Kelimeler arşivi içinde; başında "salam" olan, toplam 12 adet kelime bulunmaktadır. salam ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu salam ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde salam olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
SALAMURACILIK
SALAMURALIK
SALAMANDRA, SALAMURACI
SALAMANJE
SALAMLIK, SALAMTÜP, SALAMURA
SALAMAK, SALAMAN
SALAMA
SALAM
SALAM
Sığır, hindi vb. etinden yapılan, genellikle dilimlenerek soğuk yenen bir yiyecek.
SALAMAK
Saklamak.
SALAMAN
Yakışıklı.
SALAMA
Güz ve bahar aylarında bahçelerdeki ağaç yaprakları ve çerçöpün bir yere toplanarak yakılması.
SALAMANDRA
Semender. Odalar arasında gezdirilebilen bir tür kömür sobası.
SALAMTÜP
Harman yeri.
SALAMLIK
Samanlık.
SALAMURACI
Salamura yapan kimse.
SALAMURACILIK
Salamuracının yaptığı iş.
SALAMANJE
Yemek odası.
SALAMURA
Peynir, et, balık, turşu, asma yaprağı vb. yiyeceklerin, bozulmaması için içinde tutuldukları tuzlu su. Bu suyun içinde tutulmuş yiyecek. Bu suyun içinde tutulmuş olan.
SALAMURALIK
Salamura yapmaya elverişli. Salamura yapmaya ayrılmış.
Bu bölümde tanımı içerisinde SALAM geçen kelimeler listesi verilmiştir.
LAKERDA
Palamut, torik vb. balıklardan dilim dilim kesilerek yapılmış olan salamura.
NİTRİT
Nitrik asidin bir tuzu. Salam, sosis, fermente sucuk ve benzerleri kürlenmiş et ürünlerinde karakteristik lezzet ve rengin oluşumunda rol oynayan katkı maddesi.
YENGEN
Yemesi hoş nesne. İçine salam, sucuk, kaşar, ketçap, mayonez, turşu vb. konularak hazırlanan tost.
ŞARKÜTERİ
Peynir, zeytin, salam, sucuk vb. yiyecek maddelerinin satıldığı dükkân veya büyük alışveriş merkezinin bir bölümü.
KARGABURUN
Kapı mandalı. Yangın söndürme işlerinde kullanılan ucu eğri demir çengel. Uzunca ceviz. Salamura için uzun ve iri bir çeşit zeytin. Uç kısmı yuvarlak kıskaç. (Bursa). Yerli menteşelerdeki sivri kısım. (İlyaslı Uşak).
KANEPE
Birkaç kişinin oturabileceği genişlikte koltuk, çekyat. Genellikle çay ve kokteyller için hazırlanan, peynir, sucuk, salam vb. şeylerle süslenen çok küçük ekmek.
HAVYAR
Genellikle mersin balığının salamura edilmiş yumurtası.
KASALAMA
Kasalamak işi.
ORSALAMA
Orsalamak işi.
ZAGUDA
Salamura yapılmış yeşil zeytin. Soğanın küçüğü. Henüz olmamış zeytin.
SARSALAMA
Sarsalamak işi.
GIRMA
Bir çeşit melez köpek. Pürüzlü ve engebeli alan. Beyaz topraklı yer. Tohum ekmek için tarlada pullukla açılan yer: Gırma gırmadan tohum ekme. Bir çeşit av tüfeği. Avcıların saçma bulamayınca telden saçma şeklinde kestikleri parçalar. Bir çeşit tatlı. Salamura yapılmış yeşil zeytin. Davarların yemesi için kesilen ağaç dalları. Kuru odun yapmak için kesilen yaş çam dalları. Tohum ekmek için tarladaki çalı ve ağaçları sökme işi: Bizimkiler bugün Akdere'ye gırmaya gittiler. Hayvan yemi olarak kullanılan kırılmış tahıl. Hayvanların kolay yiyebilmesi için ezilerek verilen arpa. Kumaşa büzülerek yapılan süs, pili. Ortasından ikiye katlanan tüfek. (Tokmacık Yalvaç Isparta). Hayvan yemi olarak kullanılan kırılmış arpa. (Çukurhisar Eskişehir). Dövenle yarı sürülmüş ekin sapı. (Afşar Güdül Ankara).
ŞOR
1.Söz sohbet. 2.Toplantı. Tuzlu. 2.Bir çeşit tuzlu peynir, çökelek. 3.Tuzlu, beyaz toprak. 4.Tuzlu, acı su. 5.Tuzlu ayran. 6.Koyunlara içirmek için hazırlanan tuzlu su. 7.Acı ve ekşi. 1.Kin, öfke. 2.Acı söz. 3.Üzüntü, dert. 4.Kötü. Nezle. Salamura balık. Hep, bütün. Rakı artığı. Tuzlu. Hastalık, güçsüzlük, zayıflık. Ayrandan yapılan çökelek. Yağı alınmış sütten elde edilen lor, kesmik, ekşimik. Laf, söz. Laf, söz (Kızılca k.). Dedikodu, kışkırtma, acı söz. Söz, lâkırdı, lâf. Tuzlu (su). Batı Sibirya'da yaşayan bir Türk topluluğunun adı.
SALİNOMETRE
Deniz suyundaki tuz yoğunluğunu ölçen araç. Peynir, et ve turşu salamuralarında tuz (NaCl) konsantrasyonunu ölçen alet.
YOZMAK
Bitki, hayvan, zamanla soysuzlaşmak, bozulmak, yabanıllaşmak. Kök salamayıp, gelişememek (fidan vb.). Aşı tutmamak. Zayıflamak. İsteğinden caymak, bir şeyden soğumak. Tavuk, kuluçkaya yatmaktan caymak, yumurtlamaz olmak. Cinsel kızgınlığı geçmek. Sevişen iki kişi darılmak. Huyu bozulmak, sevimsizleşmek. Silmek (yazı için). Güzelliği, çekiciliği yok olmak. Yorumlamak. Dinlendirmek.
ERNİK
Eskimeğe yüz tutmuş kumaş ya da elbise. Erimeğe başlamış kar. Erimeğe yüz tutmuş salamura peynir. Erimiş yağ. Eski minder yüzü. Kadınların kullandıkları allık. İnce, dayanıksız: Bu ipekli çok ernik. İnce davranışlı, kibar.
SEMENDER
Semendergillerden, uzun gövdeli, dört bacaklı, kuyruklu, kertenkeleye benzeyen, birçok türü bulunan bir hayvan, salamandra (Salamandra). Ateşte yanmadığına hatta ateşi söndürdüğüne inanılan efsanevi hayvan.
ZAGODA
Salamura yapılmış yeşil zeytin.
ÇEKİÇGE
Yeşil zeytinden yapılan salamura.
YEŞİLZEYTİN
Zeytinin salamura edilmiş yeşil renkli türü.