Kelimeler arşivi içinde; başında "siye" olan, toplam 28 adet kelime bulunmaktadır. siye ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu siye ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde siye olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
SİYEKLENMEK, SİYERKEMİĞİ
SİYENLEMEK, SİYEKLEMEK
SİYERMEK, SİYELMEK
SİYENİT, SİYECEN, SİYESET, SİYEKLİ, SİYENCE, SİYELEK, SİYEMEK, SİYERCİ
SİYELE, SİYENÇ, SİYECE
SİYEZ, SİYES, SİYEŞ, SİYER, SİYEN, SİYEM, SİYEL, SİYEK, SİYEÇ, SİYEC
SİYE
SİYE
Sana : Siye söylüyorum. Başparmakla işaret parmağı arasındaki uzunluk.
SİYENCE
Kurnaz, sessizce iş yapan, sinsi.
SİYEKLEMEK
Gürbüz, damızlık hayvan analık çağı gelmemiş küçük hayvanı aşmak.
SİYERKEMİĞİ
Omurga.
SİYECEN
Kurnaz, sessizce iş yapan, sinsi.
SİYELE
Ketentohumu.
SİYEKLENMEK
Hayvanlar sineklerden korunmak için kafa, kulak ve kuyruk sallamak.
SİYELMEK
Saklanmak.
SİYEMEK
Hayvan işemek, sidiklemek.
SİYERCİ
Hükümdar sarayında, Peygamber ve yanındakilerin yaşamından, o dönemdeki müslümanların fetihlerinden söz etmekten ve anlatmaktan sorumlu olan sanatçı.
SİYENLEMEK
Tembel tembel gezmek. Yağmur ince, hafif yağmak.
SİYESET
Arapça kökenli siyâset: siyaset.
SİYERMEK
Seğirmek.
SİYENİT
Kuvarssız granit, ortoklaz, mika, hornblentten oluşan platonik kayaç.
SİYEKLİ
Hayvanın cinsel organlarına yakın yerden kesilen kısa, sarı, kötü kokulu tüyler : Bu yün hep siyekli bundan iyi keçe olmaz. Manisa şehri, Osmancalı bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
SİYELEK
Ketentohumu.
Bu bölümde tanımı içerisinde SİYE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇADIR
Keçe, deri, kıl dokuma, sık dokunmuş kalın bez veya plastik maddelerden yapılarak direklerle tutturulan, taşınabilir barınak, çerge, oba, otağ. Gölgelik olarak kullanılan tente veya şemsiye.
AĞIT
Ölenin iyi niteliklerini, ölümünden duyulan acıyı dile getiren söz veya ezgi. Gelinin arkasından niteliklerini anlatan söz veya ezgi. Ölen bir kimsenin gençliğini, güzelliğini, iyiliklerini, değerlerini, arkada bıraktıklarının acılarını, büyük felaketlerin acılı etkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazılan yazı, sagu, mersiye.
AĞITÇILIK
Ağıtçının yaptığı iş, ağlayıcılık, saguculuk, mersiyehanlık.
AHBAPLIK
Ahbap olma durumu, ünsiyet.
DÖNME
Dönmek işi. Biçimi değişmeyen bir şeklin ekseni çevresindeki hareketi. Başka bir dindeyken Müslüman olan, mühtedi. Ameliyatla cinsiyet değiştiren kimse.
ANTİDEMOKRATİK
Demokrasiye aykırı olan.
DEMOKRATİKLEŞMEK
Demokrasiye uygun biçime girmek.
BÜROKRAT
Devlet kurumlarında çalışan üst düzey yönetici. Devletle ilgili işlerin yürütülmesinde, kırtasiye işlerini öne sürerek işlemleri zorlaştıran, kırtasiyeci, şekilci, formalist.
ÇATMA
Çatmak işi. Provada geçici olarak bir giysiye iliştirilmiş olan parça. Heykel yapımında çamuru ayakta tutan tel iskelet. Ahşap yapılarda ağaç iskeletin temel parçaları. Semerin ağaç kısmı. Duvarları ağaç gövdesinden birbirine takılarak ve çivisiz olarak yapılmış olan yayla evi, Yörük çadırı. Bir tür döşemelik kumaş.
ARKADAŞLIK
Arkadaş olma durumu, arkadaşa yakışır davranış, omuzdaşlık, ünsiyet.
DEMOKRATİK
Demokrasiye uygun.
ALIŞKANLIK
Bir şeye alışmış olma durumu, alışkınlık, alışmışlık, alışkı, itiyat, huy, meleke, ünsiyet, yordam. İç ve dış etkilerle hep aynı biçimde gerçekleşmesi sonucu beliren şartlanmış davranış. Yakınlık, arkadaşlık, ünsiyet.
CINGIL
Küçük üzüm salkımı. Boncuk, gümüş veya altın para ile yapılmış, başlığa veya giysiye takılan süs. Radyo programları öncesinde veya sonrasında çalınan, tanıtıcı, özel müzik parçası.
DEMOKRATLAŞMAK
Demokrasi ilkelerini uygulamak, demokrasiye uygun yapıyı kurmak. Demokrat bir biçimde davranmak.
CİNSEL
Cinsiyetle ilgili, cinsî, eşeysel, seksüel.
BÜROKRASİ
Devlet kurumlarında çalışan üst düzey yöneticiler topluluğu. Devlet kurumlarında kırtasiye işlerini öne sürerek işlemleri zorlaştırma, kırtasiyecilik.
CİNSLİK
Cinsiyet. Gariplik, tuhaflık.
AĞITÇI
Ölüye ağıt söylemek için tutulan kimse, ağlayıcı, sagucu, mersiyehan.
BENLİK
Bir kimsenin öz varlığı, kişiliği, onu kendisi yapan şey, kendilik, şahsiyet. Kendi kişiliğine önem verme, kişiliğini üstün görme, kibir, gurur.
BURSLU
Burs alan, bursu olan, bursiyer.