Kelimeler arşivi içinde; başında "revi" olan, toplam 9 adet kelime bulunmaktadır. revi ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu revi ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde revi olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
REVİZYONCULUK
REVİZYONİST, REVİZYONİZM
REVİZYONCU
REVİZYON
REVİZE
REVİR, REVİŞ
REVİ
REVİ
Uyaklarda son ses. Uyak olan sözcüklerde son ses.
REVİZYONİZM
Revizyonizm.
REVİZYON
Yeniden gözden geçirip düzeltme.
REVİR
Okul, kışla vb. yerlerde hastalar için ayrılmış bölüm.
REVİZYONİST
Revizyoncu.
REVİZYONCU
Revizyonculuk yanlısı, revizyonist.
REVİŞ
Gidiş, yürüyüş. Tutum, yol. Üslup.
REVİZYONCULUK
Bir öğretinin, bir anayasanın, bir antlaşmanın yeniden gözden geçirilmesi için savaşan kimse veya yeniden gözden geçirmeyi gerektiren görüş, revizyonizm.
REVİZE
"Düzeltmek, yenilemek" anlamındaki revize etmek birleşik fiilinde geçen bir söz.
Bu bölümde tanımı içerisinde REVİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALBAY
Rütbesi yarbay ile tuğgeneral arasında bulunan ve asıl görevi alay komutanlığı olan üstsubay, miralay.
AYIRTMANLIK
Ayırtmanın görevi, mümeyyizlik.
ASKER
Orduda görev yapan erden generale kadar herkes. Askerlik görevi ya da ödevi. Er. Topluluk düzenine saygısı olan, disiplinli. Yurdunu iyi koruyan, kahraman özelliği taşıyan.
AŞÇIBAŞILIK
Aşçıbaşı olma durumu, aşçıbaşının görevi.
AYLIK
Birine, görevi karşılığı olarak veya geçimi için her ay ödenen para, maaş. Bir ay içinde olan. Bir ay için. Ayda bir kez yapılmış olan veya çıkan. Belirli aydan beri var olan. Bir ay süren, mahiye.
AZLETMEK
Bir kişiyi görevinden almak, uzaklaştırmak.
ANGARYA
Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş, yüklenti. Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptığı zorunlu ücretsiz hizmet. Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılmış olan iş. Savaş durumundaki bir devletin, kendi sularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması. Olağanüstü durumlarda veya sıkıyönetimde devletin vatandaşlara ait taşıtlara el koyması. Bir kişiye görevi dışında yaptırılan iş.
AKTÖRLÜK
Aktörün görevi, aktörün yaptığı iş.
ASTRONOTLUK
Uzay adamı olma durumu. Uzay adamının görevi.
ALBAYLIK
Albay olma durumu, miralaylık. Albayın rütbesi. Albayın görevi.
AĞIRLAŞMAK
Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.
AYGIT
Birçok parçadan yapılmış alet, cihaz. Vücutta belirli bir görevi yerine getiren organ grubu. Birkaç aletin uygun bir biçimde eklenmesinden oluşturulan ve bazı belli deneylerin yapılmasına yarayan takım.
ASMAK
Bir şeyi aşağıya sarkacak bir biçimde bir yere iliştirip sarkıtmak. Gitmek zorunda olunan bir yere özürsüz gitmemek. Görevi olan bir işi özürsüz yapmamak. Bir kimseyi boğazından ip vb. geçirip sallandırarak öldürmek, idam etmek. Üzerine takınmak, kuşanmak.
ASTEĞMENLİK
Asteğmen olma durumu. Asteğmenin rütbesi. Asteğmenin görevi.
ASESBAŞI
Yeniçeri Ocağındaki askerî görevinin yanı sıra, başkentin düzenini korumakla da yükümlü olan yirmi sekizinci ortanın çorbacıbaşısı.
AYVAZLIK
Ayvazın görevi.
ASTSUBAYLIK
Astsubay olma durumu. Astsubayın görevi.
ASALET
Soyluluk. Yazıda veya sözde bayağı söz ve deyim bulunmaması durumu. Asillik. Bir görevi yüklenmiş olma, o görevin sahibi olma, vekillik karşıtı.
BAKICI
Bakma işiyle görevlendirilen kimse. Bir şeyi satın almayı düşünmeden yalnızca bakarak ilgilenen kimse. Falcı. Yabancı ülkede bir aile yanında kalarak eğitimini sürdüren ve aynı zamanda o evin çocuklarına bakan kimse. Genellikle çocuk, yaşlı ve hastalara bakma işiyle görevli kimse. Yeme içme, barınma ve eğitim karşılığında bakıcılık görevi yapan kimse.
AZLOLUNMAK
Görevinden alınmak, görevinden çıkarılmak.