Kelimeler arşivinde; içinde "servet" olan, toplam 6 tane kelime bulunuyor. İçerisinde servet bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu servet ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında servet olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
SERVETİYEKARŞI
SERVETİYECAMİ
SERVETİYE, SERVETKÖY
SERVETTA
SERVET
SERVET
Varlık, zenginlik, mal mülk.
SERVETİYEKARŞI
Kocaeli kenti, Bahçecik nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
SERVETİYECAMİ
Kocaeli ili, Bahçecik bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
SERVETKÖY
Balıkesir şehri, Kepsut ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
SERVETTA
Commedia dell'arte türünde kadın hizmetçi tiplerine verilen ad.
SERVETİYE
Sakarya şehri, Hendek ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
Bu bölümde tanımı içerisinde SERVET geçen kelimeler listesi verilmiştir.
SELVET
Servet. Gönül rahatlığı.
DÜNYALIK
Mal, mülk, servet, para.
SEVRET
Servet, zenginlik.
BARTU
Varlık, servet. Varılacak yer, mesafe.
FİZYOKRASİ
İktisadi ve sosyal yaşamda kendiliğinden işleyen doğal bir düzenin bulunduğunu; devletin temel rolünün bu düzeni korumak olması gerektiğini savunan; servetin değişimden değil üretim sürecinden kaynaklandığını düşünen ve net ürünün yalnızca tarım kesimi tarafından yaratıldığını ileri süren ve 18. yüzyılda Fransa'da gelişen, önderliğini Dr. F. Quesnay'nin yaptığı iktisadi düşünce sistemi.
DÖMEK
Küçük tepe: Şu dömeğe çıkalım da biraz hava alalım. Anapara, servet. Ahırlarda gübreyi dışarıya atmaya yarayan delik, küçük pencere. Dövmek.
VAR
Mevcut, evrende veya düşüncede yer alan, yok karşıtı. Sahiplik bildiren olumlu ad cümleleri kuran bir söz. Elde bulunan her şey. Varlıklı: Var evi kerem evi yok evi verem evi. Çekil, yıkıl, savul: Var, git gözümün önünden!. Kale. Mevcut, var// var mal: mal mülk// var yoh: bütün mülk. Varlığı, mevcudiyeti. Hepsi, olancası, mevcudu. Olanca, hep. Servet, mal, varlık. Haydi, durma. (Olumlu fiillerle birlikte gelince teşvik pekitmesi oluyor.). Sakın! (Olumsuz fiillerle birlikte gelince sakındırma pekitmesi oluyor.).
ZEKAT
Zekât. Zenginlerin sahip olduğu mal ve paranın kırkta birinin dağıtılmasını öngören, İslam'ın beş şartından biri. İslâmi ilke ve kurallara göre varlıklı kimselerin sahip oldukları servetlerinin her yıl kırkta birini dağıtmaları. Şeriat kuralları gereğince varlıklı Müslümanların her yıl yoksullara vermek zorunda bulundukları, mallarının kırkta bir oranındaki kesimi.
SERMAYE
Bir ticaret işinin kurulması, yürütülmesi için gereken anapara ve paraya çevrilebilir malların tamamı, anamal, başmal, kapital, meta, resülmal. Genelev kadını. Varlık, servet. Konu.
SEVLET
Servet.
FERAK
Servet.
FERVE
Kürk. Zenginlik, servet.
BARIM
Bari. Varlık, servet, zenginlik. İktidar.
HAZİNE
Altın, gümüş, mücevher vb. değerli eşya yığını, büyük servet. Kaynak. Gömülü ya da saklıyken bulunan değerli şeylerin bütünü. Değerli şeylerin saklandığı yer. Devlet malının veya parasının saklandığı yer. Devlet malı veya parası. Değerli bir şeyin çok bulunduğu yer. Büyük bağlılık duyulan, değer verilen şey veya kimse. Devletin altın, döviz, bono ve nakit işlemlerini maliye ile birlikte düzenleme görevini üstlenen makam.
MİRAS
Birine, ölen bir yakınından kalan mal mülk, para veya servet, kalıt, bırakıt, tereke. Bir neslin kendinden sonra gelen nesle bıraktığı şey. Kalıtım yoluyla gelen herhangi bir özellik.