Kelimeler arşivinde; içinde "oltu" olan, toplam 26 tane kelime bulunuyor. İçerisinde oltu bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu oltu ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında oltu olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KAVAKLIKOLTUK
KOLTUKLANMAK, GOLTUKKAPISI
KOLTUKÇULUK, KOLTUKLAMAK, KOLTUKLANMA, GOLTUKAĞACI, GOLTUHLAMAH, KIZILKOLTUK
KOLTUKLAMA, GOLTULAMAK, KOLTUKBAŞI
KOLTUKLUK, GOLTUKDAN
KOLTUCAK, KOLTUGAT, OLTURMAK, KOLTUKLU, KOLTUKÇU
GOLTUNA, OLTURAK
GOLTUH, BOLTUK, KOLTUH, KOLTUK
OLTU
OLTU
Erzurum iline bağlı ilçelerden biri.
GOLTUHLAMAH
Koltuklamak.
KOLTUCAK
Karabük ilinde, Eflâni ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
KIZILKOLTUK
Kütahya şehri, Şaphane ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
KOLTUKLAMA
Koltuklamak işi. Yaranmak için birine söylenen övücü söz, kompliman.
GOLTUKAĞACI
Kalaylama sırasında, kapların dibindeki pislikleri temizlemekte kullanılan küçük ağaç parçası. (Haymana Ankara).
GOLTULAMAK
Koltuklamak.
GOLTUKDAN
Asalak, sığıntı, bedevacı.
KOLTUKÇULUK
Koltukçunun yaptığı iş. Yüze karşı övmeyi huy edinme.
KAVAKLIKOLTUK
Halıların köşelerinde kavağı sitilize eden motif. (Yeşilova Aksaray Niğde).
KOLTUKBAŞI
Otomobillerde koltuğun sırt bölümünün üstüne takılan ve ani darbelerde boynun veya başın zarar görmesini önleyen başlık.
KOLTUKLANMAK
Övücü sözlerle koltukları kabartılmak, pohpohlanmak.
KOLTUKLUK
Koltuk yapmaya ve kaplamaya elverişli olan (kumaş). Giysinin terden lekelenmemesi için koltuk altına içten dikilen parça, subra.
KOLTUKLAMAK
Koltuğu altına almak. Kıvanç verecek biçimde övmek, koltuklarını kabartacak sözler söylemek, pohpohlamak. Koltuğa girmek.
KOLTUKLANMA
Koltuklanmak işi.
GOLTUKKAPISI
Sofa kapısı. (Yukarıtırtar Yalvaç Isparta).
Bu bölümde tanımı içerisinde OLTU geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GENELEV
Genel kadınların erkek kabul ettikleri yer, aşağı mahalle, kırmızıfener, koltuk, kerhane, umumhane.
DÖŞEME
Döşemek işi. Bir yapının döşenmesine yarayan her türlü eşya, mefruşat. Halk edebiyatında ve türkülerden önce söylenen, bazen tekerleme biçiminde olan uyaklı giriş bölümü. Taşıtların koltuk, taban, tavan vb. yerleri. Yapılarda taban üzerine döşenen tahta vb. kaplama. Koltuk, kanepe, divan vb.nin kumaş, yay, pamuk vb. bölümleri.
BOYUNDURUK
Çift süren veya arabaya koşulan hayvanların birlikte yürümelerini sağlamak için boyunlarına geçirilen bir tür ağaç çember. Zulüm ve zorbalık baskısı, esaret. Güreşte hasmın başını koltuk altına alıp boynuna kol dolama oyunu. Kapı veya pencere vb. açıklıkların üzerine konulan ağaç, taş veya beton kiriş, lento. Mengenenin üst yanındaki kemer biçimli bölüm.
KOMPLİMAN
Gönül okşayıcı, hoşa giden söz. Koltuklama.
KOLÇAK
Yalnız başparmağı ayrı, diğer dört parmağı bir örülmüş yün eldiven. Kola geçirilen işaretli bağ, pazubent. Kadınların dirseklerine kadar taktıkları basmadan yapılmış olan süs eşyası. Koltuk veya iskemlenin kol konacak parçası. Ceket veya gömlek kollarının kirlenmesine engel olmak için bilekten dirseğe kadar geçirilen eğreti kolluk. Zırhın kola geçirilen parçası.
KOLTUK
Omuz başının altında, kolun gövde ile birleştiği yer. Yapıcılıkta yan destek. Koltuklama ya da koltuklanma. Mısır ve buğday fidesinin yanlarından çıkan filizler. Yüksek mevki, makam. Kenar, tenha yer. Demirledikten sonra gemiyi iskeleye, rıhtıma veya başka bir gemiye bağlayan ip. Kol dayayacak yerleri olan geniş ve rahat sandalye. Kayırma, destek. Genelev. Eski düğünlerde damatla gelinin eve girerken konuklar arasından kol kola geçmeleri töreni.
KOLTUKÇU
Koltuk yapan ya da satan kimse. Düğünlerde ev düzenlenmesine yardım edip gelinle damada destek olan kimse. Eski ev eşyası alıp satan kimse. Yüze karşı övmeyi huy edinmiş kimse. Koltuğunun altına elbise ve halı atıp sokak sokak dolaştırarak satan kimse. Koltuk meyhanesi işleten kimse.
ÇANGAL
Ayakta güreşirken karşı güreşçinin koltuğu altından bir kolu sokarak bir ayakla o güreşçinin bir bacağına çengel taktıktan sonra onu öne doğru eğip başı üzerinden atma oyunu. Dallı budaklı ağaç. Fasulye sırığı, sırık.
DİRSEKLİK
Koltuk, kanepe vb.nde dirsekleri dayamaya elverişli bölüm. Ceket kolunun dirsek bölümünü korumak veya yamamak için kullanılan (kumaş vb.). Dirsek olarak kullanılmaya uygun olan (ağaç, boru vb.).
ÇAPRAZ
Eğik olarak birbiriyle kesişen. Eğik bir biçimde. Karşı tarafın yanı. İki taraflı, karşılıklı. Güreşte rakibin koltuk altından kol geçirip sarma oyunu. Kopça, düğme. Bir tür olta iğnesi.
KANEPE
Birkaç kişinin oturabileceği genişlikte koltuk, çekyat. Genellikle çay ve kokteyller için hazırlanan, peynir, sucuk, salam vb. şeylerle süslenen çok küçük ekmek.
ÇEKYAT
Gerektiğinde açılıp yatak durumuna getirilebilen koltuk, kanepe.
BERJER
Arkası kabarık ve yüksek, oturacak yeri geniş koltuk.
KAZKANADI
Güreşte hasmı arkadan ve yandan sarıp başını koltuk altına alarak elleri koltukları altından geçirdikten sonra sırtında veya ensesinde birleştirme biçimindeki oyun. Meydanın ortasından çekilerek düşmanın orta bölüme girmesi sağlandıktan sonra sağ ve sol kanatların düşmanı çember içine almasıyla yapılmış olan bir savaş taktiği.
HOPLATMAK
Hoplamasını sağlamak. Çocuğu koltuklarından tutup hafifçe havaya fırlatarak eğlendirmek.
AKAR
Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk, akaret. Halı, koltuk, yatak vb. yerlerde ve nemli ortamlarda yaşayan, astıma yol açabilen, insan vücudundan dökülen deri tozlarıyla ve parçacıklarıyla beslenen bir tür canlı. Sıvı, mai, likit.
FİTİL
Lambada, kandilde ve mumda yağın, çakmakta benzinin yanmasını sağlayan, türlü biçimlerde bükülmüş veya dokunmuş pamuktan yapılmış olan genellikle yağ çekici madde. 0,0125 gram olan ağırlık ölçü birimi. Yollu bir biçimde dokunmuş kumaş. Derin yaraların tedavisinde, yara içine salınan steril gazlı bez şeridi. Elli kâğıtla oynanan ve en az sayısı olanın kazanması kuralına dayanan bir iskambil oyunu. Eskiden topları ve şimdi lağımları ateşlemekte kullanılan kaytan biçiminde tutuşturucu madde. Kumaşın altına kaytan biçiminde bükülmüş bir şey koyup üstten dikerek yapılmış olan kabartma yol. Anüse konulan donmuş yağ kıvamında ve koni biçiminde ilaç. Koltuk, sandalye vb. oturulan eşyanın yapımında dikiş veya çivileri gizlemekte kullanılan şerit.
KOL
İnsan vücudunda omuz başından parmak uçlarına kadar uzanan bölüm. İş takımı, ekip, grup. Bir halat oluşturan bükülmüş lif demetlerinden her biri. Bazı çalgıların elle tutulan sap bölümü. Bir şeyin ayrıldığı bölümlerden her biri, dal, kısım, şube, branş. Giyside vücudun bu bölümünü saran parça. Koyun, dana, kuzu vb.nde ön ayağın üst bölümü. Ağaçlarda gövdeden ayrılan kalın dal. Makinelerde tutup çevirmeye, çekmeye yarayan ağaç veya metal parça. Koltuk, divan vb.nin yan tarafında bulunan dayanmaya yarayan parça. Dizi, düzen. Kanat. Karakol.
DÖŞEMELİK
Yapılarda tabana döşemek için kullanılan (gereç). Kanepe, koltuk vb.nin kaplanmasına elverişli (kumaş).
DÖŞEMECİ
Döşeme yapan kimse. Perde, koltuk, kanepe vb. satan veya onaran kimse.