Kelimeler arşivinde; içinde "sahip" olan, toplam 14 tane kelime bulunuyor. İçerisinde sahip bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu sahip ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında sahip olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
SAHİPLENEBİLMEK
SAHİPLENDİRMEK, SAHİPLENEBİLME
SAHİPLENDİRME
SAHİPSİZLİK, SAHİPLENMEK
MUSAHİPLİK, SAHİPKIRAN, SAHİPLENME
SAHİPLİK, SAHİPSİZ
MUSAHİP, SAHİPLİ
SAHİP
SAHİP
Herhangi bir şey üstünde mülkiyeti olan, onu yasaya uygun bir biçimde dilediği gibi kullanabilen kimse, iye, malik. Koruyan, arka çıkan, gözeten kimse. Herhangi bir niteliği olan kimse, ehil. Bir iş yapmış, üstlenmiş veya bir eser ortaya koymuş kimse.
SAHİPLENEBİLME
Sahiplenebilmek işi.
SAHİPSİZ
Kimsenin malı olmayan, iyesiz. Koruyucusu, gözeteni bulunmayan.
SAHİPLENDİRME
Sahiplendirmek işi.
SAHİPLENEBİLMEK
Sahiplenme imkânı veya olasılığı bulunmak.
SAHİPLENMEK
Bir şeye sahip çıkmak. Korumak, arka çıkmak, gözetmek.
SAHİPLİ
Bir kimsenin malı olan. Koruyucusu, gözeteni bulunan.
MUSAHİPLİK
Musahibin yaptığı iş. Yol kardeşliği.
SAHİPLENME
Sahiplenmek işi.
SAHİPLENDİRMEK
Sahiplenme işini yaptırmak.
SAHİPSİZLİK
Sahipsiz olma durumu.
SAHİPKIRAN
Güçlü ve üstün hükümdar.
SAHİPLİK
Sahip olma durumu. Kendisinin olan bir şeyi yasa çerçevesi içinde dilediği gibi kullanabilme hakkını taşıma durumu, iyelik, mülkiyet.
MUSAHİP
Sohbet, arkadaşlık eden kimse. Tatlı konuşmaları ile büyüklerin, özellikle padişahların güzel zaman geçirmelerini sağlamakla görevli kimselere verilen unvan. Yol kardeşi.
Bu bölümde tanımı içerisinde SAHİP geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BAĞDAŞTIRMACILIK
Farklı kökenlere sahip değişik kültür özelliklerini birleştirme veya kaynaştırma işi. Pek çok değişik öğretiyi birleştirmeyi amaçlayan felsefi veya dinî öğreti.
EL
Kolun bilekten parmak uçlarına kadar olan, tutmaya ve iş yapmaya yarayan bölümü. Ülke, yurt, il. Kez, defa. Halk, ahali. İskambil oyunlarında her bir tur. Bazı nesne ve araçların tutmaya yarayan bölümü. Yakınların dışında kalan kimse, yabancı. Oba, aşiret. Sahiplik, mülkiyet. İskambil oyunlarında oynama sırası.
EDİNMEK
Kendini bir şeye sahip kılmak, kendine sağlamak, elde etmek, iktisap etmek.
BENİMSEME
Benimsemek işi, sahip çıkma, tesahup.
BİRİKİM
Birikme, bir yerde toplanıp yığılma. Biriktirilen mal ya da para. Gözlemler, deneyler sonucu elde edilmiş şeylerin bütünü, deneyim. Bilim veya sanat alanında sahip olunan bilgi, repertuvar. Herhangi bir aşınma sürecinde veya taşıma işi yapılırken alüvyonlu maddelerin bırakılması. Toplumların kültürel varlıklarının gelişip genişlemesi ve uygarlık düzeyinin yükselmesi süreci.
AEROBİK
Sağlıklı bir vücuda sahip olmak için tempolu müzik eşliğinde yapılmış olan bir jimnastik türü.
CEBEL
Sahipsiz, boş toprak. Ekilmemiş tarla, ekime elverişli olmayan yer. Dağ.
BÜCÜR
Ufak tefek ve kısa boylu (kimse). Yeterli bilgi ve deneyime sahip olmayan.
ANANESİZ
Geleneğe sahip bulunmayan.
CEBELİ
Osmanlı Devleti'nde, savaş sırasında tımar, zeamet sahiplerinin dirlikleri oranına göre yanlarında götürmekle yükümlü bulundukları atlı asker. Aynı dönemde illerdeki atlı inzibat kuvveti.
BENİMSEMEK
Bir şeyi kendine mal etmek, sahip çıkmak, kabullenmek, tesahup etmek. Bir şeye, birine bağlanmak, ısınmak.
BALATA
Soğuk ve sıcakta büyük bir sürtünme katsayısına sahip olan, suya ve yağa dayanıklı, yavaş aşınan madde. Motorlu araçlarda fren yapmayı sağlayan, tekerlek mili üzerine yerleştirilmiş yarım ay biçimindeki alet.
BIRAKMAK
Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak. Yanına almamak, yanında götürmemek. Koymak. Bıyık ya da sakal uzatmak. Bir işi başka bir zamana ertelemek. Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak. Bakılmak, korunmak için vermek. Kötü bir durumda terk etmek. Ayrılmak, terk etmek. Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak. Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak. Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek. Saklamak, artırmak. Sarkıtmak. Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek. Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak. Boşamak. Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek. Sınıf geçirmemek, döndürmek. Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek. Bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. Engel olmamak. Unutmak. Sahiplik hakkını başkasına vermek.
DEĞER
Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet. Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı. Üstün nitelik, meziyet, kıymet. Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey. Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse. Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, bedel, kıymet, paha, valör. Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü.
ADALET
Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.
ASHAP
Sahipler. Sahabe.
BAĞDAŞIK
Birbirlerine benzer karakterlere veya yapıya sahip parça veya birimlerden oluşan (bütün veya topluluk), mütecanis, homojen.
EHİL
Bir işte yetkili olan, bir işi yapan, erbap. Sahip. Karı kocadan her biri, eş. Topluluk, cemaat.
CİN
Dinî inanışa göre duyularla kavranamayan, insanlar gibi irade ve anlama yeteneğine sahip, ilahi emirlere uymakla yükümlü tutulan yaratık. Masallarda göze görünmeyen, türlü biçimlere girebilen, iyilik de kötülük de yapabilen yaratık. Akıllı, zeki, uyanık kimse. Buğday, arpa, yulaf vb.nden elde edilen ve ardıçla kokulandırılan bir alkollü içki türü, ardıç rakısı. Pamuklu, kalın kumaştan giysi veya pantolon.
AKSAKAL
Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. Ermiş, evliya. Bir meslekte yaşça, kıdemce ileride ve yetenek bakımından üstün niteliğe sahip olan kimse, duayen.