Kelimeler arşivi içinde; başında "sere" olan, toplam 50 adet kelime bulunmaktadır. sere ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu sere ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde sere olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
SEREBELLOSPİNAL
SEREBROVİSERAL, SEREBROKUPREİN
SEREBROSPİNAL, SEREBROSİTLER, SEREBROMALASİ
SEREBELLARİS
SEREBROLOJİ
SEREBROSİT, SERENAĞACI, SEREMETTİN, SEREKLEMEK, SEREBRALİS, SEREBİLMEK, SEREBELLUM, SEREBELLAR
SEREBİLME, SERELTMEK
SEREPERİ, SEREMONİ, SERETMEK, SEREPENE, SERENLİK, SERENKÖY, SERENGÜL, SERENDER, SERENCAM, SEREBRAL, SEREBRUM, SEREFİYE
SERENAT, SERETAN, SEREBRO, SERENTİ, SERENTE, SERENNİ, SERENLİ, SERENER, SERENDÜ, SERENDİ, SERENDE
SERENT, SEREPE, SEREND, SEREVİ
SEREK, SEREF, SEREM, SEREN
SERE
SERE
Açık duran başparmağın ucundan işaret parmağının ucuna kadar olan uzaklık, sele.
SEREBROKUPREİN
Beyinde bulunan ve bakır kapsayan protein. Beyindeki bakırlı protein.
SEREBROLOJİ
Beyin bilimi, beynin bilimsel incelenmesi.
SEREBİLMEK
Serme imkânı veya olasılığı bulunmak.
SEREBELLARİS
Serebellar.
SEREMETTİN
Kastamonu kenti, Kuzyaka bucağına bağlı bir bölge.
SEREBELLUM
Beyincik.
SEREBROSPİNAL
Beyin ve omuriliğe ait. Beyin ve omurilikle ilgili. Beyin ve omuriliğe ait olan.
SEREBELLOSPİNAL
Beyincik ve omurilikle ilgili olan.
SEREBROSİTLER
Sfingozine polar bir karbonhidrat grubu (galâktoz, glikoz) bağlanmış, içinde fosfor bulunmayan ve sinir hücrelerinin miyelin örtüsünde bol bulunan glikolipit molekülleri.
SERENAĞACI
Arabaların fazla sap taşımalarını sağlamak amacıyla köşelerine dikilen sadar ağaçlarının çatalları arasına koşuk olarak yerleştirilen iki sırık.
SEREKLEMEK
Sayıklamak, uykuda konuşmak. Meyveleri kurutmak için sermek.
SEREBROMALASİ
Beynin yumuşaması.
SEREBROSİT
Seramide bağlanmış bir molekül galaktoz veya glikoz içeren sfingolipitler. Galaktoserebrositler beyin ve sinir hücresi zarlarında, glikoserebrositler sinir hücresi dışındaki hücrelerin zarlarında yer alan glikosfingolipitlerdir.
SEREBRALİS
Beyne ait, beyinle ilgili olan, serebro.
SEREBROVİSERAL
Yumuşakçalarda beyin ve iç organ gangliyonlarına ait sinirler.
Bu bölümde tanımı içerisinde SERE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BOĞAZLAMAK
Hayvan veya insanı boğazından keserek öldürmek. Gaddarca, kan dökerek öldürmek.
ARİYA
Sancağı, yelkeni veya sereni direkten aşağı alma.
GABYACI
Yelkenli gemilerde yelken, arma, seren ve bütün bunlara ait her tür işi yapan görevli, gabyar.
ÇIKARMAK
Birinin veya bir şeyin çıkmasını sağlamak, çıkmasına sebep olmak. Sonunu getirmek. Hatırlamak. Bulmak, ortaya koymak. Yapmak, üretmek. Giysi, ayakkabı vb.ni vücuttan ayırmak, soymak. Bir müzik parçasını notalarıyla çalmak. Boşaltmak. Sunmak. Göstermek. Üçüncü bir sayı elde etmek üzere belli bir sayıdan, daha az değerli başka bir sayı kadar birim eksiltmek, tarh etmek. Gidermek. Fotoğraf çektirmek. Resim yapmak. Söylemek. Öfke, hırs, acı vb.nin zararını çektirmek. İlgisini keserek uzaklaştırmak. Sağlamak, elde etmek. Anlamak, ne olduğunu bilmek, sezmek. Sindirim yolundan dışarı atmak, kusmak. Gibi göstermek, bir davranış yüklemek. Yayımlamak. Yollamak, göndermek.
DANABURNU
Toprak içinde yaşayıp bitkilere, köklerini keserek zarar veren bir böcek, kök kurdu (Gryllotalpa vulgaris). Aslanağzı.
ABLİ
Yatay serenlerin ucuna bağlı bulunan ve bunları sağa, sola veya ortaya çevirmek için yararlanılan halat veya palanga.
BASTİKA
Bir yelken serenine veya herhangi bir ağaca açılan delik.
BOMBA
Canlı ya da cansız hedeflere atılan, içi yakıcı ve yıkıcı maddelerle doldurulmuş, türlü büyüklükte patlayıcı, ateşli silah. Yan yelkenlerin alt yakasını gerip açmak için kullanılan yatay seren. Büyük fıçı veya varil. Çekiciliği olan çok güzel kadın veya kız. Uyuşturucu hap.
ARMA
Bir devletin, bir hanedanın veya bir şehrin simgesi olarak kabul edilmiş resim, harf veya şekil, ongun (II). Geminin yürümesine hizmet eden direk, seren, ip, halat ve yelken takımı.
ANAHTAR
Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı, miftah, dil. Kurgu. Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol. Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak. Herhangi bir olayda belirleyici olan. İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör. Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç. Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret. Vesile, araç, vasıta.
DOĞRAMAK
Keserek parçalamak veya elle küçük parçalara ayırmak.
ARMADOR
Geminin direk, seren, yelken, ip vb. donanımını düzenleyen usta.
CUNDA
Yatay serenlerin her iki başı.
BRİK
İki direkli, seren yelkenli, birkaç top taşıyan gemi. Önde çok yüksek bir oturma yeri, arkada da boylamasına yerleştirilmiş oturacak yerleri bulunan dört tekerlekli, yaylı at arabası.
İMZALAMAK
Bir yazı veya belgeye imzasını yazmak, imza atmak. Eserin yazarı, yapımcısı olduğunu imza veya işaretle belirtmek. Bir kimseye, hatıra olarak sunulan esere imza atmak.
ALABORA
Geminin yan yatması. Bir serenin yatay durumdan düşey duruma getirilmesi. Selamlamak için filika küreklerinin yukarıya kaldırılması. Balığı toplamak için dalyan ağının yukarıya alınması.
GİZ
Sır. Yelken gemilerinde mizana direği denilen kıç direkte eğik duran bayrak sereni.
GABYA
Ana direklerin üzerine sürülen çubuklar ve ana direklerin üstlerinde bulunan serenler.
ÇALPARA
Parmaklara takılıp çalınan zil veya buna benzer ses çıkarıcı araç. Açıklarda, kumluk alanlarda yaşayan ve ağları keserek balıkçılara zarar veren bir tür çağanoz (Portunus puber). Gemi bordasında, pis suları dışarı akıtıp deniz suyunu, içeri almayan, tulumba içindeki özel kapak.
GÖNDERMEK
Bir yere doğru yola çıkarmak, yollamak, ulaşmasını, gitmesini sağlamak, irsal etmek. Yolcu etmek. Araştırma, yazışma vb.nde kaynak kişiye veya esere işaret etmek, atıf yapmak. Yetki vererek gitmesini sağlamak. Bir kaynaktan çıkıp gelmek, ulaşmak.