OKAL ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "okal" olan, toplam 3 adet kelime bulunmaktadır. okal ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu okal ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde okal olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

9 harfli kelimeler

OKALİPTOL, OKALİPTÜS

4 harfli kelimeler

OKAL

Bazı kelimelerin anlamları

OKAL

"Okunu al, savaşa hazırlan" anlamında kullanılan bir isim".

OKALİPTÜS

Mersingillerden, asıl yurdu Avustralya olan, boyu 100 metreyi aşabilen, toprağın suyunu çekerek yerin bataklık duruma gelmesini önleyen bir ağaç (Eucalyptus globulus).. Yapraklarında bulunan tanenden dolayı içeriden sürgün önleyici, idrar yolları antiseptiği, öksürük dindirici ve balgam söktürücü olarak kullanılan mersingiller familyasından bir ağaç, sıtma ağacı.

OKALİPTOL

Sineol.

  -   -   -  

Anlamında OKAL bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde OKAL geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DELOKALİZE

Bir bölgeye yayılmış. Ör. delokalize elektronlar, bir molekülde bir çok atom üzerine yayılmış durumda olan elektronlar.

KALSİTONİN

Tiroit bezi tarafından salgılanan, kemiklerde kalsiyum depolanmasını hızlandırarak, hücre dışı sıvılardaki kalsiyum miktarını düşüren bir polipeptit hormon. Tiroit bezi tarafından salgılanan, kemiklerde kalsiyum depolanmasını hızlandıran bir hormon. Tiroit bezinin parafoliküler hücre veya C hücreleri tarafından salgılanan, kemiklerde kalsiyum depolanmasını hızlandırarak hücre dışı sıvılardaki kalsiyum miktarını düşüren bir hormon, tirokalsitonin. Son yıllarda özellikle somon balığından elde edilen ve osteoporozun tedavisinde kullanılan ve ana etkisi kalsiyumun kemiklerden salınımını engellemek olan hormon yapılı ilaç.

SITMAAĞACI

Okaliptüs ağacı.

LOKALİZE

"Yerini ve niteliğini belirlemek, sınırlamak" anlamındaki lokalize etmek , "yeri ve niteliği belirlenmek, sınırlanmak" anlamındaki lokalize olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz.

YEREL

Yöresel. Sınırlı bir yerle ilgili olan, lokal. Gözlem yerine veya gözlemcinin bulunduğu yere göre tanımlanan.

ODAKSAL

Bir odağa ilişkin, belli bir yerde oluşmuş, belli bir bölgede kalan, sınırları belli, fokal, lokal.

ÜNLÜ

Ün salmış olan, şöhretli, meşhur, şanlı, namlı, namdar, anlı şanlı. Ses yolunda bir engele çarpmadan çıkan ses, sesli, sesli harf, vokal: a, e, ı, i, o, ö, u, ü.

MERSİNGİLLER

İki çeneklilerden, mersin, karanfil, okaliptus gibi yaprakları almaşık, çiçekleri genel olarak talkım durumunda bulunan, güzel kokulu bitkileri içine alan bir familya.

KOALA

Avustralya'da yaşayan, okaliptüs yapraklarıyla beslenen, yaklaşık 80 santimetre boyunda, otçul, kuyruksuz, keseli, tüyleri soluk boz veya sarımsı renkte olan bir memeli türü (Phascolarctos cinereus)..

KUADRİVALENT

Heterozigot resiprokal translokasyon taşıyan bir bireyde dört homolog kromozomun mayozda bir araya gelmesi ile oluşan yapı.

MİYASTENİ

Yangı, distrofi veya merkezi veya çevresel sinirlerde herhangi bir patolojik değişim bulunmaksızın, iskelet kaslarının geçici ve geriye dönüşümlü zayıflığı. Hipokalsemi, hipoglisemi, hipofosfotemi ve kimi bitkisel zehirlenmeler evcil hayvanlardaki miyasteni örnekleridir.

DERNEKEVİ

Bir dernek veya kuruluşun üyelerinin buluşmaları için ayrılmış yer, lokal.

DİLÇİK

Kolay ve inandırıcı konuşan. Çok konuşan. Av köpeklerinin dillerinde olan bir hastalık. Kuş, fare ve benzerleri hayvanları yakalamak için kullanılan kapanların emniyet düzeni. Kemer ve ayakkabı tokalarındaki madeni dil şeklindeki çıkıntı.

METATİP

Holotip ile aynı lokaliteden toplanıp holotiple karşılaştırılarak tanımlanan örnek, orijinal tanımı yapan araştırıcı tarafından tip lokalitesinden toplanan örnek. Holotiple aynı lokaliteden toplanıp, holotiple karşılaştırılarak tanımlanan örnek.

YÖRESEL

Belli bir yöre ile ilgili, yerel, mahallî, mevzii, lokal. Belli bir yöreye özgü.

ORDUEVİ

Kara, deniz ve hava subay ve astsubaylarının buluştukları, sosyal gereksinimlerini karşılayabilecek biçimde yapılmış lokal veya yapı.

GARİPDOS

Okaliptüs.

HAMARTOM

Normal yapılı dokuların yer olarak uygun olmayan lokalizasyonlarda bulunması sonucu oluşan tümör benzeri yapılış bozukluğu. Doku elemanlarının normal dışı dağılımı veya doku elemanlarından birinin oranında görülen anormallikle belirgindir. Hamartomun bileşenleri koristomdan farklı olarak normal lokalizasyondadır.

TOKALAŞMA

Tokalaşmak işi.

İDEOTİP

Tip lokalitesi dışında bir yerden toplanıp tip örneği ile karşılaştırılarak teşhis edilen örnek.