Kelimeler arşivinde; içinde "pulu" olan, toplam 13 tane kelime bulunuyor. İçerisinde pulu bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu pulu ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında pulu olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
OROSPULUK
PULUÇLUK, ÖRENPULU, PİREPULU
TAPULU, PULUNÇ
PULUÇ, PULUH, PULUL, PULUR, PULUS, PULUZ
PULU
PULU
Kümes hayvanlarının yavrusu, piliç.
PULUNÇ
Bir husyesi burulmuş öküz.
PULUÇLUK
Puluç olma durumu.
PULUH
Pulluk.
PULUZ
Suç, kötü nitelik : Dost dediğimizin de puluzu çıktı.
PULUR
Biçilmiş ama demet yapılmamış ot ve ekin yığını. Küçük tepe. Sarı renkli, yumuşak, killi taş.
PULUL
Biçilmiş ama demet yapılmamış ot ve ekin yığını. Biçilmiş ekinin bağ hâline getirilmeden önceki durumu.
OROSPULUK
Hayat kadınlığı. Kalleşlik.
PULUÇ
Cinsel gücü olmayan (erkek).
ÖRENPULU
Mika.
PULUS
Bebeklerin altına muşamba yerine konulan yuvarlak keçe parçası.
PİREPULU
Arıların, kovanlarının deliklerini ve ağzını sıvamak için yaptıkları, siyaha yakın renkte, yeşil balmumu.
TAPULU
Tapusu olan. Emri altında, maiyetinde.
Bu bölümde tanımı içerisinde PULU geçen kelimeler listesi verilmiştir.
LEPİDOFAJ
Balık pulu yiyen, lepidovor.
GİLABURU
İki çeneklilerden, Kuzey ve Orta Anadolu'da yetişen, beyaz renkli çiçekler açan, kırmızı renkli meyvesinden meyve suyu elde edilen, 2-4 metre yüksekliğinde bir ağaççık (Viburnum opulus).
İKTİYOZİS
Derinin kuru, yangısız, balık derisine bezer tarzda kalın ve boynuzlaşmış görünümüyle belirgin yaygın veya yerel, katmanlar hâlinde aşırı miktarda keratin üretimi ve derideki boynuzsu tabakada normal dökülmenin gerçekleşmemesinden kaynaklanan, sığır, köpek, domuz, fare ve lamalarda görülen genetik deri bozukluğu, kalıtsal doğuştan iktiyozis, balık pulu hastalığı, ihtiyozis.
KIRMAK
Sert şeyleri vurarak veya ezerek parçalamak. Gücünü, etkisini azaltmak. Yok etmek. Bir şeyin fiyatını azaltmak, indirmek. Vücut kemiklerinden birini parçalamak. Hareket durumundaki canlının veya taşıtın yönünü değiştirmek, çevirmek, döndürmek. Öldürmek, yok olmasına neden olmak. Tavlada karşı oyuncunun pulunu oyun dışında bırakmak. Dileğini kabul etmeyerek veya beklenmeyen bir davranış karşısında bırakarak gücendirmek, incitmek. Tahılı iri ve kaba öğütmek. Kaçmak, uzaklaşmak. İri parçalara ayırmak. Değerinden düşük fiyata almak. Belirli bir biçimde katlamak.
KAPARA
Balık pulu. Başı yarım küre şeklinde olan bir çeşit ayakkabı ve sandık çivisi.
KAVAK
Söğütgillerden, sulak bölgelerde yetişen, boyu bazı türlerinde 30-40 metreye değin çıkan, kerestesinden yararlanılan uzun boylu bir ağaç (Populus). Samsun iline bağlı ilçelerden biri.
BANDROL
Denetim pulu. Bayrak direğinin tepesine süs olarak konulan uzun, kumaş şerit.
TAKSA
Pulu yapıştırılmadan veya eksik yapıştırılarak gönderilen mektup için alıcının cezalı olarak ödediği posta ücreti.
MANGIR
Bakırdan yapılmış, iki buçuk para değerinde sikke. Nargile lülesine konulmak için kömür tozundan yapılan, çabuk tutuşur, tavla pulu biçiminde bir tür yakacak. Para.
ÇAKMALI
İpek tül üzerine cin pulu denilen renkli pullar işlenmiş başörtüsü.
PULLU
Üzerine pul yapıştırılmış. Pulu olan. Üzerine pul işlenmiş.
PULSUZ
Pulu olmayan.
TAKSALI
Pulu yapıştırılmadığı veya eksik yapıştırıldığı için parası, cezasıyla birlikte kendisine gönderilen kimseden alınan (mektup).
BAŞIDIŞARI
Evli olupta orospuluk yapan kadın. Eviyle meşgul olmayan kişi.
CIGARIK
Gümüş ayarında başlık pulu.
KARAKAVAK
Yüksekliği 35 metre kadar olabilen, kabuğu koyu renkli bir tür kavak (Populus nigra).
GANOYİN
Ganoyit pulların, bazen de kozmoyit pulların en dışında bulunan ve mineye benzeyen kaim parlak saydam tabaka. Ganoyit pulların, bazen de kozmoyit pulların en dışında bulunan ve mineye benzeyen kalın, parlak ve saydam tabaka. Ganoyid bir pulun dış örtüsünü meydana getiren mineye benzer bir madde.
MİKA
Püskürük ve başkalaşmış kayalar içinde bulunan, alüminyum silikat ile potasyumdan oluşmuş, yapraklar durumunda ayrılabilen, ateşe dayanıklı parlak bir mineral, evren pulu. Bu mineralden yapılan.
VURMAK
Elini veya elinde tuttuğu bir şeyi bir yere hızla çarpmak. Batıcı veya kesici cisimleri saplamak, kakmak. Olumsuz yönde etkilemek. Sırtına, omzuna yerleştirmek. Takmak, koymak, bağlamak. Ses çıkarmak için bir şeyi başka bir şey üzerine hızlıca çarpmak. Bir şeyi başka bir şey üzerine koymak. İçki içmek. Olduğundan başka biçimde görünmek. Kadeh tokuşturmak. Ses çıkarmak, ses vermek, çalmak. Silahla yaralamak, öldürmek. Etkisi bir yere kadar uzanmak. Hızla çarpmak. Çıkmak. Herhangi bir biçimde haksız yoldan para almak, soymak. Hızla değmek, çarpmak. Uygulamak, basmak, koymak. Manevi olarak yaralamak. Piyango vb. çıkmak, isabet etmek. Kalp, vuru durumunda olmak, çarpmak. Desteklemek, dayamak. Dokunmak, hasta etmek. Üzerinde görünmek, üzerine düşmek, yansımak, aksetmek. Sürmek. Duyulmak, hissedilmek. Tavla oyununda pulu kırmak. Amaçladığı şeye rast getirmek. Çarpma işlemini yapmak. Soğuk, dolu vb. ürünlere zarar vermek. Bağlama, ilişkilendirmek.
AKKAVAK
Söğütgillerden, yapraklarının altı beyaz olan bir tür kavak, akçakavak, Hollanda kavağı (Populus alba).