Kelimeler arşivi içinde; başında "oluk" olan, toplam 19 adet kelime bulunmaktadır. oluk ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu oluk ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde oluk olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
OLUKLUKISAÇ
OLUKLUÇİVİ, OLUKKOYAĞI, OLUKLAŞMAK
OLUKPINAR, OLUKLANIM, OLUKLAŞMA
OLUKYANI, OLUKMAĞI, OLUKKAYA, OLUKDERE, OLUKBAŞI
OLUKLAR, OLUKÇUK, OLUKMAN, OLUKÖZÜ, OLUKTAŞ
OLUKLU
OLUK
OLUK
Bir şeyin akmasına yarayan üst yanı açık boru. Bir şeyin üzerinde oyulmuş yol. Yağmur sularını damların kenarlarına toplayıp akıtan yatay konumlu, genellikle çinko boru.
OLUKÇUK
Küçük oluk. Bazı organların yüzeyinde bulunan çentikler.
OLUKYANI
Şanlıurfa kenti, Payamlı bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Zonguldak kenti, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
OLUKLUKISAÇ
Ağız kısımları yassı olan kıskaç. (Yalvaç Isparta).
OLUKLAŞMA
Oluklaşmak işi.
OLUKKOYAĞI
İçel ili, Gülek nahiyesine bağlı bir yer.
OLUKKAYA
Kayseri kenti, Pınarbaşı ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
OLUKLAŞMAK
Oluk durumuna girmek, oluk görünümü almak.
OLUKLAR
Bingöl şehri, Yamaç bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
OLUKMAĞI
El dolkuması kadın bel kuşağı. (Gedikli Şarkikaraağaç Isparta).
OLUKLUÇİVİ
Büyük başlı çivi.
OLUKBAŞI
Aydın ilinde, Bozdoğan ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Denizli kenti, Kelekçi Bucağı. Kastamonu ilinde, Taşköprü belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Muğla şehrinde, Milâs belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Sinop ili, Durağan ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Sivas kenti, Hafik ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
OLUKPINAR
Afyon ili, İscehisar belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Ankara kenti, Temelli bucağına bağlı bir bölge. Erzincan ilinde, Alpköy nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Karaman ili, Ermenek ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Konya ilinde, Ilgın ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
OLUKDERE
Gümüşhane ilinde, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
OLUKMAN
Bursa şehrinde, İnegöl ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Sivas ilinde, Divriği ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Sivas ili, Karaçayır nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Tokat kenti, Zile belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
OLUKLANIM
Kovuklu bir ortam içinden, fazladan akış sağlanması.
Bu bölümde tanımı içerisinde OLUK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DİKMEK
Bir cismi dik olarak durdurmak. Top vb.ni oyun alanında belirli bir yere koymak. Beklemek için birini bir şeyin başına getirmek. Bardak, kadeh, testi vb. kapların içindekini bir çırpıda, bir solukta içmek. Top, taş vb.ni dikine havaya atmak. Yapı kurmak, inşa etmek. Yetiştirmek için bir bitkiyi toprağa yerleştirmek. Biçilmiş veya yırtılmış kumaş, deri, yara vb.ni iğneye geçirilmiş iplikle tutturmak.
AKSIRIK
Herhangi bir sebeple burun zarının gıcıklanması sonucu solunum kaslarının birdenbire kasılmasıyla ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşalması olayı, aksırma, hapşırma, hapşırık.
AYVADANA
Yüksekliği 15-70 santimetre, sık tüylü, soluk sarı çiçekli, çok yıllık ve otsu bir bitki (Achillea nobilis).
BUNALMAK
Soluk alması güçleşmek. Çok sıkılmak, çok tedirgin olmak.
BRONŞ
Soluk borusunun akciğerlere giden iki kolundan her biri ve bunların dalları.
DEM
Hazırlanan çayın renk ve koku bakımından istenilen durumu. Kan. Koku. Zaman, çağ. İçki. Pişirilen yemeklerin yenecek kıvamda olması. Soluk, nefes.
ÇABUCAK
Vakit geçirmeden, kısa sürede, aceleten, acilen, alelacele, anında, bir anda, bir çırpıda, birden, bir hamlede, bir koşu, bir lahzada, bir solukta, çabucacık, çabuk, çabukça, çarçabuk, dakikasında, derakap, derhâl, hemen, hemencecik, hemencek, hızla, hızlı, hızlı hızlı, ivedilikle, lahzada, müstacelen, palas pandıras, serian, süratle, şipşak, takkadak, tez beri, tezce, tezelden, yellim yelalim. Kolaylıkla.
ÇÖRTEN
Dam çevresindeki yağmur sularını oluklardan alıp duvar temelinden uzağa akıtan, saçak kenarlarından dışarı doğru uzanmış ağaç oluk.
BÖĞ
Eklem bacaklılardan, soluk sarı renkli, zehirli bir tür örümcek.
ÇEŞME
Genellikle yol kenarlarında herkesin yararlanması için yapılan, borularla gelen suyun bir oluktan veya musluktan aktığı, yalaklı su hazinesi veya yapısı, pınar. İzmir iline bağlı ilçelerden biri.
BOĞMAK
Boğum yeri. Bir durumu başka bir durum yaratarak örtmeye çalışmak. Tamamıyla kaplamak, sarmak. Peş peşe yapmak, bir kimseyi bir şeyin fazlasına eriştirmek veya uğratmak. Silik bir duruma getirmek, bastırmak. Motorlu taşıtlarda fazla yakıt, motoru çalışmaz duruma getirmek. Gelişmesine engel olmak. Bunaltmak. Renkler uygun düşmemek. El, ip vb. ile bir şeyi çepeçevre sıkmak. Bir canlıyı, soluk almasına engel olarak öldürmek.
DAMLALIK
Bir sıvıyı damla damla akıtmak için bir ucuna kauçuktan yapılmış başlık geçirilmiş, öbür ucu sivri, cam veya plastikten araç. Bir yapıda çörtenleri ve dam oluklarını taşıyan yan duvar. Bulaşık teknesinin yanına konulan ve yıkanmış kap kacağın sularını tekneye akıtan oluklu bölüm.
DALDIZ
Marangozların kullandığı ağaç oymaya yarayan oluklu demir alet. Ağaçtan oyulmuş arı kovanı. Ağaçtan oyulmuş yayık. Petekten bal almak için kullanılan demir kepçe, demir bıçak.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
BİBERİYE
Ballıbabagillerden, Akdeniz çevresinde çok yetişen, güzel kokulu yapraklarını dökmeyen, çiçekleri soluk mavi renkli, çok yıllık bir bitki (Rosmarinus officinalis).
AKSIRMAK
Burun zarlarının gıcıklanması ile solunum kaslarının birdenbire kasılması üzerine, ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşaltmak, hapşırmak.
AKCİĞERLİLER
Karından bacaklı yumuşakçaların tek ciğerle soluk alan bir takımı.
ÇALAKAŞIK
Soluk almadan yiyerek.
BOĞUNTU
Zor soluk alma. Sıkıntı. Bir şeyi değerinden çok yükseğe satma işi, vurgunculuk, ihtikâr.
ARK
İçinden su akıtmak için toprak kazılarak yapılmış olan açık oluk, arık, dren, karık.