Sonu POL ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "pol" olan, toplam 15 adet kelime bulunmaktadır. Sonu pol ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında pol olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde pol olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

KOLESTİPOL

9 harfli kelimeler

OROSTOPOL

8 harfli kelimeler

METROPOL, ŞARAMPOL, BRONOPOL, GOSSİPOL, OLİGOPOL, ŞIRANPOL

7 harfli kelimeler

AKROPOL, MONOPOL, GOSİPOL, MEGAPOL

5 harfli kelimeler

DİPOL, POPOL

3 harfli kelimeler

POL

Bazı kelimelerin anlamları

POL

Hayvanları bağlamak için toprağa çakılan ağaç ya da demir kazık.

GOSİPOL

Pamuk tohumunda bulunan aromatik aldehitlerden, yağda ve alkolde çözünen, koyu renkli polifenolik yapıda ve değişik türevleri bulunan, düşük dozda, uzun süre alınması durumunda erkeklerde sperm kalitesinde azalmaya ve kansere neden olan, serbest formu zehirli bir polifenolik pigment.

MEGAPOL

Büyükşehir.

POPOL

Çocuk ayakkabısı, patik. Çocuk dilinde ayakkabı.

OLİGOPOL

Azel.

GOSSİPOL

Pamuk çiğitinin zararlı bileşiği, doğal polifenol.

ŞARAMPOL

Kara yollarının kenarında yol düzeyinden aşağıda kalan bölüm.

AKROPOL

Eski Yunan şehirlerinde, en önemli yapıların ve tapınakların bulunduğu iç kale.

KOLESTİPOL

Sindirim kanalında emilmeyen yüksek molekül ağırlıklı sentetik anyon değiştirici, safra asidini bağlayan reçine.

METROPOL

Ana kent.

DİPOL

İki kutuplu. Hem pozitif hem de negatif yüke sahip bir molekül veya yapıları çevresinde eşit olmayan bir biçimde dağılmış elektrik yüküne, elektronlara sahip olan su gibi moleküller.

MONOPOL

Tekel.

OROSTOPOL

Orospu çocuğu.

ŞIRANPOL

Tahta perde.

BRONOPOL

Renksiz soluk sarı renkte, suda serbestçe çözünen, antibakteriyel etkinliğe sahip madde.

  -   -   -  

Anlamında POL bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde POL geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AKÜMÜLATÖR

Elektrik enerjisini kimyasal enerji olarak depolayan, istenildiğinde bunu elektrik enerjisi olarak veren cihaz, akımtoplar, akü.

AMBARLAMA

Ambarlama işi, depolama.

BLOK

Kocaman ve ağır kitle. İçine resim veya yazı kâğıtları konulan karton kap. Politik çıkarları sebebiyle birlik kuran devletler topluluğu. Voleybolda, file üstünde karşı oyuncunun topu sert vururken önünde iki veya üç kişinin elleri ile oluşturdukları perde. Yapı adası. Birden çok bölümü bir araya getirilmiş olan, bir bütün oluşturan.

ÇOBANDEĞNEĞİ

Karabuğdaygillerden, beyaz veya pembe çiçekli, yürek biçimi yapraklı, otsu bir kır bitkisi (Polygonum aviculare).

AYNASIZ

Aynası olmayan. Polis. Hoşa gitmeyen, kötü, yakışıksız, çirkin, ters, biçimsiz.

ÇELİK

Su verilerek çok sert ve esnek bir duruma getirilebilen, birleşiminde az miktarda karbon bulunan demir ve karbon alaşımı, polat. Bir ağacı aşılamak amacıyla hazırlanmış dal. Bu alaşımdan yapılmış. Gemilerde, üzerine halat veya ip geçirip tutturmaya yarayan, ağaç veya metalden yapılmış kısa değnek. Çocukların çelik çomak oyununda ucuna çomakla vurarak havaya kaldırdıkları iki tarafı sivri, kısa değnek. Kısa kesilmiş dal. Kök salması için yere dikilen dal. Zayıf fakat güçlü (vücut).

ÇOKGEN

Açı oluşturacak biçimde üç ve üçten çok kenardan oluşan kapalı şekil, poligon.

AEROBİK

Sağlıklı bir vücuda sahip olmak için tempolu müzik eşliğinde yapılmış olan bir jimnastik türü.

AKSEPTANS

Yabancı ülkelerde okuyacak öğrenciler için gönderilen kabul belgesi. Poliçelerin üzerine "kabulümdür" biçiminde yazılarak altı imzalanan açıklama, kabul.

BİREYCİLİK

Bireylerin yararlarını toplumsal yararlardan daha üstün veya daha önemli sayan öğreti, tutum veya politikaların genel adı, ferdiyetçilik, individüalizm. Bütüne, genele değil de bireye, tek olana üstünlük tanıyan görüş, ferdiyetçilik, individüalizm.

AGORA

Yunan klasik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan, halk meydanı.

AMBARLAMAK

Depolamak.

ÇEVGEN

Değnek. Polo.

AVİSTO

Ödenmesi gereken poliçelere yazılan ve "görüldüğünde" anlamına gelen bir terim.

DEPOLAMA

Depolamak işi. Bellek cihazına verinin yerleştirilmesi veya saklanması.

CERMEN

Bugünkü Almanya'yı, Bohemya ve Polonya'nın batı bölümünü kapsayan Cermanya'da milattan önce III. yüzyıldan IX. yüzyıla kadar oturan halk. Bu halktan olan kimse.

COP

Kalın, kısa değnek. Polislerin kullandığı genellikle lastikten yapılmış olan sopa.

AHTAPOT

Kafadan bacaklılardan, dokunaçlı bir tür mürekkep balığı (Octopus). Genellikle burun zarı üzerinde çıkan bir ur türü, polip.

DEDEKTİF

Suç sayılan bir işi veya bu işi yapanı ortaya çıkarmakla görevli kimse, hafiye, polis hafiyesi.

ÇEKMEK

Bir şeyi tutup kendine ya da başka bir yöne doğru yürütmek. Atmak, vurmak. Taşıma gücü olmak. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Kaçan ilmeği örmek. Asmak. Herhangi bir engel kurmak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. İmbik yardımı ile elde etmek. Hoşa gitmek, sarmak. Tartıda ağırlığı olmak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Yollamak. İçine almak, emmek. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Daralıp kısalmak. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Germek. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Aynısını yazmak veya çizmek. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Öğütmek. Çizgi durumunda uzatmak. Boya, badana vb. sürmek. Döşemek. Yürütmek, sürmek. Yol, ay sürmek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Örtmek, giymek. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Herhangi bir anlama almak. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. İçki içmek. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak.