İçinde SAHNE geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "sahne" olan, toplam 12 tane kelime bulunuyor. İçerisinde sahne bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu sahne ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında sahne olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

SAHNELEYEBİLMEK

14 harfli kelimeler

SAHNELEYEBİLME

11 harfli kelimeler

SAHNELENMEK, SAHNELETMEK

10 harfli kelimeler

SAHNELEMEK, SAHNELENME, SAHNELEYİŞ, SAHNELETME, SAHNEŞİRİN

9 harfli kelimeler

SAHNELEME

7 harfli kelimeler

ÖNSAHNE

5 harfli kelimeler

SAHNE

Bazı kelimelerin anlamları

SAHNE

İzleyicilerin kolayca görebilmeleri için genellikle yerden belli bir ölçüde yüksek yapılan, oyun, müzik vb. gösteri yapmaya uygun yer, oyunluk. Bir oyun veya filmin başlıca bölümlerinden her biri. Bir konu veya çalışma çevresi, çalışma dalı. Görüntü. Tanık olunan, gözlenen olay.

SAHNELENME

Sahnelenmek işi.

ÖNSAHNE

Çerçeve sahnenin önünde bulunan bir ile iki metre arasında genişliği olan çıkıntı. Sahne çevresinin dışına ya da perde önüne çıkan sahnenin ön bölümü.

SAHNELEYİŞ

Sahneleme işi.

SAHNEŞİRİN

Evlerin üst katındaki küçük oda.

SAHNELETMEK

Sahneleme işini yaptırmak.

SAHNELEYEBİLME

Sahneleyebilmek işi.

SAHNELEME

Sahnelemek işi.

SAHNELEYEBİLMEK

Sahneleme imkânı veya olasılığı bulunmak.

SAHNELENMEK

Oyun sahneye konulmak. Bir durum, bir olay gerçekleştirilmek. Bir durum, bir olay ortaya çıkmak, görünür olmak.

SAHNELEMEK

Sahneye koymak. Görüntü vermek.

SAHNELETME

Sahneletmek işi.

  -   -   -  

Anlamında SAHNE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SAHNE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BALE

Belli hafif figürlere, adım atışlara, çoğunlukla sahne düzenine ve müziğe dayalı gösteri türü.

AYDINLATMA

Aydınlatmak işi, ışıklandırma. Sahnelerin ışıklandırılması işi.

AYRIM

Ayırma işi, tefrik. Bir kimse veya nesnenin bir başkasıyla karıştırılmamasını sağlayan ayrılık, benzer şeyleri birbirinden ayıran özellik, başkalık, fark. Bir veya daha çok sahne içinde geliştirilip olayın tamamlanmış bir parçasını veren film bölüğü. Cinsleri ve türleri birbirinden ayıran ana karakter, fark. Alt bölüm. Ayrılma noktası.

AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.

ÇAĞRICI

Çağırma işini yapan, çağırmak için giden kimse, davetçi. Mübaşir. Sahnede oyuncuları takdim eden kimse.

BUTAFORCU

Oyun için gerekli sahne eşyasını yapan uzman.

AKSESUAR

Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne. Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya. Giysiyi bütünleyen çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya.

DIŞ

Herhangi bir cisim veya alanın sınırları içinde bulunmayan yer, hariç, iç karşıtı. Görülen, içte bulunmayan yüzey. Bazı top oyunlarında karşı takım oyuncularının vuruşuyla topun kalenin bulunduğu taraftan dışarı çıkması, aut. Yabancı ülkelerle ilgili. Bireyin ötesinde bir varlığı olan. Açık havada geçen sahneleri içine alan çekim. Bir kimsenin görünüşü, durum ve davranışları. Somut kavramlarda iki veya ikiden çok şeyde merkeze daha uzak olan. Bir konunun kapsamına girmeyen şey.

AÇILAMA

Güç bir sahnenin çeşitli açılardan çekiminin yapılması.

DEKOR

Tiyatro, sinema ve televizyonda sahneye konulan eserin yazıldığı yerin ve geçtiği çağın özelliklerini belirleyen perde, aksesuar vb. ögelerin bütünü. Görünüş, manzara. Bir yere süsleme amacıyla verilen düzen.

AYRIMLAMA

Senaryonun hazırlanmasında geliştirim ile çevrim senaryosu arasında yer alan, senaryonun sahne ve ayrımlarının belirlendiği, başlıca karakterlerin ayrıntılarıyla çizildiği, konuşmaların son biçimini aldığı aşama.

DOĞAÇLAMA

Doğaçlamak işi, emprovizasyon. Yazılı metni olmayan, kararlaştırılmış taslağı, yerine, zamanına göre oyuncular tarafından, sahnede yakıştırılan sözlerle tamamlanan oyun, tuluat. Birdenbire, düşünmeden, içine doğduğu gibi, doğaçtan, doğmaca, irticalen, emprovize.

AKSİYON

Bir kuvvetin, maddi bir etkenin, bir düşüncenin ortaya çıkması. Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi. Oyunun temasını geliştiren başlıca olay, hikâye, gelişim. Sermayenin belirli bir bölümü. Hisse senedi. Hareket, iş. İnsan etkinliğinin veya iradesinin açığa çıkması.

DOLAP

Genellikle tahtadan yapılmış, bölme veya çekmelerine eşya konulan kapaklı mobilya. Düzen. Su dolabı. Dönme dolap. İstanbul bedesteninde dükkân. Orta oyununda sahnede dükkân veya ev olarak kullanılan dekor.

BUTAFOR

Oyun için gerekli sahne eşyası.

ASSOLİST

Bir müzik programında genellikle en son sahneye çıkan, alanında çok ünlü olan sanatçı.

BENZER

Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.

DONATIMCI

Bir film veya tiyatro eseri için gerekli sahne donatımı işini yöneten kimse.

DÖRDÜZLEME

Eski Yunan tiyatrosunda üçü trajedi, sonuncusu yerme dramı olan dört sahne eserinden oluşan bölüm.

DRAM

Sahnede oynanmak için yazılmış oyun, drama. Acıklı olay. Acıklı, üzüntülü olayları, bazen güldürücü yönlerini de katarak konu alan sahne oyunu veya televizyon filmi, drama. Tiyatro edebiyatı.