Kelimeler arşivi içinde; sonunda "salan" olan, toplam 11 adet kelime bulunmaktadır. Sonu salan ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında salan olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde salan olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KUYRUKSALAN
YEMİSALAN
GÜÇSALAN, ISISALAN, KÖKSALAN, KUTSALAN
HASALAN, İZSALAN, KASALAN
USALAN
SALAN
SALAN
Sırayla ekimde köyce ekime ayrılan yer. Çevre, bölüm. Bir yıl ekilip, bir yıl dinlendirilen tarla. Otlak. Sırayla ekilip dinlenmeye bırakılan tarla. Otlak, mera. Dinlendirilen tarla, toprak.
KUTSALAN
Uğur getiren, kutlu.
YEMİSALAN
Trabzon ili, Of ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
ISISALAN
Bir süreç sırasında, dizgenin dışa ısıl erke verme özelliği. Oluşumu sırasında ısı veren.
İZSALAN
Bir fiziksel ya da kimyasal süreç içindeki değişimleri izlemek için renk, ışınetkinlik gibi kimi özelliklerinden yararlanmak üzere ortama katılan ve kendisi olayı etkilemeyen özdek.
KUYRUKSALAN
Yunt kuşu denilen kuş.
GÜÇSALAN
Gücünü, kuvvetini gösteren kimse.
KASALAN
Kibirli, onurlu, kendini beğenmiş.
USALAN
Akıl alan, akıllı.
KÖKSALAN
Diyarbakır kenti, Çınar ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Gaziantep şehrinde, ŞehitKâmil belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
HASALAN
Manisa ilinde, Salihli ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
Bu bölümde tanımı içerisinde SALAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ISIVEREN
Isı açığa çıkaran, çevresine ısı salan (birleşme, tepkime), ekzotermik.
ESNETME
Esnetmek işi. Türlü sebeplerle kısalan kasları açmak ve uzatmak için bağlı bulundukları eklemlerde yapılmış olan esnek, yaylı ve zorlu germe hareketi.
IŞINLILAR
Bir hücreli hayvanların, kök bacaklılar sınıfına giren, protoplazmalarından, hareket ve duyu organı olarak yalancı ayak salan takım.
BETÜL
Namuslu, temiz kadın. Allah'ın emri. Hazreti Meryem'in ve Hazreti Fatma'nın lakapları. Ana ağaçtan ayrılıp, ayrı kök salan fidan.
DÜŞÜNDÜRMEK
Düşünmesine sebep olmak, düşünmesine yol açmak. Tasalandırmak, kaygılandırmak. Akla getirmek, hatırlatmak.
KEDERLENMEK
Kederli olmak, üzülmek, tasalanmak, mükedder olmak.
MERAKLANDIRMAK
Meraklanmasına yol açmak, kaygılandırmak, tasalandırmak.
MERAKLANMAK
Kaygılanmak, üzülmek, tasalanmak. Bir şeyin sebebini anlamak için çaba harcamak.
VANDAL
Miladın başlangıç yıllarında yaşayan ve Roma İmparatorluğu ile yaptığı savaşlarda acımasızlığı ile ün salan bir Doğu Germen halkı. Eski kültür ve sanat anıtlarını yakıp yıkan, bunların değerini bilmeyen kimse veya topluluk.
KURUNTU
Yanlış ve yersiz düşünce, evham. Olmayacak bir şeyin olacağını sanma, vehim. Bir konuyla ilgili kötü ihtimalleri akla getirip tasalanma, işkil, evham, vesvese.
ENDİŞELENMEK
Tasalanmak, kaygılanmak.
GAMLANMAK
Tasalanmak, üzüntü duymak, kaygılanmak.
ATARKANAL
Spermayı idrar yoluna salan iki kanal.
DÜŞÜNDÜRÜCÜ
Düşünmeye sebep olan, düşünmeye yol açan. Tasalandıran, kaygılandıran.
ATARCA
Yeğinliği atımlı biçimde değişen akımmıknatıssal dalgalar salan gökcismi.
BÖBREK
Kandaki zararlı maddeleri süzüp idrar olarak salan, omurganın sağ ve sol yanında bulunan çift organdan her biri.
POSALANMA
Posalanmak işi.
DÜŞÜNMEK
Aklından geçirmek, göz önüne getirmek. Zihniyle arayıp bulmak. Akıl etmek, ne olabileceğini önceden kestirmek. Bir şeye karşı ilgili ve titiz davranmak. Tasalanmak, kaygılanmak. Bir sonuca varmak amacıyla bilgileri incelemek, karşılaştırmak ve aradaki ilgilerden yararlanarak düşünce üretmek, zihinsel yetiler oluşturmak, muhakeme etmek. Tasarlamak. Farz etmek.
GENİŞ
Eni çok olan, enli, vâsi. Çok. Kolay kolay tasalanmayan, hoşgörülü, rahat. Bol (elbise). Kapsamı büyük, dar sınırlar içinde kalmayan, yaygın, makro. Alanı büyük olan, makro, dar karşıtı.
TASALANMA
Tasalanmak işi.