler arşivi içinde; sonunda "siye" olan, toplam 39 adet kelime bulunmaktadır. Sonu siye ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında siye olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde siye olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
TEPELEMESİYE, KÖŞELEMESİYE
ŞÖYLEMESİYE, KÖRLEMESİYE, DİKLEMESİYE, ALAVİRESİYE
ÖYLEMESİYE, ÖLDÜRESİYE
YİLİNSİYE, TAHLİSİYE, KAŞPUSİYE, KIRTASİYE
VERESİYE, ELMASİYE, YETESİYE, VİRESİYE, KÜYESİYE, POLİSİYE, BİLESİYE, CÜLUSİYE
SEMSİYE, TAVSİYE, TEVSİYE, TENSİYE, DAHSİYE, MERSİYE, NAMSİYE, ŞEMSİYE, KUDSİYE, ÖLESİYE, HAMSİYE
NİSİYE, RASİYE, İTSİYE, NASİYE, TASİYE, ÜNSİYE
ASİYE
SİYE
SİYE
Sana : Siye söylüyorum. Başparmakla işaret parmağı arasındaki uzunluk.
KÖRLEMESİYE
Hesaplamadan, görmeksizin, bakmadan.
ÖLDÜRESİYE
Öldürürcesine.
ÖYLEMESİYE
O biçimde, öyle.
ŞÖYLEMESİYE
Şu biçimde.
VERESİYE
Karşılığı sonra ödenmek üzere, peşin karşıtı. Özensiz, gönülsüz, önem vermeden.
KAŞPUSİYE
Hafif üstlük.
KÖŞELEMESİYE
Köşelemesine, köşesine doğru.
TEPELEMESİYE
Tepe biçimi oluşturacak denli dolu.
ALAVİRESİYE
Boşuna, boş yere: Çocukla alaviresiye uğraşıyor.
KIRTASİYE
Defter, kâğıt, kalem, mürekkep vb. yazı araç ve gereçlerinin bütünü. Kâğıtla yapılmış olan işlemler.
TAHLİSİYE
Kurtarma, can kurtarma. Kaza sırasında kurtarma için kullanılan sandal. Kazaya uğrayan gemilerin yolcularını ve gemi adamlarını kurtarma işi.
YİLİNSİYE
Halk dilinde Meme yangısı.
DİKLEMESİYE
Diklemesine.
YETESİYE
Yetecek kadar.
ELMASİYE
Dondurulmuş meyve suyundan yapılmış olan bir pelte türü.
Bu bölümde tanımı içerisinde SİYE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DEMOKRATİK
Demokrasiye uygun.
BÜROKRASİ
Devlet kurumlarında çalışan üst düzey yöneticiler topluluğu. Devlet kurumlarında kırtasiye işlerini öne sürerek işlemleri zorlaştırma, kırtasiyecilik.
DEMOKRATLAŞMAK
Demokrasi ilkelerini uygulamak, demokrasiye uygun yapıyı kurmak. Demokrat bir biçimde davranmak.
ANTİDEMOKRATİK
Demokrasiye aykırı olan.
AHBAPLIK
Ahbap olma durumu, ünsiyet.
DEMOKRATİKLEŞMEK
Demokrasiye uygun biçime girmek.
ALIŞKANLIK
Bir şeye alışmış olma durumu, alışkınlık, alışmışlık, alışkı, itiyat, huy, meleke, ünsiyet, yordam. İç ve dış etkilerle hep aynı biçimde gerçekleşmesi sonucu beliren şartlanmış davranış. Yakınlık, arkadaşlık, ünsiyet.
CINGIL
Küçük üzüm salkımı. Boncuk, gümüş veya altın para ile yapılmış, başlığa veya giysiye takılan süs. Radyo programları öncesinde veya sonrasında çalınan, tanıtıcı, özel müzik parçası.
AĞITÇILIK
Ağıtçının yaptığı iş, ağlayıcılık, saguculuk, mersiyehanlık.
CİNSEL
Cinsiyetle ilgili, cinsî, eşeysel, seksüel.
ÇADIR
Keçe, deri, kıl dokuma, sık dokunmuş kalın bez veya plastik maddelerden yapılarak direklerle tutturulan, taşınabilir barınak, çerge, oba, otağ. Gölgelik olarak kullanılan tente veya şemsiye.
ARKADAŞLIK
Arkadaş olma durumu, arkadaşa yakışır davranış, omuzdaşlık, ünsiyet.
CİNSLİK
Cinsiyet. Gariplik, tuhaflık.
DÖNME
Dönmek işi. Biçimi değişmeyen bir şeklin ekseni çevresindeki hareketi. Başka bir dindeyken Müslüman olan, mühtedi. Ameliyatla cinsiyet değiştiren kimse.
BÜROKRAT
Devlet kurumlarında çalışan üst düzey yönetici. Devletle ilgili işlerin yürütülmesinde, kırtasiye işlerini öne sürerek işlemleri zorlaştıran, kırtasiyeci, şekilci, formalist.
AĞIT
Ölenin iyi niteliklerini, ölümünden duyulan acıyı dile getiren söz veya ezgi. Gelinin arkasından niteliklerini anlatan söz veya ezgi. Ölen bir kimsenin gençliğini, güzelliğini, iyiliklerini, değerlerini, arkada bıraktıklarının acılarını, büyük felaketlerin acılı etkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazılan yazı, sagu, mersiye.
AĞITÇI
Ölüye ağıt söylemek için tutulan kimse, ağlayıcı, sagucu, mersiyehan.
BENLİK
Bir kimsenin öz varlığı, kişiliği, onu kendisi yapan şey, kendilik, şahsiyet. Kendi kişiliğine önem verme, kişiliğini üstün görme, kibir, gurur.
BURSLU
Burs alan, bursu olan, bursiyer.
ÇATMA
Çatmak işi. Provada geçici olarak bir giysiye iliştirilmiş olan parça. Heykel yapımında çamuru ayakta tutan tel iskelet. Ahşap yapılarda ağaç iskeletin temel parçaları. Semerin ağaç kısmı. Duvarları ağaç gövdesinden birbirine takılarak ve çivisiz olarak yapılmış olan yayla evi, Yörük çadırı. Bir tür döşemelik kumaş.