Kelimeler arşivi içinde; sonunda "servet" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu servet ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında servet olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde servet olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
SERVET
SERVET
Varlık, zenginlik, mal mülk.
Bu bölümde tanımı içerisinde SERVET geçen kelimeler listesi verilmiştir.
SELVET
Servet. Gönül rahatlığı.
DÜNYALIK
Mal, mülk, servet, para.
DÖMEK
Küçük tepe: Şu dömeğe çıkalım da biraz hava alalım. Anapara, servet. Ahırlarda gübreyi dışarıya atmaya yarayan delik, küçük pencere. Dövmek.
BARTU
Varlık, servet. Varılacak yer, mesafe.
SEVRET
Servet, zenginlik.
FİZYOKRASİ
İktisadi ve sosyal yaşamda kendiliğinden işleyen doğal bir düzenin bulunduğunu; devletin temel rolünün bu düzeni korumak olması gerektiğini savunan; servetin değişimden değil üretim sürecinden kaynaklandığını düşünen ve net ürünün yalnızca tarım kesimi tarafından yaratıldığını ileri süren ve 18. yüzyılda Fransa'da gelişen, önderliğini Dr. F. Quesnay'nin yaptığı iktisadi düşünce sistemi.
HAZİNE
Altın, gümüş, mücevher vb. değerli eşya yığını, büyük servet. Kaynak. Gömülü ya da saklıyken bulunan değerli şeylerin bütünü. Değerli şeylerin saklandığı yer. Devlet malının veya parasının saklandığı yer. Devlet malı veya parası. Değerli bir şeyin çok bulunduğu yer. Büyük bağlılık duyulan, değer verilen şey veya kimse. Devletin altın, döviz, bono ve nakit işlemlerini maliye ile birlikte düzenleme görevini üstlenen makam.
FERAK
Servet.
BARIM
Bari. Varlık, servet, zenginlik. İktidar.
FERVE
Kürk. Zenginlik, servet.
ZEKAT
Zekât. Zenginlerin sahip olduğu mal ve paranın kırkta birinin dağıtılmasını öngören, İslam'ın beş şartından biri. İslâmi ilke ve kurallara göre varlıklı kimselerin sahip oldukları servetlerinin her yıl kırkta birini dağıtmaları. Şeriat kuralları gereğince varlıklı Müslümanların her yıl yoksullara vermek zorunda bulundukları, mallarının kırkta bir oranındaki kesimi.
SERMAYE
Bir ticaret işinin kurulması, yürütülmesi için gereken anapara ve paraya çevrilebilir malların tamamı, anamal, başmal, kapital, meta, resülmal. Genelev kadını. Varlık, servet. Konu.
MİRAS
Birine, ölen bir yakınından kalan mal mülk, para veya servet, kalıt, bırakıt, tereke. Bir neslin kendinden sonra gelen nesle bıraktığı şey. Kalıtım yoluyla gelen herhangi bir özellik.
VAR
Mevcut, evrende veya düşüncede yer alan, yok karşıtı. Sahiplik bildiren olumlu ad cümleleri kuran bir söz. Elde bulunan her şey. Varlıklı: Var evi kerem evi yok evi verem evi. Çekil, yıkıl, savul: Var, git gözümün önünden!. Kale. Mevcut, var// var mal: mal mülk// var yoh: bütün mülk. Varlığı, mevcudiyeti. Hepsi, olancası, mevcudu. Olanca, hep. Servet, mal, varlık. Haydi, durma. (Olumlu fiillerle birlikte gelince teşvik pekitmesi oluyor.). Sakın! (Olumsuz fiillerle birlikte gelince sakındırma pekitmesi oluyor.).
SEVLET
Servet.