Kelimeler arşivi içinde; başında "sela" olan, toplam 44 adet kelime bulunmaktadır. sela ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu sela ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde sela olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
SELAMLAYABİLMEK, SELAMLAŞABİLMEK
SELAMÜNALEYKÜM, SELAMUNALEYKUM, SELAMLAYABİLME, SELAMINELEYKÜM, SELAMLAŞABİLME
SELAHATTİNKÖY
SELAMETLEMEK
SELAMLAŞMAK, SELAMETLEME, SELAMLANMAK
SELAMLAMAK, SELARABASI, SELAMLANMA, SELAMLAŞMA, SELAMLAYIŞ, SELAMULLAH, SELAMETTİN, SELAHATTİN
SELAMLAMA, SELAMETLİ, SELAMETLE, SELAMNAME
SELALMAZ, SELAMSIZ, SELAMLIK, SELAHİYE, SELAMLAR
SELAMLI, SELATİN, SELAMAK, SELAMET, SELANİK, SELASET
SELAMİ, SELANE, SELAHİ
SELAV, SELAY, SELAN, SELAM, SELAF
SELA
SELA
Saman taşımaya yarayan telden yapılmış sepet.
SELAMLAYABİLME
Selamlayabilmek işi.
SELAMETLEMEK
Yolcuyu, konuğu uğurlamak, geçirmek.
SELAMLAMAK
Bir kimseyle karşılaşıldığında, birinin yanına gidildiğinde veya yanından uzaklaşıldığında kendisine sözle veya işaretle bir nezaket gösterisi yapmak, selam vermek, esenlemek.
SELAMLAŞMAK
Birbirine selam vermek, esenleşmek. Çok az tanışmak.
SELAHATTİNKÖY
Kastamonu kenti, Devrekâni belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
SELAMLANMA
Selamlanmak işi.
SELARABASI
Kızak ile kağnı karışımı sap, ot ve saman taşıma aracı. (Posof Kars).
SELAMETLEME
Selametlemek işi.
SELAMLANMAK
Selamlama işi yapılmak.
SELAMINELEYKÜM
Arapça kökenli selâmün-aleyküm: selamünaleyküm.
SELAMLAŞABİLMEK
Selamlaşma imkânı veya olasılığı bulunmak.
SELAMUNALEYKUM
Selamün aleyküm.
SELAMLAYABİLMEK
Selamlama imkânı veya olasılığı bulunmak.
SELAMÜNALEYKÜM
"Allah'ın selamı sizin üzerinize olsun" anlamında kullanılan bir selamlama sözü.
SELAMLAŞABİLME
Selamlaşabilmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde SELA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ESENLİK
Esen olma durumu, sağlık, afiyet, sıhhat, selamet, hastalık karşıtı.
ELLEŞMEK
Elle dokunmak. El sıkarak selamlaşmak. Birine dokunacak söz söylemek. Elle itişerek şakalaşmak. Alışverişte, alanla satan birbirlerinin ellerini tutup sıkarak uzlaşmak. Birbirinin elini sıkarak güç denemesi yapmak. Ağır bir yükü kaldırmak için birkaç kişi birden tutmak. Yardımlaşmak.
KURTULUŞ
Bir şeyden, bir yerden kurtulma, felah, halas, necat, selamet. Bağımsızlık.
GÜNAYDIN
"İyi sabahlar" anlamında sabahları söylenen bir selamlama sözü. Yeni mi farkına vardın? anlamında bir söz.
ODABAŞI
Hanlarda çalışan uşakların başı. Yeniçeri kuruluşunda görevi alaylarda selam törenlerini düzenlemek ve yönetmek olan subay.
HAREM
Saray ve konaklarda kadınlara ayrılan bölüm, selamlık karşıtı. Karı, eş. Bu bölümde oturan kadınların hepsi.
SALA
sela.
MİNARE
Camilerde müezzinin ezan okuduğu, sela verdiği, şerefesi olan, çoğunlukla taştan, yüksek ve ince yapı.
ALABORA
Geminin yan yatması. Bir serenin yatay durumdan düşey duruma getirilmesi. Selamlamak için filika küreklerinin yukarıya kaldırılması. Balığı toplamak için dalyan ağının yukarıya alınması.
ESENLEME
Esenlemek işi, selam.
REVERANS
Selam veya teşekkür için eğilerek veya dizleri kırarak yapılmış olan hareket.
ESENLEŞME
Esenleşmek işi, selamlaşma.
MERHABA
Selam. (me'rhaba:) "Geniş ve mamur yere geldiniz, rahat ediniz, günaydın, hoş geldiniz" anlamlarında bir esenleşme veya selamlaşma sözü.
ESENLEŞMEK
Selamlaşmak. Vedalaşmak.
ESENLEMEK
Selamlamak. Birine esenlik dileyerek ayrılmak, veda etmek.
FELAH
Kurtuluş, selamet, onma.
MABEYİN
Ara. Padişah sarayı. Eski konaklarda harem ile selamlık arasındaki daire.
MERHABALAŞMAK
Karşılıklı selam verip hâl hatır sormak.
GEÇİRMEK
Geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak. Bir gereksinimi eldeki imkânla karşılamak. Bir şeyi kendisine ayrılmış olan yere yerleştirmek, takmak. Zaman harcamak. Giymek, giyinmek. Birine kötü söz söylemek. Bir işi birden çok kişi üzerinde uygulamak. Bir şeyi bir yerden başka yere taşımak, nakletmek. Alışverişte aldatmak, kötü mal satmak, kazıklamak. Bir süre yaşamak, oturmak, kalmak. Herhangi bir durumu yaşamış olmak. Tespit etmek, yazmak, kaydetmek. Bir şeyi bir yandan öbür yana götürmek. Yola çıkan birini uğurlamaya gitmek, selametlemek, teşyi etmek. Etmek, yapmak. Hastalık bulaştırmak. Vurmak.
AKICILIK
Akıcı olma durumu. Söz, yazı ve anlatımın akıcı olma özelliği, selaset.