Sonu OLTA ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "olta" olan, toplam 6 adet kelime bulunmaktadır. Sonu olta ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında olta olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde olta olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

8 harfli kelimeler

DİGGOLTA

5 harfli kelimeler

VOLTA, FOLTA, HOLTA, POLTA

4 harfli kelimeler

OLTA

Bazı kelimelerin anlamları

OLTA

Genellikle, bir olta takımının ava hazır bütünü. Balık avlamada kullanılan, ucuna çengelli iğne takılı, çoğunlukla naylon tellerden veya at kuyruğu kılından yapılmış iplik. Hile, düzen, oyun, yem.

VOLTA

Bir halatı bir yere bir kez dolama veya babalara yöntemince sarma. Zincirin demire veya iki zincirin birbirine dolanması. Geminin rüzgâra karşı gidebilmek için sağa sola zikzak yapması. Sürekli aşağı yukarı gidip gelme, yürüme, dolaşma.

HOLTA

Olta. Davar köpeklerinin boğazına takılan dikenli demir halka. Sarhoş gibi bilinçsiz hareketler yapan kişi. Gezinti. Golf pantolon. Bol paçalı yabanlık kadın şalvarı. Yol kıvrımı, dönemeç. Volta. Köpeklerin boynuna takılan sivri dişli demir halka.

FOLTA

Viraj, dönemeç. Olta. Çoban köpeğinin boynuna takılan, mahmuzlu demir halka.

DİGGOLTA

Fransızca kökenli décolleté: dekolte; boy gömleği.

POLTA

Değirmen taşını döndürmeye yarayan araç.

  -   -   -  

Anlamında OLTA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde OLTA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

OLTACILIK

Olta yapma veya satma işi. Olta ile balık avlama işi.

HIRSIZ

Başkasının malını çalan kimse, uğru. Oltadaki asıl iğnenin yanına takılan özel iğne.

GERİLİM

Gerginlik, tansiyon. Konuşmada bir sesin ortaya çıkması için ses kirişlerinin gerginleşmesi. Bir iletkenin uçları arasındaki gizil güç farkı, potansiyel farkı, voltaj. Çeşitli yollara başvurularak filmde yaratılan sıkıntılı, gergin hava, tansiyon. İhtiyaçların karşılanamadığı veya bir hedefe yönelmiş davranışlar engellendiğinde ortaya çıkan coşkulu durum. İki ucundan ters yanlara çekilen bir telin her noktasında, o iki güce karşı koyan güç, tevettür.

ÇATAL

İki veya daha çok kola ayrılan değnek. Dirgen. Bir tür olta iğnesi. Ucu kollara ayrılmış. İki anlamlı, iki türlü anlaşılabilir. Dallı olan şeylerin her kolu. Yemek yerken kullanılan iki, üç veya dört uzun dişli çoğunlukla metal araç. İki taraflı. Yol, ağaç gibi kollara ayrılan şeylerin ayrılma yeri.

MANTAR

Mantarlardan, içinde zehirlileri de bulunan, silindir bir gövde ve üst tarafı şapka biçiminde olan ilkel canlıların genel adı (Fungi). Esnek ve sudan hafif olduğundan şişe tapası, cankurtaran simidi, cankurtaran yeleği, ayakkabı tabanı ve daha birçok şeyin yapımında kullanılan, su geçirmeyen, meşe ağacı tabakası. Balık ağlarını su yüzünde tutmaya veya olta sarmaya yarayan mantar parçası. Uydurma söz, yalan. Mantar hastalığı. Mantar hastalığına neden olan mikroskobik canlı. Hayvanların burun ucu. Kaldırıma araçların park edilmesini engellemek amacıyla zemine gömülmüş mantar biçiminde beton yükselti. Bu tabakadan yapılmış olan şişe tapası. Çocukların özel tabanca ile patlattıkları barutlu madde.

BESLEME

Beslemek işi. Herhangi bir kuruluşu, onun maddi yardımları dolayısıyla körü körüne destekleyen. Evlatlık olarak alınarak ev işlerinde çalıştırılan kız, besleme kız, beslemelik, beslek. Akım voltajı.

ANTEN

Boşlukta yayılan elektromanyetik dalgaları toplayarak bu dalgaların transmisyon hatları içerisinde yayılmasını sağlayan cihaz. Olta şamandırasının alt ve üst kısmında bulunan ince uçlar. Duyarga.

MALYA

Deniz dibinde otlara takılmış oltayı kurtarmaya ve deniz derinliklerinden ağ, halat, sicim vb. şeyleri çıkarmaya yarayan dört tırnaklı demir.

KARMIK

Çay ağzında yapılmış olan balıkçı büğeti. Mersin balıklarının üremek için denizden nehirlere geçişleri sırasında avlanmalarında kullanılan ve nehir ağızlarına kurulan çok iğneli bir olta takımı.

BEN

Çoğu doğuştan, tende bulunan ufak, koyu renkli leke ya da kabartı. En çok üzümde görülen olgunlaşma belirtisi. Kişiyi öbür varlıklardan ayıran bilinç. Teklik birinci kişiyi gösteren söz. Olta veya tuzağa konulan yem. Saçta, sakalda beliren beyazlık. Bir kimsenin kişiliğini oluşturan temel öge, ego. Kuşun yavrusuna taşıdığı yem.

KÖSTEK

Saat, kılıç, anahtar vb.nin ucuna takılan zincir. Koşulan atların tepmesini önlemek için kuskun kayışına eklenen kayış. Balık iğnesini oltaya bağlayan, bir iki karış uzunluğunda kıl veya misina parçası. Engel.

ÇARPILI

Çarpı işareti konmuş. Bir tür olta iğnesi.

İĞNE

Dikiş dikmeye yarayan, ince, ucu sivri, bir ucunda iplik geçecek deliği bulunan çelik araç. Bitkilerde yumurtacıkla tepecik arasındaki sapçık. Oltanın ucundaki küçük çengel. Kas veya damar yoluyla vücuda sıvı bir ilacı basınçla vermek amacıyla enjektör ucuna takılan, boru biçiminde, ucu keskin metal araç. Dokunaklı söz. Bazı böceklerin kendilerini savunmak için kullandıkları organ. İki şeyi birbirine tutturmaya yarar ince, uzun, ucu sivri, metal araç. Toplu iğnenin süs olarak kullanılan, iri başlı, renkli bir türü. Genellikle kadınların süs olarak elbiselerinin göğüs, yaka vb. yerlerine taktıkları süs eşyası. Bazı araçların ucu sivri parçaları.

ÇAPRAZ

Eğik olarak birbiriyle kesişen. Eğik bir biçimde. Karşı tarafın yanı. İki taraflı, karşılıklı. Güreşte rakibin koltuk altından kol geçirip sarma oyunu. Kopça, düğme. Bir tür olta iğnesi.

MİSİNA

Yapay ve sentetik ham maddeden tek kat çekilmiş, değişik kalınlıkta iplik. Balıkçıların olta ipi olarak kullandıkları kıl veya naylondan iplik.

HALKALI

Halkası olan. Bir tür olta iğnesi.

ÇAPARİ

Beden, köstek ve iğne bölümlerinden meydana gelen, her bir iğneye hindi, horoz, kaz, martı, tavuk, ördek vb. kuşların kanat, kuyruk tüyleri takılan çok iğneli bir tür olta takımı.

DELİKLİ

Deliği ya da delikleri olan. Deliklerle kaplı esnek doku şeridi. Kevgir. Bir tür olta iğnesi.

ÇARPMA

Çarpmak işi. Kuyu çengeli biçiminde beş kollu büyük olta iğnesi. Dört işlemden biri, çarpmak işlemi, darp. Alaturka müzikte temel notaların arasına sıkıştırılmış ve usulü bozmayan, tek perdelik küçük fazlalık.

OLTACI

Balık avı gereci satan kimse. Olta ile balık avlamada usta kimse.