SEB ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "seb" olan, toplam 63 adet kelime bulunmaktadır. seb ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu seb ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde seb olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

SEBEPLENDİRMEK

13 harfli kelimeler

SEBEPLENDİRME

11 harfli kelimeler

SEBEPSİZLİK, SEBEPLENMEK, SEBATSIZLIK

10 harfli kelimeler

SEBZECİLİK, SEBÜKTEKİN, SEBOSEFALİ, SEBEPSİZCE, SEBKİHİNDİ, SEBEPLENME, SEBZECİLER, SEBELENMEK

9 harfli kelimeler

SEBENARDI, SEBELEMEK, SEBEBİYLE, SEBEBİYET, SEBBEHİSİ, SEBİLHANE

8 harfli kelimeler

SEBEPSİZ, SEBOREİK, SEBİLLER, SEBLEMEK, SEBENOBA, SEBZEVAT, SEBÜKALP, SEBZELİK, SEBASEUS, SEBATKAR, SEBAYÜDÜ, SEBATSIZ

7 harfli kelimeler

SEBELEP, SEBZELİ, SEBİLCİ, SEBATLI, SEBEPLİ, SEBZECİ

6 harfli kelimeler

SEBBAH, SEBATİ, SEBBEH, SEBİLE, SEBORE

5 harfli kelimeler

SEBUM, SEBZE, SEBÜK, SEBZİ, SEBİR, SEBAB, SEBAP, SEBAT, SEBEB, SEBEF, SEBEH, SEBEN, SEBEP, SEBET, SEBİH, SEBİL, SEBLA

4 harfli kelimeler

SEBU, SEBE, SEBA

3 harfli kelimeler

SEB

Bazı kelimelerin anlamları

SEB

Kırık çanak çömleği yapıştırmaya yarayan yumurta akı, kireç, süt, pamuk karışımı.

SEBKİHİNDİ

XVII. yüzyılda divan şiirinde başlayan, karmaşık mazmunlara, hayal oyunlarına, güç anlaşılır, alışılmadık benzetmelere dayanan süslü bir anlatım biçimi.

SEBEPSİZLİK

Sebepsiz olma durumu.

SEBENARDI

Bolu şehri, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

SEBÜKTEKİN

Hızlı, atak hükümdar.

SEBOSEFALİ

Aynı göz çukuru içinde, şiddetli hipoplastik olan iki gözün varlığıyla belirgin yapılış bozukluğu.

SEBELENMEK

Baş dönmesinden dolayı sağa sola sallanmak.

SEBZECİLİK

Sebzecinin yaptığı iş, zerzevatçılık.

SEBEPLENDİRME

Sebeplendirmek işi.

SEBZECİLER

Artvin kenti, Yusufeli ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

SEBEPSİZCE

Bir sebebi olmaksızın.

SEBELEMEK

Çabalamak, çırpınmak. Biraz varlık edinmek, zenginlemek. Çiselemek, az az yağmak.

SEBEPLENMEK

Kendisine dolaylı olarak yarar sağlamak, yararlanmak.

SEBEPLENDİRMEK

Sebeplenme işini yaptırmak.

SEBATSIZLIK

Sebatsız olma durumu.

SEBEPLENME

Sebeplenmek işi.

  -   -   -  

Anlamında SEB bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SEB geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AĞDIRMAK

Ağmasına sebep olmak. Aşağı inmek, yük veya terazide denge bozularak bir yanı ağır gelmek.

AKSIRTMAK

Birinin aksırmasına sebep olmak, hapşırtmak.

ANTİOKSİDAN

Genellikle yağların, yağlı besinlerin uzun süre saklanabilmesi, beyaz renkli sebze ve meyvelerin kararmasının önlenmesi için kullanılan madde. Canlı organizmalardaki toksinleri atmaya yarayan madde.

ANTİJEN

Vücuda girişi kendisine karşı antikor oluşmasına sebep olan protein yapısında madde.

ALÇAKLAŞTIRMAK

Alçaklaşmasına sebep olmak.

ACITMAK

Acılık vermek. Ağrı, sızı duyulmasına sebep olmak.

AMA

Çelişkili ve tutarsız iki cümleyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz, amma, lakin, velakin. Uyarma veya şartlı bir ifade niteliğinde olan bir cümleyi, başka bir cümleye bağlamaya yarayan bir söz. Bir yargıyı veya bir buyruğu pekiştirmek için de kullanılan bir söz. Beklenmeyen bir sonucu anlatan iki cümleyi onun sebebi durumunda olan cümleye bağlayan bir söz. Bazen dikkati çekmek için cümlenin sonuna getirilen bir söz.

ACIKTIRMAK

Açlık duymasına sebep olmak. Aç bırakmak.

AĞIR

Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.

AKLIEVVEL

Akıllı geçinen. Densiz, münasebetsiz, sağduyu sahibi olmayan.

ALDANMAK

Görünüşe bakarak yanlış bir yargıya varmak, yanılmak. Hayal kırıklığına uğramak. Havanın birden ısınmasıyla zamansız açan çiçek, soğuk sebebiyle donmak. Bir hileye, bir yalana kanmak. Avunmak, oyalanmak.

ALIŞVERİŞ

Satın alma ve satma işi, alım satım, iş, muamele, ahzüita, aksata, pazar. İlişki, münasebet.

AĞIZOTU

Topları ateşlemek için falyaya konulan ve barutun patlamasına sebep olan madde.

AKINTI

Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.

AKSIRIK

Herhangi bir sebeple burun zarının gıcıklanması sonucu solunum kaslarının birdenbire kasılmasıyla ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşalması olayı, aksırma, hapşırma, hapşırık.

AMİL

Etken, etmen, sebep, faktör.

ALERJEN

Alerjiye sebep olan herhangi bir madde.

AFET

Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım. Çok kötü. Hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk. Güzelliği ile insanı şaşkına çeviren, aklını başından alan kadın. Kıran.

ALDIRMAK

Alma işini yaptırmak. Sığdırmak. Vücuttan herhangi bir parçayı veya organı sağlık sebebiyle çıkarttırmak. Önem vermek, değer vermek. Başkasına kaptırmak. Getirtmek.

AGLÜTİNİN

Serumda meydana gelen ve pıhtılaşmaya sebep olan antikor.