Kelimeler arşivi içinde; başında "servet" olan, toplam 6 adet kelime bulunmaktadır. servet ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu servet ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde servet olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
SERVETİYEKARŞI
SERVETİYECAMİ
SERVETİYE, SERVETKÖY
SERVETTA
SERVET
SERVET
Varlık, zenginlik, mal mülk.
SERVETTA
Commedia dell'arte türünde kadın hizmetçi tiplerine verilen ad.
SERVETKÖY
Balıkesir şehri, Kepsut ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
SERVETİYECAMİ
Kocaeli ili, Bahçecik bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
SERVETİYEKARŞI
Kocaeli kenti, Bahçecik nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
SERVETİYE
Sakarya şehri, Hendek ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
Bu bölümde tanımı içerisinde SERVET geçen kelimeler listesi verilmiştir.
HAZİNE
Altın, gümüş, mücevher vb. değerli eşya yığını, büyük servet. Kaynak. Gömülü ya da saklıyken bulunan değerli şeylerin bütünü. Değerli şeylerin saklandığı yer. Devlet malının veya parasının saklandığı yer. Devlet malı veya parası. Değerli bir şeyin çok bulunduğu yer. Büyük bağlılık duyulan, değer verilen şey veya kimse. Devletin altın, döviz, bono ve nakit işlemlerini maliye ile birlikte düzenleme görevini üstlenen makam.
FERAK
Servet.
ZEKAT
Zekât. Zenginlerin sahip olduğu mal ve paranın kırkta birinin dağıtılmasını öngören, İslam'ın beş şartından biri. İslâmi ilke ve kurallara göre varlıklı kimselerin sahip oldukları servetlerinin her yıl kırkta birini dağıtmaları. Şeriat kuralları gereğince varlıklı Müslümanların her yıl yoksullara vermek zorunda bulundukları, mallarının kırkta bir oranındaki kesimi.
SELVET
Servet. Gönül rahatlığı.
FİZYOKRASİ
İktisadi ve sosyal yaşamda kendiliğinden işleyen doğal bir düzenin bulunduğunu; devletin temel rolünün bu düzeni korumak olması gerektiğini savunan; servetin değişimden değil üretim sürecinden kaynaklandığını düşünen ve net ürünün yalnızca tarım kesimi tarafından yaratıldığını ileri süren ve 18. yüzyılda Fransa'da gelişen, önderliğini Dr. F. Quesnay'nin yaptığı iktisadi düşünce sistemi.
DÖMEK
Küçük tepe: Şu dömeğe çıkalım da biraz hava alalım. Anapara, servet. Ahırlarda gübreyi dışarıya atmaya yarayan delik, küçük pencere. Dövmek.
DÜNYALIK
Mal, mülk, servet, para.
BARTU
Varlık, servet. Varılacak yer, mesafe.
FERVE
Kürk. Zenginlik, servet.
SEVLET
Servet.
SEVRET
Servet, zenginlik.
MİRAS
Birine, ölen bir yakınından kalan mal mülk, para veya servet, kalıt, bırakıt, tereke. Bir neslin kendinden sonra gelen nesle bıraktığı şey. Kalıtım yoluyla gelen herhangi bir özellik.
VAR
Mevcut, evrende veya düşüncede yer alan, yok karşıtı. Sahiplik bildiren olumlu ad cümleleri kuran bir söz. Elde bulunan her şey. Varlıklı: Var evi kerem evi yok evi verem evi. Çekil, yıkıl, savul: Var, git gözümün önünden!. Kale. Mevcut, var// var mal: mal mülk// var yoh: bütün mülk. Varlığı, mevcudiyeti. Hepsi, olancası, mevcudu. Olanca, hep. Servet, mal, varlık. Haydi, durma. (Olumlu fiillerle birlikte gelince teşvik pekitmesi oluyor.). Sakın! (Olumsuz fiillerle birlikte gelince sakındırma pekitmesi oluyor.).
SERMAYE
Bir ticaret işinin kurulması, yürütülmesi için gereken anapara ve paraya çevrilebilir malların tamamı, anamal, başmal, kapital, meta, resülmal. Genelev kadını. Varlık, servet. Konu.
BARIM
Bari. Varlık, servet, zenginlik. İktidar.