Kelimeler arşivi içinde; başında "pol" olan, toplam 217 adet kelime bulunmaktadır. pol ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu pol ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde pol olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
POLİMERLEŞTİRİLME
POLİAKRİLONİTRİL, POLİMERLEŞTİRMEK
POLİENSEFALİTİS, POLİMERLEŞTİRME, POLİMORFNÜKLEER, POLİRADİKULİTİS, POLİSENSİTİVİTE, POLİVİNİLKLORİD, POLİVİNİLKLORİT, POLİYOMİYELİTİS, POLYOMAVİRÜSLER
POLİDİYOKSANON, POLİELEKTROLİT, POLİİZOPRENOİT, POLİKEMOTERAPİ, POLİMERİZASYON, POLİPARAZİTİZM, POLİVİNİLALKOL
POLİARTERİTİS, POLİEMBRİYONİ, POLİKOTİLEDON, POLİMERLEŞMEK, POLİMİYOZİTİS, POLİNÜKLEOTİT, POLİPEPTİDEMİ, POLİSERÖZİTİS, POLİSİNUZİTİS, POLİTİKACILIK, POLİYOMAVİRÜS, POLYMASTİGİDA
POLARİZASYON, POLEMİKÇİLİK, POLİARTRİTİS, POLİFİYODONT, POLİMASTİGOT, POLİMERLEŞME, POLİNÖROPATİ, POLİOKLASTİK, POLİORŞİDİZM, POLİPROPİLEN, POLİSAKKARİT, POLİSPERMİZM, POLİYOKSALEN
POLARİMETRE, POLARİMETRİ, POLAROGRAFİ, POLAROPLAST, POLATDERESİ, POLATPINARI, POLİAMİNLER, POLİAMİTLER, POLİDAKTİLİ, POLİDİSPERS, POLİFİLETİK, POLİGLOBULİ, POLİKLİMAKS, POLİKROMAZİ, POLİMORFİZM, POLİNÖRİTİS, POLİOSTOTİK, POLİPAREZİS, POLİPROTEİN, POLİRİBOZOM, POLİSİMETRİ, POLİSİSTRON
POLARİSKOP, POLAROGRAF, POLAROGRAM, POLARÖLÇER, POLATUŞAĞI, POLATYURDU, POLİDROZİS, POLİESTRUS, POLİETİLEN, POLİHEDRON, POLİHİBRİD, POLİHİBRİT, POLİKARPİK, POLİKARYON, POLİKİSTİK, POLİKLİNİK, POLİKLONAL, POLİKÜLTÜR, POLİLİNKER, POLİMERLİK, POLİMİKSİN, POLİMORFİK, POLİODONTİ, POLİORŞİDİ, POLİORŞİZM, POLİÖSTRİK, POLİÖSTRÜS, POLİPEPTİT, POLİPLOİDİ, POLİPLOYİD, Devamını Oku »»
POLATKÖYÜ, POLATPAŞA, POLEMİKÇİ, POLEPİECE, POLİANDRİ, POLİDİPSİ, POLİDONTİ, POLİESTER, POLİFAGOS, POLİFONİK, POLİGENEZ, POLİMERAZ, POLİNEMİK, POLİPETAL, POLİPLEJİ, POLİPLOİT, POLİSEPAL, POLİTEİST, POLİTEİZM, POLİTİPİK, POLİTOKOZ, POLİTRİKİ, POLLÜSYON, POLONYALI, POLYECRAN, POLYESTER
POLARICI, POLARİTE, POLARLIK, POLARMAK, POLAROİT, POLATBEY, POLATELİ, POLATKÖY, POLATLAR, POLİAMİN, POLİAMİT, POLİASİT, POLİFAJİ, POLİFONİ, POLİGALA, POLİGAMİ, POLİJİNİ, POLİKARP, POLİKSEN, POLİMELİ, POLİMERİ, POLİMORF, POLİOZİS, POLİPATİ, POLİSEVİ, POLİSİYE, POLİSLİK, POLİSOMİ, POLİSPOR, POLİTELİ, Devamını Oku »»
POLAĞAN, POLAKAR, POLARGI, POLARİN, POLARMA, POLATIR, POLATLI, POLEMİK, POLİARK, POLİFAG, POLİFİL, POLİGAM, POLİGEN, POLİGON, POLİMER, POLİNOM, POLİPNÖ, POLİSAJ, POLİTİK, POLİTİP, POLİTOK, POLİÜRİ, POLİZOM, POLLEKS, POLONEZ, POLOSİT, POLYİZM
POLİÇE, POLİOL, POLLİK
POLAK, POLAR, POLAT, POLEN, POLES, POLİK, POLİP, POLİS, POLKA, POLOŞ, POLTA, POLUS
POLÇ, POLİ, POLO, POLU
POL
POL
Hayvanları bağlamak için toprağa çakılan ağaç ya da demir kazık.
POLİVİNİLKLORİD
Vinilkloridin polimerizasyonuyla elde edilen sentetik bir madde.
POLİMERLEŞTİRİLME
Polimerleştirilmek işi.
POLİMERLEŞTİRME
Polimerleştirmek işi.
POLİELEKTROLİT
Pekçok iyonlaşabilen grubu bulunan asidik (örnek, polistrensülfürik asit), bazik (örnek, polietenilpirinyum bromür) veya amfoterik (bk. proteinler) yapıda olabilen çözünebilir özellikte makromolekül. Suda elektrikle yüklü iyonlar oluşturan yüksek molekül ağırlıklı maddeler.
POLYOMAVİRÜSLER
Papovaviridae ailesinde yer alan bir virüs cinsi.
POLİENSEFALİTİS
Beynin gri maddesinin yangısı, poliyoensefalitis, poliyoensefalopati.
POLİDİYOKSANON
Organizmada emilebilen, organik olmayan sentetik monofilament dikiş ipliği.
POLİRADİKULİTİS
Sinir köklerinin yangısı.
POLİVİNİLKLORİT
Bazı mıknatıslı kuşak tabanlarında ya da plaklarda kullanılan yoğruk çeşidi.
POLİYOMİYELİTİS
Omuriliğin gri maddesinin yangısı.
POLİAKRİLONİTRİL
Akrilonitril yarı iletken polimeri.
POLİMERLEŞTİRMEK
Bir maddeyi polimer durumuna dönüştürmek.
POLİİZOPRENOİT
Uzun zincirler hâlinde izopren polimerlerinden oluşan çok çeşitli bileşikler.
POLİSENSİTİVİTE
Çok sayıda ve çeşitlilikte etkene karşı, aşırı şekilde duyarlılık gösterme durumu.
POLİMORFNÜKLEER
Parçalı çekirdek gösteren, parçalı çekirdekli. Parçalı çekirdekli lökosit.
Bu bölümde tanımı içerisinde POL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AHTAPOT
Kafadan bacaklılardan, dokunaçlı bir tür mürekkep balığı (Octopus). Genellikle burun zarı üzerinde çıkan bir ur türü, polip.
BİREYCİLİK
Bireylerin yararlarını toplumsal yararlardan daha üstün veya daha önemli sayan öğreti, tutum veya politikaların genel adı, ferdiyetçilik, individüalizm. Bütüne, genele değil de bireye, tek olana üstünlük tanıyan görüş, ferdiyetçilik, individüalizm.
AKSEPTANS
Yabancı ülkelerde okuyacak öğrenciler için gönderilen kabul belgesi. Poliçelerin üzerine "kabulümdür" biçiminde yazılarak altı imzalanan açıklama, kabul.
COP
Kalın, kısa değnek. Polislerin kullandığı genellikle lastikten yapılmış olan sopa.
AEROBİK
Sağlıklı bir vücuda sahip olmak için tempolu müzik eşliğinde yapılmış olan bir jimnastik türü.
ÇELİK
Su verilerek çok sert ve esnek bir duruma getirilebilen, birleşiminde az miktarda karbon bulunan demir ve karbon alaşımı, polat. Bir ağacı aşılamak amacıyla hazırlanmış dal. Bu alaşımdan yapılmış. Gemilerde, üzerine halat veya ip geçirip tutturmaya yarayan, ağaç veya metalden yapılmış kısa değnek. Çocukların çelik çomak oyununda ucuna çomakla vurarak havaya kaldırdıkları iki tarafı sivri, kısa değnek. Kısa kesilmiş dal. Kök salması için yere dikilen dal. Zayıf fakat güçlü (vücut).
AGORA
Yunan klasik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan, halk meydanı.
AMBARLAMAK
Depolamak.
ÇEVGEN
Değnek. Polo.
ÇEKMEK
Bir şeyi tutup kendine ya da başka bir yöne doğru yürütmek. Atmak, vurmak. Taşıma gücü olmak. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Kaçan ilmeği örmek. Asmak. Herhangi bir engel kurmak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. İmbik yardımı ile elde etmek. Hoşa gitmek, sarmak. Tartıda ağırlığı olmak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Yollamak. İçine almak, emmek. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Daralıp kısalmak. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Germek. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Aynısını yazmak veya çizmek. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Öğütmek. Çizgi durumunda uzatmak. Boya, badana vb. sürmek. Döşemek. Yürütmek, sürmek. Yol, ay sürmek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Örtmek, giymek. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Herhangi bir anlama almak. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. İçki içmek. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak.
BLOK
Kocaman ve ağır kitle. İçine resim veya yazı kâğıtları konulan karton kap. Politik çıkarları sebebiyle birlik kuran devletler topluluğu. Voleybolda, file üstünde karşı oyuncunun topu sert vururken önünde iki veya üç kişinin elleri ile oluşturdukları perde. Yapı adası. Birden çok bölümü bir araya getirilmiş olan, bir bütün oluşturan.
DEPOLAMA
Depolamak işi. Bellek cihazına verinin yerleştirilmesi veya saklanması.
AKÜMÜLATÖR
Elektrik enerjisini kimyasal enerji olarak depolayan, istenildiğinde bunu elektrik enerjisi olarak veren cihaz, akımtoplar, akü.
AMBARLAMA
Ambarlama işi, depolama.
DEDEKTİF
Suç sayılan bir işi veya bu işi yapanı ortaya çıkarmakla görevli kimse, hafiye, polis hafiyesi.
AVİSTO
Ödenmesi gereken poliçelere yazılan ve "görüldüğünde" anlamına gelen bir terim.
CERMEN
Bugünkü Almanya'yı, Bohemya ve Polonya'nın batı bölümünü kapsayan Cermanya'da milattan önce III. yüzyıldan IX. yüzyıla kadar oturan halk. Bu halktan olan kimse.
ÇOKGEN
Açı oluşturacak biçimde üç ve üçten çok kenardan oluşan kapalı şekil, poligon.
AYNASIZ
Aynası olmayan. Polis. Hoşa gitmeyen, kötü, yakışıksız, çirkin, ters, biçimsiz.
ÇOBANDEĞNEĞİ
Karabuğdaygillerden, beyaz veya pembe çiçekli, yürek biçimi yapraklı, otsu bir kır bitkisi (Polygonum aviculare).