Kelimeler arşivi içinde; başında "salan" olan, toplam 4 adet kelime bulunmaktadır. salan ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu salan ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde salan olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
SALAN
Sırayla ekimde köyce ekime ayrılan yer. Çevre, bölüm. Bir yıl ekilip, bir yıl dinlendirilen tarla. Otlak. Sırayla ekilip dinlenmeye bırakılan tarla. Otlak, mera. Dinlendirilen tarla, toprak.
SALANGAN
Hint Okyanusu ve Çin Denizi kıyılarında yaşayan, uzun kanatlı, dört köşe kısa kuyruklu, esmer küçük kuş (Collocalia).
SALANA
Ahmak, alık. Başıboş köpek.
SALANMAK
Saklanmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde SALAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
POSALANMA
Posalanmak işi.
MERAKLANMAK
Kaygılanmak, üzülmek, tasalanmak. Bir şeyin sebebini anlamak için çaba harcamak.
BETÜL
Namuslu, temiz kadın. Allah'ın emri. Hazreti Meryem'in ve Hazreti Fatma'nın lakapları. Ana ağaçtan ayrılıp, ayrı kök salan fidan.
ISIVEREN
Isı açığa çıkaran, çevresine ısı salan (birleşme, tepkime), ekzotermik.
ATARKANAL
Spermayı idrar yoluna salan iki kanal.
MERAKLANDIRMAK
Meraklanmasına yol açmak, kaygılandırmak, tasalandırmak.
ATARCA
Yeğinliği atımlı biçimde değişen akımmıknatıssal dalgalar salan gökcismi.
BÖBREK
Kandaki zararlı maddeleri süzüp idrar olarak salan, omurganın sağ ve sol yanında bulunan çift organdan her biri.
ESNETME
Esnetmek işi. Türlü sebeplerle kısalan kasları açmak ve uzatmak için bağlı bulundukları eklemlerde yapılmış olan esnek, yaylı ve zorlu germe hareketi.
VANDAL
Miladın başlangıç yıllarında yaşayan ve Roma İmparatorluğu ile yaptığı savaşlarda acımasızlığı ile ün salan bir Doğu Germen halkı. Eski kültür ve sanat anıtlarını yakıp yıkan, bunların değerini bilmeyen kimse veya topluluk.
KEDERLENMEK
Kederli olmak, üzülmek, tasalanmak, mükedder olmak.
GAMLANMAK
Tasalanmak, üzüntü duymak, kaygılanmak.
TASALANMA
Tasalanmak işi.
ENDİŞELENMEK
Tasalanmak, kaygılanmak.
KURUNTU
Yanlış ve yersiz düşünce, evham. Olmayacak bir şeyin olacağını sanma, vehim. Bir konuyla ilgili kötü ihtimalleri akla getirip tasalanma, işkil, evham, vesvese.
DÜŞÜNDÜRMEK
Düşünmesine sebep olmak, düşünmesine yol açmak. Tasalandırmak, kaygılandırmak. Akla getirmek, hatırlatmak.
DÜŞÜNMEK
Aklından geçirmek, göz önüne getirmek. Zihniyle arayıp bulmak. Akıl etmek, ne olabileceğini önceden kestirmek. Bir şeye karşı ilgili ve titiz davranmak. Tasalanmak, kaygılanmak. Bir sonuca varmak amacıyla bilgileri incelemek, karşılaştırmak ve aradaki ilgilerden yararlanarak düşünce üretmek, zihinsel yetiler oluşturmak, muhakeme etmek. Tasarlamak. Farz etmek.
GENİŞ
Eni çok olan, enli, vâsi. Çok. Kolay kolay tasalanmayan, hoşgörülü, rahat. Bol (elbise). Kapsamı büyük, dar sınırlar içinde kalmayan, yaygın, makro. Alanı büyük olan, makro, dar karşıtı.
DÜŞÜNDÜRÜCÜ
Düşünmeye sebep olan, düşünmeye yol açan. Tasalandıran, kaygılandıran.
IŞINLILAR
Bir hücreli hayvanların, kök bacaklılar sınıfına giren, protoplazmalarından, hareket ve duyu organı olarak yalancı ayak salan takım.