SAPLAMAK ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "saplamak" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. saplamak ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu saplamak ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde saplamak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

SAPLAMAK

Hızla batırmak.

  -   -   -  

Anlamında SAPLAMAK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SAPLAMAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ORANLAMAK

Ölçmek, hesaplamak, hesap etmek. Eşit tutmak. Akıl yoluyla gerçeğe yakın olduğuna inanılarak hüküm vermek, tahmin etmek. Karşılaştırmak, kıyaslamak.

HESAPLAMA

Hesaplamak işi.

VURMAK

Elini veya elinde tuttuğu bir şeyi bir yere hızla çarpmak. Batıcı veya kesici cisimleri saplamak, kakmak. Olumsuz yönde etkilemek. Sırtına, omzuna yerleştirmek. Takmak, koymak, bağlamak. Ses çıkarmak için bir şeyi başka bir şey üzerine hızlıca çarpmak. Bir şeyi başka bir şey üzerine koymak. İçki içmek. Olduğundan başka biçimde görünmek. Kadeh tokuşturmak. Ses çıkarmak, ses vermek, çalmak. Silahla yaralamak, öldürmek. Etkisi bir yere kadar uzanmak. Hızla çarpmak. Çıkmak. Herhangi bir biçimde haksız yoldan para almak, soymak. Hızla değmek, çarpmak. Uygulamak, basmak, koymak. Manevi olarak yaralamak. Piyango vb. çıkmak, isabet etmek. Kalp, vuru durumunda olmak, çarpmak. Desteklemek, dayamak. Dokunmak, hasta etmek. Üzerinde görünmek, üzerine düşmek, yansımak, aksetmek. Sürmek. Duyulmak, hissedilmek. Tavla oyununda pulu kırmak. Amaçladığı şeye rast getirmek. Çarpma işlemini yapmak. Soğuk, dolu vb. ürünlere zarar vermek. Bağlama, ilişkilendirmek.

GEÇÜRMEK

Vaz geçirmek, sarfınazar ettirmek, feragat ettirmek. Geçiştirmek, affetmek, bağışlamak. Saplamak, sançmak, çakmak.

REKZETMEK

Dikmek, saplamak, kurmak.

SANÇMAK

Saplamak, batırmak.

ÖLÇÜNMEK

Bir şeyi uzun uzun düşünüp hesaplamak, teemmül etmek.

GAKMAK

Kalkmak. Gaga. Sokmak, saplamak: Herif sinirlendi pıçağı böğrüne gaktı. Çivi ve benzerleri şeyler çakmak. Yara üstündeki kabuk. İterek bir yere sokmak.

BIÇAKLAŞMAK

Birbirine bıçak saplamak.

ARINNAMAK

Önceden hesaplamak, göze almak: Ben zaten bu neticeyi arınnamıştım.

SAPLAMA

Saplamak işi. Bir menteşenin iki oynak parçasını birleştirmeye yarayan küçük, ince metal mil. İç içe geçen veya başka bir parça üzerine eklenen parçaların bağlantısı için kullanılan, türlü kalınlık ve uzunlukta, bir yanı yivli, yuvarlak metal kama.

BİÇAHLAMAK

Bıçak saplamak.

ŞİŞLEMEK

Birine veya bir şeye şiş saplamak, şiş batırmak. Kama, çakı vb. bir araçla yaralamak.

SOKMAK

İçine ya da arasına girmesini sağlamak. Bıçak, çakı, iğne vb. batırmak, saplamak. Belli etmeden kötü bir malı vermek. Yasak bir malı gizlice getirmek veya götürmek. Konuşma sırasında bir sözü, soruyu veya düşünceyi söyleyivermek. Böcek, zehirli hayvan iğnesini batırmak veya ısırmak, zehirlemek. Bir yere girmesini sağlamak, içeri almak. Dokunaklı, kırıcı veya acı söz söylemek.

GANIRMAK

İncitmek, burkmak. Alışmak. Bir şeyi kaldıraçla yerinden kaldırmak. Geriye bükmek. Kırmak: Rüzgâr bizim cevizin dallarını ganırmış. Derine saplamak.

ÇAKMAK

Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası. Vurarak sokup yerleştirmek. Anlamak, bilmek. Tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni. Sınavda başarısız olmak. Vurmak. Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti. İçki içmek. Saplamak. Parıldamak, ışık vermek. Sezinlemek, anlamak, farkına varmak. Kazık çakıp hayvan bağlamak. Kuruduğunda kalın kabuk bağlayan kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı. Bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak veya çarpmak. Çivi ile tutturmak. Kabul etmeyeceği bir şeyi kurnazlıkla kabul etmesini sağlamak.

OYULGALAMAK

Gelişigüzel dikmek. Saplamak, sokmak.

DAHLAMAK

Dürtmek, saplamak. Hayvanı sürmek, yürütmek, dehlemek, kovalamak.

KARARLAMAK

Ölçü ve tartıya dayanmaksızın, gözle oranlayarak hesaplamak, tahmin etmek.

DEGDÜRMEK

Batırmak, saplamak.