Kelimeler arşivi içinde; sonunda "sahil" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu sahil ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında sahil olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde sahil olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
SAHİL
SAHİL
Karanın deniz, göl, ırmak boyunca uzanan bölümü, kıyı, yaka, yalı.
Bu bölümde tanımı içerisinde SAHİL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KIYI
Kara ile suyun birleştiği yer. Issız, tenha yer. Kenar, periferi. Sahil.
ÇENİK
Deniz kıyısına yakın yerler, sahil.
SAR
1.Sahillerde yetişen, kerestesi çürük bir çeşit çam. 2.Ağaçtan elde edilen odun. Sağır. Zar, yufka deri. Sevindiren, sevinç veren.
YALI
Sahil. Su kıyısında yapılmış büyük, görkemli ev.
YAKA
Giysilerin boyna gelen, boynu çeviren bölümü. Giysilerin boyna gelen bölümüne eklenen ve türlü biçimlerde olan parçası. Yapıların saçaklarında, suyun içeriye sızmasını önlemek için kiremidin altıyla oluk arasına konulan metal levha. Sahil. Semt. Yelkenlerin kenar ve köşeleri. Eğik yerey. Kıyı, kenar, taraf.
İNTERDİAL
Gel-git' in alt ve üst sınırı arasındaki sahil hattı.
ALTINGÖZ
Kuşlar (Aves) sınıfının, kazlar (Anseriformes) takımının, ördekgiller (Anatidae) familyasından, irili ufaklı göllerde, nehirlerde, göç zamanı denizlerde toplu hâlde bulunan, yalnız Karadeniz sahillerinde kışlayan bir dalıcı ördek türü. Altın gözlü ördek.
SAYİL
Sahil.
BICAK
Çakı. Köşe, bucak, uç, açı. Irmak kenarı, sahil. Raf.
GARGALAK
Dalgaların sahile vurduğu odun ve ağaç parçaları. Selin getirdiği çör çöp.
CENİK
Ova. Havası sıcak ve kuru yer. Deniz kıyısına yakın yerler, sahil. Uzak, bilinmeyen yerler. Köy. Atik, çevik. Gözü açık ve becerikli. Bir cins armut. Çevresine altınlar sıralanmış olan fes. Köpek yavrusu. Besili, güzel boynuzlu küçük manda. Kısa boylu yaramaz at. Ufak tefek olduğu halde kuvvetli adam. Yaşça büyük, vücutça küçük, biçimsiz manda. Fese dikilen altın. Sahil. Yaylacıların hayvanlarıyla birlikte kışın oturdukları geçici yerleşmelere Doğu Karadeniz yöresinde verilen yerel ad. bk. kışlak, oba.
SAHİLEŞME
Sahileşmek işi.
SAHİLEŞTİRME
Sahileştirmek işi.
SAHEL
Arapça kökenli sâhil: sahil.
LİTORAL
Suların en yüksek olduğu düzeyle en alçak olduğu düzey arasında kalan, sürekli olarak suyla örtülü olmayan sahil bölgesi.
GEDE
Çelimsiz, zayıf, cüce kişi. Annesi babası olmayan kişi. Aç gözlü, obur kişi. Arsız kişi. Yaşına göre daha akıllı görünen kişi. Niteliği düşük, kötü, aşağı (adam). Cimri. Karnı şiş, hastalıklı kişi. Erkek çocuğu. Sahil. Boyunduruğun sabana takılan kısmı. Gelişmemiş. Kötü. Çocuk.
KIYIDAŞ
Aynı denizde kıyısı olan ülke veya şehirlerden her biri, sahildar.
GEÇA
Taraf, kıyı, sahil.
AMFİYOKSUS
Omurgalıların en basit biçimini oluşturan, kolumna vertebralisleri bulunmayan, kordata grubunda yer alan ve deniz sahillerinde kumların oluşturduğu oyuklarda yaşayan canlı hayvan.
ROZET
Yakaya takılmak için çeşitli biçimlerde yapılan, bir kuruluşun sembolü sayılacak genellikle küçük metal nesne. Kapı kolunun altına monte edilen metal parça. Güney Anadolu sahillerinde yetişen, pembe ve beyaz çiçekleri olan süs bitkisi. Musluğun, gizli döşenmiş boruya vidalandığı yerin çirkin görünüşünü kapatmak amacıyla kullanılan nikel veya krom kaplanmış çember biçimli sac parça.