Kelimeler arşivi içinde; başında "seri" olan, toplam 57 adet kelime bulunmaktadır. seri ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu seri ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde seri olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
SERİNLEYEBİLMEK, SERİNLETEBİLMEK
SERİRİSALTANAT, SERİNLENDİRMEK, SERİNLEYEBİLME, SERİNLETEBİLME
SERİNKANLILIK, SERİNLENDİRME
SERİLEBİLMEK
SERİLEBİLME, SERİNLETMEK, SERİNLEŞMEK, SERİNLENMEK
SERİNLETME, SERİNKANLI, SERİNLENME, SERİNLEŞME, SERİNLEMEK, SERİNNEMEK, SERİNYAYLA, SERİŞLEMEK, SERİVERMEK, SERİNHİSAR, SERİKLEMEK, SERİNBAYIR, SERİÇLEMEH, SERİNÇAYIR
SERİNTEPE, SERİNYAKA, SERİGRAFİ, SERİNDERE, SERİVERME, SERİNLEME, SERİNKUYU, SERİNGÖZE
SERİNMEK, SERİNLİK, SERİNOVA, SERİNGÜL, SERİLMEK, SERİNYOL, SERİNKÖY
SERİNSU, SERİSİN, SERİLİŞ, SERİLME, SERİMEK, SERİMER, SERİNCE
SERİLİ, SERİAN
SERİM, SERİK, SERİN, SERİŞ, SERİT
SERİ
SERİ
Herhangi bakımdan bir bütün oluşturan şeylerin tümü, dizi. Hızlı bir biçimde. Hızlı.
SERİNLETEBİLMEK
Serinletme imkânı veya olasılığı bulunmak.
SERİLEBİLME
Serilebilmek işi.
SERİLEBİLMEK
Serilme imkânı veya olasılığı bulunmak.
SERİNLENDİRME
Serinlendirmek işi.
SERİNLETME
Serinletmek işi.
SERİNLENDİRMEK
Serinlenme işini yaptırmak.
SERİNLEYEBİLMEK
Serinleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
SERİNLENMEK
Serinlik duymak.
SERİRİSALTANAT
Arapça kökenli serir-i saltanat: hükümdarlıkta bulunulan süre; bu süre içinde geçen olaylar.
SERİNLETEBİLME
Serinletebilmek işi.
SERİNLEYEBİLME
Serinleyebilmek işi.
SERİNKANLI
Soğukkanlı. Soğukkanlı bir biçimde.
SERİNKANLILIK
Soğukkanlılık.
SERİNLEŞMEK
Serin duruma gelmek, serinlemek, serinlik vermek.
SERİNLETMEK
Serin duruma getirmek, serinlik vermek.
Bu bölümde tanımı içerisinde SERİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ANLAM
Bir kelimeden, bir sözden, bir davranış veya olgudan anlaşılan şey, bunların hatırlattığı düşünce veya nesne, mana, meal, fehva, deme, mazmun, medlul, valör. Bir önermenin, bir tasarının, bir düşüncenin veya eserin anlatmak istediği şey.
BEZEK
Süs, ziynet. Bir eseri süslemeye yarayan motiflerin her biri.
BÜNYAN
Kayseri iline bağlı ilçelerden biri.
CANLANDIRIM
Ortada kalan kalıntılarına göre bir eserin ana tasarısına uygun olarak yeniden çizimi.
BANDIRMA
Bandırmak işi. İpe dizilmiş ceviz, badem vb.nin, nişasta ile kaynatılmış üzüm suyuna veya başka bir tatlıya batırılmasıyla yapılmış olan sucuk. Kurutulacak üzümün güneşe serilmeden önce içine batırıldığı potaslı suyun konulduğu kap. Balıkesir iline bağlı ilçelerden biri.
BAŞARIM
Elde edilen bir başarı. Herhangi bir olayı veya durumu başarma isteği ve gücü. Kişinin yapabileceği en iyi derece, performans. Herhangi bir eseri, oyunu, işi vb.ni ortaya koyarken gösterilen başarı, performans.
ARGO
Her yerde ve her zaman kullanılmayan veya kullanılmaması gereken çoklukla eğitimsiz kişilerin söylediği söz veya deyim. Serserilerin, külhanbeylerinin kullandığı söz veya deyim.
BEŞLİ
Beş parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden beş tane bulunan. İskambil, domino vb. oyunlarda üzerinde beş işareti bulunan kâğıt veya taş. Beş müzisyenin çaldığı caz orkestrası. Divan edebiyatında beş dizeli bölümlerden oluşmuş manzume, muhammes. Beş ses veya beş müzik aracı için yazılan müzik eseri, kentet, kuintet. Halk edebiyatında üçlemeli bir bende, konu ile ilgili aynı ölçüde bir çift dizenin bağlanmasıyla oluşan manzume.
ÇABUCAK
Vakit geçirmeden, kısa sürede, aceleten, acilen, alelacele, anında, bir anda, bir çırpıda, birden, bir hamlede, bir koşu, bir lahzada, bir solukta, çabucacık, çabuk, çabukça, çarçabuk, dakikasında, derakap, derhâl, hemen, hemencecik, hemencek, hızla, hızlı, hızlı hızlı, ivedilikle, lahzada, müstacelen, palas pandıras, serian, süratle, şipşak, takkadak, tez beri, tezce, tezelden, yellim yelalim. Kolaylıkla.
BARDA
Dam ustalarının kullandığı, başının bir ucu çember parçası biçiminde eğri, öbür ucu keskin çekiç. Fıçıcı keseri.
ALEGORİ
Bir görüntü, bir yaşantı veya bir davranışın daha iyi kavranmasını sağlamak için göz önünde canlandırıp dile getirme, yerine koyma. Bir sanat eserindeki ögelerin gerçek hayattan bir şeyleri temsil etmesi durumu.
BAŞOYUNCU
Bir filmde veya tiyatro eserinde başrolü canlandıran erkek oyuncu, başaktör. Bir filmde veya tiyatro eserinde başrolü canlandıran kadın oyuncu, başaktris, primadonna.
CİLT
Ten. Bir eserin ayrı ayrı basılan bölümlerinden her biri. Formaları, yaprakları birbirine dikerek veya yapıştırarak kitap, defter, dergi vb.ne geçirilen deri, bez veya kâğıtla kaplı kapak.
AYRINTI
Bir bütünün önemce ikinci derecede olan ögelerinden her biri, teferruat, tafsilat, detay. Edebiyat veya sanat eserlerinde bir bütünün ögelerinden her biri, teferruat, tafsilat. Bir tiyatro eserinde ana düşünceye yardımcı olan kelime, cümle veya eşya.
BERDUŞ
Başıboş, serseri kimse. Pis, bozuk, bakımsız.
BESTE
Bir müzik eserini oluşturan ezgilerin bütünü.
BASKI
Bir eserin basılış biçimi veya durumu. Bası sayısı. Belirli ruhsal etkinlik ve süreçleri, kişinin isteği dışında bilinçaltına itmesi veya bu itilenlerin bilince çıkmasını önleme durumu. Giysinin içine kıvrılıp dikilen kenarı. Bir maddeyi sıkıp ezen alet, pres. Top oyunlarında karşı takım oyuncusunun hareketini ve sonuç almasını engellemek amacıyla uygulanan yakın savunma durumu, pres. Bir eserin tekrarlanarak yapılmış olan baskı işlemlerinden her biri, edisyon. Hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu, tahakküm.
BARKAROL
Venedik gondolcularının söz ve müziği önceden yazılmadan içlerinden geldiği gibi söyledikleri şarkı. Ritmi üç zamanlı müzik eseri.
AKKIŞLA
Kayseri iline bağlı ilçelerden biri.
AŞIRMAK
Yüksek veya geçilmesi güç bir yerin üstünden diğer yanına geçirmek. Çalmak, çalıp götürmek, araklamak. Başkasının eserinden parçalar alıp kendisininmiş gibi göstermek. Tehlike içinde bulunan bir şeyi acele kaçırmak.