Sonu SAPLAMAK ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "saplamak" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. Sonu saplamak ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında saplamak olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde saplamak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

SAPLAMAK

Hızla batırmak.

HESAPLAMAK

Hesap işlemini yapmak, hesap etmek. Bir şeyi, bir durumu ayrıntılı bir biçimde düşünmek, hesap etmek. Miktarını ve fiyatını tespit etmek.

  -   -   -  

Anlamında SAPLAMAK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SAPLAMAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

SAPLAMA

Saplamak işi. Bir menteşenin iki oynak parçasını birleştirmeye yarayan küçük, ince metal mil. İç içe geçen veya başka bir parça üzerine eklenen parçaların bağlantısı için kullanılan, türlü kalınlık ve uzunlukta, bir yanı yivli, yuvarlak metal kama.

ÇAKMAK

Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası. Vurarak sokup yerleştirmek. Anlamak, bilmek. Tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni. Sınavda başarısız olmak. Vurmak. Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti. İçki içmek. Saplamak. Parıldamak, ışık vermek. Sezinlemek, anlamak, farkına varmak. Kazık çakıp hayvan bağlamak. Kuruduğunda kalın kabuk bağlayan kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı. Bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak veya çarpmak. Çivi ile tutturmak. Kabul etmeyeceği bir şeyi kurnazlıkla kabul etmesini sağlamak.

ARINNAMAK

Önceden hesaplamak, göze almak: Ben zaten bu neticeyi arınnamıştım.

GEÇÜRMEK

Vaz geçirmek, sarfınazar ettirmek, feragat ettirmek. Geçiştirmek, affetmek, bağışlamak. Saplamak, sançmak, çakmak.

HESAPLAMA

Hesaplamak işi.

OYULGALAMAK

Gelişigüzel dikmek. Saplamak, sokmak.

ORANLAMAK

Ölçmek, hesaplamak, hesap etmek. Eşit tutmak. Akıl yoluyla gerçeğe yakın olduğuna inanılarak hüküm vermek, tahmin etmek. Karşılaştırmak, kıyaslamak.

ŞİŞLEMEK

Birine veya bir şeye şiş saplamak, şiş batırmak. Kama, çakı vb. bir araçla yaralamak.

DEGDÜRMEK

Batırmak, saplamak.

SANÇMAK

Saplamak, batırmak.

REKZETMEK

Dikmek, saplamak, kurmak.

BİÇAHLAMAK

Bıçak saplamak.

BIÇAKLAŞMAK

Birbirine bıçak saplamak.

SOKMAK

İçine ya da arasına girmesini sağlamak. Bıçak, çakı, iğne vb. batırmak, saplamak. Belli etmeden kötü bir malı vermek. Yasak bir malı gizlice getirmek veya götürmek. Konuşma sırasında bir sözü, soruyu veya düşünceyi söyleyivermek. Böcek, zehirli hayvan iğnesini batırmak veya ısırmak, zehirlemek. Bir yere girmesini sağlamak, içeri almak. Dokunaklı, kırıcı veya acı söz söylemek.

ÖLÇÜNMEK

Bir şeyi uzun uzun düşünüp hesaplamak, teemmül etmek.

DAHLAMAK

Dürtmek, saplamak. Hayvanı sürmek, yürütmek, dehlemek, kovalamak.

GAKMAK

Kalkmak. Gaga. Sokmak, saplamak: Herif sinirlendi pıçağı böğrüne gaktı. Çivi ve benzerleri şeyler çakmak. Yara üstündeki kabuk. İterek bir yere sokmak.

KARARLAMAK

Ölçü ve tartıya dayanmaksızın, gözle oranlayarak hesaplamak, tahmin etmek.

VURMAK

Elini veya elinde tuttuğu bir şeyi bir yere hızla çarpmak. Batıcı veya kesici cisimleri saplamak, kakmak. Olumsuz yönde etkilemek. Sırtına, omzuna yerleştirmek. Takmak, koymak, bağlamak. Ses çıkarmak için bir şeyi başka bir şey üzerine hızlıca çarpmak. Bir şeyi başka bir şey üzerine koymak. İçki içmek. Olduğundan başka biçimde görünmek. Kadeh tokuşturmak. Ses çıkarmak, ses vermek, çalmak. Silahla yaralamak, öldürmek. Etkisi bir yere kadar uzanmak. Hızla çarpmak. Çıkmak. Herhangi bir biçimde haksız yoldan para almak, soymak. Hızla değmek, çarpmak. Uygulamak, basmak, koymak. Manevi olarak yaralamak. Piyango vb. çıkmak, isabet etmek. Kalp, vuru durumunda olmak, çarpmak. Desteklemek, dayamak. Dokunmak, hasta etmek. Üzerinde görünmek, üzerine düşmek, yansımak, aksetmek. Sürmek. Duyulmak, hissedilmek. Tavla oyununda pulu kırmak. Amaçladığı şeye rast getirmek. Çarpma işlemini yapmak. Soğuk, dolu vb. ürünlere zarar vermek. Bağlama, ilişkilendirmek.

GANIRMAK

İncitmek, burkmak. Alışmak. Bir şeyi kaldıraçla yerinden kaldırmak. Geriye bükmek. Kırmak: Rüzgâr bizim cevizin dallarını ganırmış. Derine saplamak.