PULU ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "pulu" olan, toplam 9 adet kelime bulunmaktadır. pulu ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu pulu ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde pulu olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

8 harfli kelimeler

PULUÇLUK

6 harfli kelimeler

PULUNÇ

5 harfli kelimeler

PULUÇ, PULUH, PULUL, PULUR, PULUS, PULUZ

4 harfli kelimeler

PULU

Bazı kelimelerin anlamları

PULU

Kümes hayvanlarının yavrusu, piliç.

PULUZ

Suç, kötü nitelik : Dost dediğimizin de puluzu çıktı.

PULUÇLUK

Puluç olma durumu.

PULUNÇ

Bir husyesi burulmuş öküz.

PULUR

Biçilmiş ama demet yapılmamış ot ve ekin yığını. Küçük tepe. Sarı renkli, yumuşak, killi taş.

PULUL

Biçilmiş ama demet yapılmamış ot ve ekin yığını. Biçilmiş ekinin bağ hâline getirilmeden önceki durumu.

PULUS

Bebeklerin altına muşamba yerine konulan yuvarlak keçe parçası.

PULUÇ

Cinsel gücü olmayan (erkek).

PULUH

Pulluk.

  -   -   -  

Anlamında PULU bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde PULU geçen kelimeler listesi verilmiştir.

PULLU

Üzerine pul yapıştırılmış. Pulu olan. Üzerine pul işlenmiş.

GANOYİN

Ganoyit pulların, bazen de kozmoyit pulların en dışında bulunan ve mineye benzeyen kaim parlak saydam tabaka. Ganoyit pulların, bazen de kozmoyit pulların en dışında bulunan ve mineye benzeyen kalın, parlak ve saydam tabaka. Ganoyid bir pulun dış örtüsünü meydana getiren mineye benzer bir madde.

TAKSA

Pulu yapıştırılmadan veya eksik yapıştırılarak gönderilen mektup için alıcının cezalı olarak ödediği posta ücreti.

TAKSALI

Pulu yapıştırılmadığı veya eksik yapıştırıldığı için parası, cezasıyla birlikte kendisine gönderilen kimseden alınan (mektup).

MİKA

Püskürük ve başkalaşmış kayalar içinde bulunan, alüminyum silikat ile potasyumdan oluşmuş, yapraklar durumunda ayrılabilen, ateşe dayanıklı parlak bir mineral, evren pulu. Bu mineralden yapılan.

KIRMAK

Sert şeyleri vurarak veya ezerek parçalamak. Gücünü, etkisini azaltmak. Yok etmek. Bir şeyin fiyatını azaltmak, indirmek. Vücut kemiklerinden birini parçalamak. Hareket durumundaki canlının veya taşıtın yönünü değiştirmek, çevirmek, döndürmek. Öldürmek, yok olmasına neden olmak. Tavlada karşı oyuncunun pulunu oyun dışında bırakmak. Dileğini kabul etmeyerek veya beklenmeyen bir davranış karşısında bırakarak gücendirmek, incitmek. Tahılı iri ve kaba öğütmek. Kaçmak, uzaklaşmak. İri parçalara ayırmak. Değerinden düşük fiyata almak. Belirli bir biçimde katlamak.

BANDROL

Denetim pulu. Bayrak direğinin tepesine süs olarak konulan uzun, kumaş şerit.

PULSUZ

Pulu olmayan.

MANGIR

Bakırdan yapılmış, iki buçuk para değerinde sikke. Nargile lülesine konulmak için kömür tozundan yapılan, çabuk tutuşur, tavla pulu biçiminde bir tür yakacak. Para.

AKKAVAK

Söğütgillerden, yapraklarının altı beyaz olan bir tür kavak, akçakavak, Hollanda kavağı (Populus alba).

CIGARIK

Gümüş ayarında başlık pulu.

KARAKAVAK

Yüksekliği 35 metre kadar olabilen, kabuğu koyu renkli bir tür kavak (Populus nigra).

BAŞIDIŞARI

Evli olupta orospuluk yapan kadın. Eviyle meşgul olmayan kişi.

VURMAK

Elini veya elinde tuttuğu bir şeyi bir yere hızla çarpmak. Batıcı veya kesici cisimleri saplamak, kakmak. Olumsuz yönde etkilemek. Sırtına, omzuna yerleştirmek. Takmak, koymak, bağlamak. Ses çıkarmak için bir şeyi başka bir şey üzerine hızlıca çarpmak. Bir şeyi başka bir şey üzerine koymak. İçki içmek. Olduğundan başka biçimde görünmek. Kadeh tokuşturmak. Ses çıkarmak, ses vermek, çalmak. Silahla yaralamak, öldürmek. Etkisi bir yere kadar uzanmak. Hızla çarpmak. Çıkmak. Herhangi bir biçimde haksız yoldan para almak, soymak. Hızla değmek, çarpmak. Uygulamak, basmak, koymak. Manevi olarak yaralamak. Piyango vb. çıkmak, isabet etmek. Kalp, vuru durumunda olmak, çarpmak. Desteklemek, dayamak. Dokunmak, hasta etmek. Üzerinde görünmek, üzerine düşmek, yansımak, aksetmek. Sürmek. Duyulmak, hissedilmek. Tavla oyununda pulu kırmak. Amaçladığı şeye rast getirmek. Çarpma işlemini yapmak. Soğuk, dolu vb. ürünlere zarar vermek. Bağlama, ilişkilendirmek.

GİLABURU

İki çeneklilerden, Kuzey ve Orta Anadolu'da yetişen, beyaz renkli çiçekler açan, kırmızı renkli meyvesinden meyve suyu elde edilen, 2-4 metre yüksekliğinde bir ağaççık (Viburnum opulus).

LEPİDOFAJ

Balık pulu yiyen, lepidovor.

KAPARA

Balık pulu. Başı yarım küre şeklinde olan bir çeşit ayakkabı ve sandık çivisi.

ÇAKMALI

İpek tül üzerine cin pulu denilen renkli pullar işlenmiş başörtüsü.

İKTİYOZİS

Derinin kuru, yangısız, balık derisine bezer tarzda kalın ve boynuzlaşmış görünümüyle belirgin yaygın veya yerel, katmanlar hâlinde aşırı miktarda keratin üretimi ve derideki boynuzsu tabakada normal dökülmenin gerçekleşmemesinden kaynaklanan, sığır, köpek, domuz, fare ve lamalarda görülen genetik deri bozukluğu, kalıtsal doğuştan iktiyozis, balık pulu hastalığı, ihtiyozis.

KAVAK

Söğütgillerden, sulak bölgelerde yetişen, boyu bazı türlerinde 30-40 metreye değin çıkan, kerestesinden yararlanılan uzun boylu bir ağaç (Populus). Samsun iline bağlı ilçelerden biri.