Kelimeler arşivi içinde; sonunda "pulu" olan, toplam 4 adet kelime bulunmaktadır. Sonu pulu ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında pulu olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde pulu olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
PULU
Kümes hayvanlarının yavrusu, piliç.
TAPULU
Tapusu olan. Emri altında, maiyetinde.
PİREPULU
Arıların, kovanlarının deliklerini ve ağzını sıvamak için yaptıkları, siyaha yakın renkte, yeşil balmumu.
ÖRENPULU
Mika.
Bu bölümde tanımı içerisinde PULU geçen kelimeler listesi verilmiştir.
MİKA
Püskürük ve başkalaşmış kayalar içinde bulunan, alüminyum silikat ile potasyumdan oluşmuş, yapraklar durumunda ayrılabilen, ateşe dayanıklı parlak bir mineral, evren pulu. Bu mineralden yapılan.
AKKAVAK
Söğütgillerden, yapraklarının altı beyaz olan bir tür kavak, akçakavak, Hollanda kavağı (Populus alba).
BAŞIDIŞARI
Evli olupta orospuluk yapan kadın. Eviyle meşgul olmayan kişi.
TAKSA
Pulu yapıştırılmadan veya eksik yapıştırılarak gönderilen mektup için alıcının cezalı olarak ödediği posta ücreti.
KAVAK
Söğütgillerden, sulak bölgelerde yetişen, boyu bazı türlerinde 30-40 metreye değin çıkan, kerestesinden yararlanılan uzun boylu bir ağaç (Populus). Samsun iline bağlı ilçelerden biri.
TAKSALI
Pulu yapıştırılmadığı veya eksik yapıştırıldığı için parası, cezasıyla birlikte kendisine gönderilen kimseden alınan (mektup).
GİLABURU
İki çeneklilerden, Kuzey ve Orta Anadolu'da yetişen, beyaz renkli çiçekler açan, kırmızı renkli meyvesinden meyve suyu elde edilen, 2-4 metre yüksekliğinde bir ağaççık (Viburnum opulus).
İKTİYOZİS
Derinin kuru, yangısız, balık derisine bezer tarzda kalın ve boynuzlaşmış görünümüyle belirgin yaygın veya yerel, katmanlar hâlinde aşırı miktarda keratin üretimi ve derideki boynuzsu tabakada normal dökülmenin gerçekleşmemesinden kaynaklanan, sığır, köpek, domuz, fare ve lamalarda görülen genetik deri bozukluğu, kalıtsal doğuştan iktiyozis, balık pulu hastalığı, ihtiyozis.
KARAKAVAK
Yüksekliği 35 metre kadar olabilen, kabuğu koyu renkli bir tür kavak (Populus nigra).
MANGIR
Bakırdan yapılmış, iki buçuk para değerinde sikke. Nargile lülesine konulmak için kömür tozundan yapılan, çabuk tutuşur, tavla pulu biçiminde bir tür yakacak. Para.
PULUÇLUK
Puluç olma durumu.
PULLU
Üzerine pul yapıştırılmış. Pulu olan. Üzerine pul işlenmiş.
CIGARIK
Gümüş ayarında başlık pulu.
VURMAK
Elini veya elinde tuttuğu bir şeyi bir yere hızla çarpmak. Batıcı veya kesici cisimleri saplamak, kakmak. Olumsuz yönde etkilemek. Sırtına, omzuna yerleştirmek. Takmak, koymak, bağlamak. Ses çıkarmak için bir şeyi başka bir şey üzerine hızlıca çarpmak. Bir şeyi başka bir şey üzerine koymak. İçki içmek. Olduğundan başka biçimde görünmek. Kadeh tokuşturmak. Ses çıkarmak, ses vermek, çalmak. Silahla yaralamak, öldürmek. Etkisi bir yere kadar uzanmak. Hızla çarpmak. Çıkmak. Herhangi bir biçimde haksız yoldan para almak, soymak. Hızla değmek, çarpmak. Uygulamak, basmak, koymak. Manevi olarak yaralamak. Piyango vb. çıkmak, isabet etmek. Kalp, vuru durumunda olmak, çarpmak. Desteklemek, dayamak. Dokunmak, hasta etmek. Üzerinde görünmek, üzerine düşmek, yansımak, aksetmek. Sürmek. Duyulmak, hissedilmek. Tavla oyununda pulu kırmak. Amaçladığı şeye rast getirmek. Çarpma işlemini yapmak. Soğuk, dolu vb. ürünlere zarar vermek. Bağlama, ilişkilendirmek.
BANDROL
Denetim pulu. Bayrak direğinin tepesine süs olarak konulan uzun, kumaş şerit.
GANOYİN
Ganoyit pulların, bazen de kozmoyit pulların en dışında bulunan ve mineye benzeyen kaim parlak saydam tabaka. Ganoyit pulların, bazen de kozmoyit pulların en dışında bulunan ve mineye benzeyen kalın, parlak ve saydam tabaka. Ganoyid bir pulun dış örtüsünü meydana getiren mineye benzer bir madde.
ÇAKMALI
İpek tül üzerine cin pulu denilen renkli pullar işlenmiş başörtüsü.
KIRMAK
Sert şeyleri vurarak veya ezerek parçalamak. Gücünü, etkisini azaltmak. Yok etmek. Bir şeyin fiyatını azaltmak, indirmek. Vücut kemiklerinden birini parçalamak. Hareket durumundaki canlının veya taşıtın yönünü değiştirmek, çevirmek, döndürmek. Öldürmek, yok olmasına neden olmak. Tavlada karşı oyuncunun pulunu oyun dışında bırakmak. Dileğini kabul etmeyerek veya beklenmeyen bir davranış karşısında bırakarak gücendirmek, incitmek. Tahılı iri ve kaba öğütmek. Kaçmak, uzaklaşmak. İri parçalara ayırmak. Değerinden düşük fiyata almak. Belirli bir biçimde katlamak.
PULSUZ
Pulu olmayan.
KAPARA
Balık pulu. Başı yarım küre şeklinde olan bir çeşit ayakkabı ve sandık çivisi.