Sonu ODU ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "odu" olan, toplam 9 adet kelime bulunmaktadır. Sonu odu ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında odu olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde odu olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

8 harfli kelimeler

DEDİKODU

7 harfli kelimeler

GÜNDODU

4 harfli kelimeler

CODU, GODU, HODU, KODU, MODU, TODU

3 harfli kelimeler

ODU

Bazı kelimelerin anlamları

ODU

Oldu. Yani. Oda.

DEDİKODU

Başkalarını çekiştirmek ve kınamak üzere yapılmış olan konuşma, kov, gıybet, kılükal.

MODU

Hayvanları dürtmek için kullanılan ucu çivili değnek ya da değneğin ucundaki çivi, nodul.

GÜNDODU

Ay çiçeği.

HODU

Üzüm ezmeye yarayan tahta tekne. Hatır gönül dinlemeden konuşan, tok sözlü kişi. İçindeki palamutlu suda deri kaynatılan ağaç sandık. (Yalvaç Isparta).

GODU

Kapı, ev: Godu godu gezer.

KODU

Püskül.

TODU

Su kıyılarında yetişen küçük ağaçların oluşturduğu orman.

CODU

Su kabı.

  -   -   -  

Anlamında ODU bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ODU geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ANZAROT

Sıcak ülkelerde yetişen bodur bir ağaç (Sarcocolla). Alkollü içecek. Bu ağacın yara tedavisinde kullanılan reçinesi.

BALTALIK

Sık sık kesimi yapılmış olan orman. Bir köyün odun gereksinimini sağlamasına izin verilen koruluk veya orman bölgesi.

BREZİL

Baklagillerden, bazı ağaçların kırmızı boya çıkarılan odunu.

DECCAL

Yalancı, fesat, dedikoducu (kimse). Dinî inanışlara göre kıyamete yakın bir zamanda ortaya çıkacak olan yalancı ve kötü yaradılışlı kimse.

BALTACI

Balta yapan ya da satan kimse. Yangın söndürme kuruluşlarında balta kullanan er, baltalı. Önceleri sefer sırasında çalılık ve ormanlık yerleri temizlemek, yol açmak, çadırları kurup kaldırmak, yükleri bindirip indirmekle, sonraları kızlar ağasına bağlı olarak sarayı korumak ve sarayın dış hizmetlerini yapmakla görevli kimse, baltalı. Odun kırıcı.

DAMAR

Canlı varlıklarda kanın veya besleyici sıvıların dolaştığı kanal. Mermerde, bazı taşlarda ve tahta kesitlerinde renk ayrılığı gösteren dalgalı çizgi. İçinde ongun besi suyunun dolaştığı odunsu dokudan boru. Başka türden katmanların arasında bulunan sıvı, maden veya mineral katmanı. Böceklerde kanat zarını dik tutmaya yarayan organ. Huy. Soy, yaradılış.

AKSEDİR

Kaplaması mobilyacılıkta kullanılan, açık kahverengi öz odunlu olan bir ağaç (Thuya occidentalist).

ÇATMAK

Odun, değnek, kılıç, tüfek vb. uzun şeylerden birkaç tanesini, tepelerinden birbirine çaprazlama dayayarak durdurmak. Bir şeyi yapmak için gerekli parçaları bir araya getirmek. Yazıyla ya da sözle sataşmak. Üzücü, kızdırıcı veya şaşırtıcı olaylarla karşılaşmak. Başa yemeni, çatkı, yazma vb.ni bağlamak. Kereste vb.ni birbirine tutturmak. Yükü hayvana iki yanlı yüklemek. Rastlamak, karşılaşmak. Gemiler birbirine çarpmak.

ÇEKİ

Tartı. Odun, kireç vb. ağır ve kaba şeyleri tartmakta kullanılan, 225,978 kilogram olan ağırlık ölçü birimi. Kadınların başlarına bağladıkları örtü. Üzüntü, sıkıntı.

BODURLAŞMAK

Bodur duruma gelmek.

ALIÇ

Hünnapgillerden, kırlarda kendiliğinden yetişen, hekimlikte ve boyacılıkta kullanılan, sert odunlu bir ağaç, gövem eriği, geyik dikeni, akdiken (Crataegus monogyna). Bu ağacın mayhoş yemişi.

AĞAÇ

Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan. Tahta, kereste.

CEHRİ

Kök boyasıgillerden, meyve, kabuk veya odunundan güzel kırmızı renk elde edilen bir kök (Rhamnus infectorius).

BODURLUK

Bodur olma durumu.

BARDAK

Su vb. şeyleri içmek için kullanılan, genellikle camdan yapılmış olan kap. Boduç, çamçak. Toprak testi. Bu kabın alacağı miktarda olan.

BACAKSIZ

Bacağı olmayan. Bacakları kısa olan, kısa boylu, bodur. Yaramaz. Yaşından büyük işlere kalkışan çocuklara söylenen bir söz.

BÖLME

Bölmek işi, ayırma, parçalama, taksim. Cins kavramlarını tür, alt tür kavramlarına ayırma işi. Büyük bir yeri, alanı küçük oda veya kısımlara ayıran ince duvar veya tahta perde. Kalın ağaç gövdesinden odun veya tekne yapmak için ayrılan tomruk. Gemilerin içinde, su baskını, yangın vb. durumlarda, ara kapılar kapandığında arızanın veya hasarın yayılmasını önlemek için kullanılan birbirlerinden ayrılmış yerler. Salon, oda, sofa vb. büyük bir yerden ayrılmış daha küçük yer. Dört işlemden biri, taksim.

BİTKİ

Bulunduğu yere kök vb. organlarıyla tutunan, çoğunlukla fotosentez sonucu yaşam için gerekli bileşenleri oluşturan, birçoğu spor veya tohum aracılığıyla döl vererek çoğalan bir veya çok yıllık, otsu, odunsu canlıların genel adı, nebat.

ÇITAK

Dağda yaşayan ve geçimini odun satarak sağlayan. Kaba, huysuz, kavgacı.

BAKAM

Baklagillerden, odunundan kırmızı boya çıkarılan bir ağaç (Haematoxylon campechianum).