Kelimeler arşivi içinde; başında "sav" olan, toplam 231 adet kelime bulunmaktadır. sav ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu sav ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde sav olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
SAVCILIMERYEMKAŞI
SAVCILIBÜYÜKOBA, SAVUŞTURABİLMEK
SAVANNAHKEDİSİ, SAVCILIBAĞBAŞI, SAVCILIKURUTLU, SAVUŞTURABİLME
SAVCILIEBEYİT, SAVRULABİLMEK, SAVUNMASIZLIK
SAVAŞABİLMEK, SAVAŞILINMAK, SAVAŞIMCILIK, SAVCILIKIŞLA, SAVRULABİLME, SAVSAKLANMAK, SAVSAKLAŞMAK, SAVUNABİLMEK, SAVURABİLMEK, SAVUŞUVERMEK
SAVAŞABİLME, SAVAŞTIRMAK, SAVATLANMAK, SAVIŞTIRMAK, SAVSAHLAMAH, SAVSAHLAMAK, SAVSAKLAMAK, SAVSAKLANMA, SAVSAKLAYIŞ, SAVSALLAMAK, SAVSATLAMAK, SAVSETLEMEK, SAVUNABİLME, SAVUNDURMAK, SAVUNUCULUK, SAVURABİLME, SAVURGANLIK, SAVUŞTURMAK, SAVUŞUVERME, SAVUTTURMAK
SAVABİLMEK, SAVAKDELEN, SAVAKLAMAK, SAVANNAMAK, SAVAŞÇILAR, SAVAŞÇILIK, SAVAŞTIRMA, SAVATLAMAK, SAVATLANMA, SAVMACILIK, SAVRANBAŞI, SAVRANDERE, SAVRUKLAMA, SAVSAKLAMA, SAVSALAMAK, SAVUNDURMA, SAVUNMALIK, SAVUNMASIZ, SAVUNULMAK, SAVURGANCA, SAVUŞTURMA
SAVABİLME, SAVACILIK, SAVAHACAN, SAVAKBAŞI, SAVAKLAMA, SAVAKTAŞI, SAVAŞIMCI, SAVAŞTEPE, SAVATLAMA, SAVDIRMAK, SAVGITMAK, SAVILYORT, SAVKELDİN, SAVKIVRAK, SAVLANMAK, SAVLAŞMAK, SAVLAYICI, SAVRIKMAK, SAVRILMAK, SAVRUHMAH, SAVRUKLUK, SAVRUKMAK, SAVRUKMUŞ, SAVRULMAK, SAVSAKLIK, SAVULYORT, SAVULYURT, SAVUNMALI, SAVUNULMA, SAVUNUMCU, Devamını Oku »»
SAVARMAK, SAVASSIZ, SAVAŞGAN, SAVAŞKAN, SAVAŞKÖY, SAVAŞMAK, SAVCIBEY, SAVCIKÖY, SAVCILIK, SAVCILLI, SAVDIRMA, SAVILMAK, SAVIRMAK, SAVIŞMAK, SAVITMAK, SAVKAYIŞ, SAVLAMAK, SAVRANLI, SAVRULMA, SAVRULUŞ, SAVRUNTU, SAVSALAK, SAVSALAT, SAVSAMAK, SAVSANIK, SAVTEKİN, SAVULMAK, SAVUNMAK, SAVUNUCU, SAVURCAK, Devamını Oku »»
SAVACAĞ, SAVACAH, SAVACAK, SAVACIK, SAVAÇCI, SAVAKLI, SAVALAK, SAVAŞAN, SAVAŞÇI, SAVAŞER, SAVAŞIM, SAVAŞIR, SAVAŞMA, SAVATLI, SAVDALİ, SAVGARA, SAVILMA, SAVIMAK, SAVKADA, SAVLAĞA, SAVLAMA, SAVMACI, SAVNİYE, SAVSALI, SAVSAMA, SAVSARA, SAVSATA, SAVTUNÇ, SAVUCAK, SAVULMA, Devamını Oku »»
SAVACI, SAVANA, SAVAYI, SAVCUN, SAVDAL, SAVDAN, SAVDUÇ, SAVGAT, SAVICI, SAVIYA, SAVKÖY, SAVLET, SAVMAK, SAVRAH, SAVRAK, SAVRAN, SAVRAS, SAVRIK, SAVRUH, SAVRUK, SAVRUM, SAVSAH, SAVSAK, SAVSAL, SAVTUR, SAVUCA, SAVUCU, SAVUNU
SAVAH, SAVAK, SAVAN, SAVAŞ, SAVAT, SAVCA, SAVCI, SAVER, SAVGA, SAVGI, SAVĞA, SAVHA, SAVIR, SAVKA, SAVLA, SAVLO, SAVMA, SAVNİ, SAVOH, SAVSA, SAVSI, SAVUÇ, SAVUH, SAVUK, SAVUL, SAVUN, SAVUR, SAVUT, SAVZU
SAVA, SAVI, SAVT, SAVU
SAV
SAV
İleri sürülerek savunulan düşünce, iddia, dava. Tanıtlanması gereken önerme, tez. Haber, söz. Atasözü.
SAVAŞIMCILIK
Savaşımcı olma durumu.
SAVUŞTURABİLMEK
Savuşturma imkânı veya olasılığı bulunmak.
SAVANNAHKEDİSİ
Afrika'dan köken alan, Afrika yerlileri tarafından binlerce yıldır yetiştirilen vahşi Serval kedisiyle evcil kedilerin birleştirilmesi sonucu geliştirilmiş, zamanla Serval kedisinin vahşi güzelliği, çarpıcı ve farklı vücut yapısıyla evcil kedilerin uyumlu karakterlerinin birleşimi olan ve kendine özgü bir özellik kazanan, ağzı konveks bir biçimde kavisli, çene yapısı güçlü ve burunla birlikte yüze vahşi bir görünüm kazandıran, gözleri orta büyüklükte oval ve badem şeklinde, göz rengi zengin yeşil, sarı, altın veya karamel kahve gibi tüm canlı renklerde olabilen, ayrıca gözün iç açısında gözyaşı şeklinde bir lekenin olması karakteristik, tüyleri sık ve parlak, renk ve desenleri noktalı, tekir ve tek renkte olabilen, suyu ve suda oynamayı çok seven, zeki, oldukça oyuncu, hareketli ve sosyal yapıda, yumuşak, sıcakkanlı ve nazik mizaçlı, yarı uzun tüylü kedi ırkı.
SAVCILIKURUTLU
Kırşehir ilinde, Savcılı bucağına bağlı bir bölge.
SAVCILIMERYEMKAŞI
Kırşehir ili, Savcılı bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
SAVAŞABİLMEK
Savaşma imkânı veya olasılığı bulunmak.
SAVCILIBAĞBAŞI
Kırşehir şehri, Savcılı bucağına bağlı bir bölge.
SAVUNMASIZLIK
Savunmasız olma durumu.
SAVCILIEBEYİT
Kırşehir şehrinde, Savcılı nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
SAVRULABİLMEK
Savrulma imkânı veya olasılığı bulunmak.
SAVCILIBÜYÜKOBA
Kırşehir kenti, Savcılı nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
SAVUŞTURABİLME
Savuşturabilmek işi.
SAVAŞILINMAK
Savaşılmak, çarpışılmak, kavga edilmek.
SAVCILIKIŞLA
Kırşehir kenti, Savcılı bucağına bağlı bir bölge.
SAVRULABİLME
Savrulabilmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde SAV geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ANTİTEZ
Karşı sav.
ARAÇÇILIK
Düşünme biçimlerinin, kuramların, mantık ve ahlak biçimlerinin yalnızca hayatın değişik şartlarına uyma araçları olduğunu savunan dünya görüşü, enstrümantalizm.
ATILIM
Atılma işi. Herhangi bir konuda ilerleme çabası. Hızla ilerleme, hamle, savlet. Sayı kazanmak amacıyla yapılmış olan atılış, atak, hücum. İleri atılma.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AYVAZ
Koca, erkek, eş. Savaş gemilerinde çalışan cerrah yardımcısı. Büyük konaklarda mutfak ve yemek hizmetlerinde çalıştırılan uşak.
ARGÜMAN
Kanıt. Tez, iddia, sav. Bir çıkış kümesinin değişkeni. Bir denklem, bir eşitsizlik veya bir gök cisminin hareketine ait herhangi bir elemanın bağlı bulunduğu belli bir değer. Bir cetvelde diğer bir sayıyı bulmak için yararlanılan sayı.
AMAZON
Savaşa katılan kadınlara eski çağların Amazonlarına benzetilerek verilen san. Ata binen kadın.
AVUKAT
Hak ve yasa işlerinde isteyenlere yol göstermeyi, mahkemelerde, devlet dairelerinde başkalarının hakkını aramayı, korumayı meslek edinen ve bunun için yasanın gerektirdiği şartları taşıyan kimse. Gerekmediği hâlde başkasını savunan, onun adına konuşan kimse.
AKINCI
Düşman ülkesine akın yapan savaşçı. İleri uç oyuncusu.
AVUKATLIK
Avukat mesleği. Gereksiz, boş savunma. Avukatın yaptığı iş.
ANAYASACI
Anayasayı savunan, anayasadan yana olan (kimse). Anayasa dersi veren öğretim üyesi.
ANGARYA
Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş, yüklenti. Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptığı zorunlu ücretsiz hizmet. Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılmış olan iş. Savaş durumundaki bir devletin, kendi sularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması. Olağanüstü durumlarda veya sıkıyönetimde devletin vatandaşlara ait taşıtlara el koyması. Bir kişiye görevi dışında yaptırılan iş.
ATASÖZÜ
Uzun deneme ve gözlemlere dayanılarak söylenmiş ve halka mal olmuş, öğüt verici nitelikte söz, deme, mesel, sav, darbımesel.
ANTLAŞMA
İki veya daha çok devletin saldırmazlık, savaşta iş birliği vb. konularda kararlaştırdıkları ilkelere uygun davranmayı kabul etmeleri durumu, ahit, muahede, ahitleşme, pakt. Bu durumu belirten belge.
AKMAK
Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek. Kumaş yıpranıp iplikleri erimeye başlamak. Çabucak savuşmak, ortadan kaybolmak. Bir kap veya bir yer, içindeki veya üstündeki sıvıyı sızdırmak. Boya birbirine karışmak. Art arda ve toplu olarak gitmek. Karışmak, katılmak. Sıvı bir madde bir yerden çıkmak. Sıvı maddeler aşağıya yönelmek. Zaman çabuk geçmek. Sürüp gitmek.
ATEŞKES
Savaşan iki kuvvetin karşılıklı olarak savaşı durdurması, bırakışma, mütareke.
ABDAL
Gezgin derviş. Tasavvufta manevi üst bir rütbe. Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri. Dilenci kılıklı, üstü başı perişan kimse. Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı.
AZIKLIK
Azık olarak ayrılan veya hazırlanan yiyecekler. Hemen yemek üzere, harman zamanından önce biçilip savrulan ekin. Azık koymaya yarayan kap veya torba.
ATLATMAK
Atlama işini yaptırmak. Görüşmek, konuşmaktan kaçmak. Aldatmak. Kötü bir durumu geçiştirmek, savmak. Savsaklamak. Basında başka ilgililerden önce bir haberin yayımlanmasını sağlamak.
AKILCILIK
Akla dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarmalarda bulan öğretilerin genel adı, usçuluk, akliye, rasyonalizm, deneycilik karşıtı. Akla ve akıl yolu ile varılan yargıya inanma, akla aykırı veya akıl dışı hiçbir şeyi tanımama davranışı ve tutumu, akliye, rasyonalizm. Bilginin evrensellik ve zorunluluğunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değil, yalnızca akıldan çıkartılabileceğini savunan öğreti, rasyonalizm.