Sonu SERE ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "sere" olan, toplam 11 adet kelime bulunmaktadır. Sonu sere ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında sere olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde sere olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

8 harfli kelimeler

ADDUSERE

7 harfli kelimeler

KEVSERE, MAHSERE

6 harfli kelimeler

AYSERE, DUSERE, EYSERE, KOSERE, KÖSERE, MASERE, MESERE

4 harfli kelimeler

SERE

Bazı kelimelerin anlamları

SERE

Açık duran başparmağın ucundan işaret parmağının ucuna kadar olan uzaklık, sele.

ADDUSERE

Orta çizgiye doğru çekme.

AYSERE

Aydan daha güzel, daha parlak ve temiz.

KOSERE

Kesici araçları bilemeye yarayan bir çeşit taş, bileği taşı. Bileği taşı.

DUSERE

Sevk etme, iletme, götürme.

MASERE

Muhasara.

MESERE

Pekmez kaynatılan kazan. Pekmez yapılan yer.

KÖSERE

Fırın karıştırmaya yarayan çengelli bir araç. Bileği taşı. Konya ilinde, Halkapınar ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

MAHSERE

Dövmelik buğdayın kepeğini çıkaran taşın döndüğü yer.

EYSERE

Kazan ya da teknedeki hamuru kazımaya ve kesmeye yarayan bir çeşit araç.

KEVSERE

Kasırga. Kırağı. Sisli havalardaki çilenti. Bitkilerin yapraklarında olan hastalık : Kevsereden bostan alamadık.

  -   -   -  

Anlamında SERE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SERE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ÇALPARA

Parmaklara takılıp çalınan zil veya buna benzer ses çıkarıcı araç. Açıklarda, kumluk alanlarda yaşayan ve ağları keserek balıkçılara zarar veren bir tür çağanoz (Portunus puber). Gemi bordasında, pis suları dışarı akıtıp deniz suyunu, içeri almayan, tulumba içindeki özel kapak.

DANABURNU

Toprak içinde yaşayıp bitkilere, köklerini keserek zarar veren bir böcek, kök kurdu (Gryllotalpa vulgaris). Aslanağzı.

GABYACI

Yelkenli gemilerde yelken, arma, seren ve bütün bunlara ait her tür işi yapan görevli, gabyar.

ARMADOR

Geminin direk, seren, yelken, ip vb. donanımını düzenleyen usta.

ALABORA

Geminin yan yatması. Bir serenin yatay durumdan düşey duruma getirilmesi. Selamlamak için filika küreklerinin yukarıya kaldırılması. Balığı toplamak için dalyan ağının yukarıya alınması.

ÇIKARMAK

Birinin veya bir şeyin çıkmasını sağlamak, çıkmasına sebep olmak. Sonunu getirmek. Hatırlamak. Bulmak, ortaya koymak. Yapmak, üretmek. Giysi, ayakkabı vb.ni vücuttan ayırmak, soymak. Bir müzik parçasını notalarıyla çalmak. Boşaltmak. Sunmak. Göstermek. Üçüncü bir sayı elde etmek üzere belli bir sayıdan, daha az değerli başka bir sayı kadar birim eksiltmek, tarh etmek. Gidermek. Fotoğraf çektirmek. Resim yapmak. Söylemek. Öfke, hırs, acı vb.nin zararını çektirmek. İlgisini keserek uzaklaştırmak. Sağlamak, elde etmek. Anlamak, ne olduğunu bilmek, sezmek. Sindirim yolundan dışarı atmak, kusmak. Gibi göstermek, bir davranış yüklemek. Yayımlamak. Yollamak, göndermek.

BOĞAZLAMAK

Hayvan veya insanı boğazından keserek öldürmek. Gaddarca, kan dökerek öldürmek.

GÖNDERMEK

Bir yere doğru yola çıkarmak, yollamak, ulaşmasını, gitmesini sağlamak, irsal etmek. Yolcu etmek. Araştırma, yazışma vb.nde kaynak kişiye veya esere işaret etmek, atıf yapmak. Yetki vererek gitmesini sağlamak. Bir kaynaktan çıkıp gelmek, ulaşmak.

ARİYA

Sancağı, yelkeni veya sereni direkten aşağı alma.

ANAHTAR

Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı, miftah, dil. Kurgu. Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol. Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak. Herhangi bir olayda belirleyici olan. İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör. Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç. Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret. Vesile, araç, vasıta.

BRİK

İki direkli, seren yelkenli, birkaç top taşıyan gemi. Önde çok yüksek bir oturma yeri, arkada da boylamasına yerleştirilmiş oturacak yerleri bulunan dört tekerlekli, yaylı at arabası.

ARMA

Bir devletin, bir hanedanın veya bir şehrin simgesi olarak kabul edilmiş resim, harf veya şekil, ongun (II). Geminin yürümesine hizmet eden direk, seren, ip, halat ve yelken takımı.

BOMBA

Canlı ya da cansız hedeflere atılan, içi yakıcı ve yıkıcı maddelerle doldurulmuş, türlü büyüklükte patlayıcı, ateşli silah. Yan yelkenlerin alt yakasını gerip açmak için kullanılan yatay seren. Büyük fıçı veya varil. Çekiciliği olan çok güzel kadın veya kız. Uyuşturucu hap.

CUNDA

Yatay serenlerin her iki başı.

İMZALAMAK

Bir yazı veya belgeye imzasını yazmak, imza atmak. Eserin yazarı, yapımcısı olduğunu imza veya işaretle belirtmek. Bir kimseye, hatıra olarak sunulan esere imza atmak.

ABLİ

Yatay serenlerin ucuna bağlı bulunan ve bunları sağa, sola veya ortaya çevirmek için yararlanılan halat veya palanga.

DOĞRAMAK

Keserek parçalamak veya elle küçük parçalara ayırmak.

GABYA

Ana direklerin üzerine sürülen çubuklar ve ana direklerin üstlerinde bulunan serenler.

GİZ

Sır. Yelken gemilerinde mizana direği denilen kıç direkte eğik duran bayrak sereni.

BASTİKA

Bir yelken serenine veya herhangi bir ağaca açılan delik.