İçinde OLTA geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "olta" olan, toplam 33 tane kelime bulunuyor. İçerisinde olta bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu olta ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında olta olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

KOLTAKLAMAK, VOLTAMOGRAM

10 harfli kelimeler

OLTARLAMAK, VOLTAMETRE, VOLTAMETRİ

9 harfli kelimeler

OLTACILIK, VOLTAMPER

8 harfli kelimeler

OLTARMAK, DİGGOLTA, VOLTAJLI

7 harfli kelimeler

YOLTASI, DOLTACI

6 harfli kelimeler

VOLTAN, YOLTAR, KOLTAS, KOLTAN, HOLTAK, KOLTAK, HOLTAN, GOLTAK, FOLTAN, FOLTAK, FOLTAH, ÇOLTAK, VOLTAJ, OLTACI

5 harfli kelimeler

HOLTA, OLTAK, OLTAN, POLTA, FOLTA, VOLTA

Bazı kelimelerin anlamları

OLTA

Genellikle, bir olta takımının ava hazır bütünü. Balık avlamada kullanılan, ucuna çengelli iğne takılı, çoğunlukla naylon tellerden veya at kuyruğu kılından yapılmış iplik. Hile, düzen, oyun, yem.

VOLTAMETRE

Bir elektrotta, açığa çıkan madde miktarına göre devreden geçen elektrik miktarını ölçmeye yarayan alet.

KOLTAKLAMAK

Bir şeyi yakalayıp götürmek : Ahmet ekmeği koltakladı gitti.

DOLTACI

Tazıyla köpeğin çiftleşmesinden doğan yavru.

OLTACILIK

Olta yapma veya satma işi. Olta ile balık avlama işi.

VOLTAMOGRAM

Bir çalışma elektrotuna uygulanan potansiyelin fonksiyonu olarak akım eğrisi.

YOLTAR

Kılıçbalığı ağının ucuna bağlanan 20-25 kulaç uzunluğundaki ip.

OLTARLAMAK

Bir işi kabataslak yapmak.

VOLTAJLI

Voltajı olan.

VOLTAMPER

Dalgalı gerilimde, 1 volt olan bir gerilim altında 1 amperlik akımın ürettiği güç birimi.

DİGGOLTA

Fransızca kökenli décolleté: dekolte; boy gömleği.

OLTARMAK

Eski bir ayakkabı ya da elbiseyi onarmak. Yenilmiş kavun, karpuz ve benzerleri meyvelerin kabuğunda kalan etli yeri sıyırmak. Onarmak, düzeltmek.

KOLTAS

Uzun saplı ve büyük bir çeşit tas. Saplı büyük tas.

VOLTAMETRİ

Sürekli olarak değişen bir potansiyelin, küçük elektrotlara uygulanmasından oluşan akıma dayanan teknikler için kullanılan genel bir terim. Hidrodinamik voltametri karıştırılan çözeltilerde, polarografi ise damlayan bir civa elektrotta yapılır. Analitlerin difüzyon-kontrollü tepkimesi ile ilgilidir.

YOLTASI

Sefertası. (Bursa).

VOLTAN

Delik çarığa boydan boya konan gön parçası. Çapulada, saya ile köseleyi birbirine tutturan dikiş.

  -   -   -  

Anlamında OLTA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde OLTA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

MİSİNA

Yapay ve sentetik ham maddeden tek kat çekilmiş, değişik kalınlıkta iplik. Balıkçıların olta ipi olarak kullandıkları kıl veya naylondan iplik.

ÇARPILI

Çarpı işareti konmuş. Bir tür olta iğnesi.

DELİKLİ

Deliği ya da delikleri olan. Deliklerle kaplı esnek doku şeridi. Kevgir. Bir tür olta iğnesi.

OLTACI

Balık avı gereci satan kimse. Olta ile balık avlamada usta kimse.

ÇARPMA

Çarpmak işi. Kuyu çengeli biçiminde beş kollu büyük olta iğnesi. Dört işlemden biri, çarpmak işlemi, darp. Alaturka müzikte temel notaların arasına sıkıştırılmış ve usulü bozmayan, tek perdelik küçük fazlalık.

KARMIK

Çay ağzında yapılmış olan balıkçı büğeti. Mersin balıklarının üremek için denizden nehirlere geçişleri sırasında avlanmalarında kullanılan ve nehir ağızlarına kurulan çok iğneli bir olta takımı.

HALKALI

Halkası olan. Bir tür olta iğnesi.

MANTAR

Mantarlardan, içinde zehirlileri de bulunan, silindir bir gövde ve üst tarafı şapka biçiminde olan ilkel canlıların genel adı (Fungi). Esnek ve sudan hafif olduğundan şişe tapası, cankurtaran simidi, cankurtaran yeleği, ayakkabı tabanı ve daha birçok şeyin yapımında kullanılan, su geçirmeyen, meşe ağacı tabakası. Balık ağlarını su yüzünde tutmaya veya olta sarmaya yarayan mantar parçası. Uydurma söz, yalan. Mantar hastalığı. Mantar hastalığına neden olan mikroskobik canlı. Hayvanların burun ucu. Kaldırıma araçların park edilmesini engellemek amacıyla zemine gömülmüş mantar biçiminde beton yükselti. Bu tabakadan yapılmış olan şişe tapası. Çocukların özel tabanca ile patlattıkları barutlu madde.

GERİLİM

Gerginlik, tansiyon. Konuşmada bir sesin ortaya çıkması için ses kirişlerinin gerginleşmesi. Bir iletkenin uçları arasındaki gizil güç farkı, potansiyel farkı, voltaj. Çeşitli yollara başvurularak filmde yaratılan sıkıntılı, gergin hava, tansiyon. İhtiyaçların karşılanamadığı veya bir hedefe yönelmiş davranışlar engellendiğinde ortaya çıkan coşkulu durum. İki ucundan ters yanlara çekilen bir telin her noktasında, o iki güce karşı koyan güç, tevettür.

ANTEN

Boşlukta yayılan elektromanyetik dalgaları toplayarak bu dalgaların transmisyon hatları içerisinde yayılmasını sağlayan cihaz. Olta şamandırasının alt ve üst kısmında bulunan ince uçlar. Duyarga.

ÇAPRAZ

Eğik olarak birbiriyle kesişen. Eğik bir biçimde. Karşı tarafın yanı. İki taraflı, karşılıklı. Güreşte rakibin koltuk altından kol geçirip sarma oyunu. Kopça, düğme. Bir tür olta iğnesi.

KÖSTEK

Saat, kılıç, anahtar vb.nin ucuna takılan zincir. Koşulan atların tepmesini önlemek için kuskun kayışına eklenen kayış. Balık iğnesini oltaya bağlayan, bir iki karış uzunluğunda kıl veya misina parçası. Engel.

HIRSIZ

Başkasının malını çalan kimse, uğru. Oltadaki asıl iğnenin yanına takılan özel iğne.

BESLEME

Beslemek işi. Herhangi bir kuruluşu, onun maddi yardımları dolayısıyla körü körüne destekleyen. Evlatlık olarak alınarak ev işlerinde çalıştırılan kız, besleme kız, beslemelik, beslek. Akım voltajı.

BEN

Çoğu doğuştan, tende bulunan ufak, koyu renkli leke ya da kabartı. En çok üzümde görülen olgunlaşma belirtisi. Kişiyi öbür varlıklardan ayıran bilinç. Teklik birinci kişiyi gösteren söz. Olta veya tuzağa konulan yem. Saçta, sakalda beliren beyazlık. Bir kimsenin kişiliğini oluşturan temel öge, ego. Kuşun yavrusuna taşıdığı yem.

MALYA

Deniz dibinde otlara takılmış oltayı kurtarmaya ve deniz derinliklerinden ağ, halat, sicim vb. şeyleri çıkarmaya yarayan dört tırnaklı demir.

İĞNE

Dikiş dikmeye yarayan, ince, ucu sivri, bir ucunda iplik geçecek deliği bulunan çelik araç. Bitkilerde yumurtacıkla tepecik arasındaki sapçık. Oltanın ucundaki küçük çengel. Kas veya damar yoluyla vücuda sıvı bir ilacı basınçla vermek amacıyla enjektör ucuna takılan, boru biçiminde, ucu keskin metal araç. Dokunaklı söz. Bazı böceklerin kendilerini savunmak için kullandıkları organ. İki şeyi birbirine tutturmaya yarar ince, uzun, ucu sivri, metal araç. Toplu iğnenin süs olarak kullanılan, iri başlı, renkli bir türü. Genellikle kadınların süs olarak elbiselerinin göğüs, yaka vb. yerlerine taktıkları süs eşyası. Bazı araçların ucu sivri parçaları.

ÇATAL

İki veya daha çok kola ayrılan değnek. Dirgen. Bir tür olta iğnesi. Ucu kollara ayrılmış. İki anlamlı, iki türlü anlaşılabilir. Dallı olan şeylerin her kolu. Yemek yerken kullanılan iki, üç veya dört uzun dişli çoğunlukla metal araç. İki taraflı. Yol, ağaç gibi kollara ayrılan şeylerin ayrılma yeri.

PİÇSİNEK

Bir tür olta iğnesi.

ÇAPARİ

Beden, köstek ve iğne bölümlerinden meydana gelen, her bir iğneye hindi, horoz, kaz, martı, tavuk, ördek vb. kuşların kanat, kuyruk tüyleri takılan çok iğneli bir tür olta takımı.