ODU ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "odu" olan, toplam 24 adet kelime bulunmaktadır. odu ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu odu ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde odu olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

ODUNNAMADAN

10 harfli kelimeler

ODUNPAZARI, ODUNBOĞAZI, ODUNLAŞMAK

9 harfli kelimeler

ODUNCULAR, ODUNCULUK, ODUNÇİLIH, ODUNLAŞMA

8 harfli kelimeler

ODUNUMSU, ODUNEŞŞE, ODUNHORU, ODUNKORU

7 harfli kelimeler

ODUKMAK, ODUNLUK, ODUNCUL

6 harfli kelimeler

ODUNCU, ODUNSU, ODURGİ, ODURHA

5 harfli kelimeler

ODURA

4 harfli kelimeler

ODUN, ODUL, ODUŞ

3 harfli kelimeler

ODU

Bazı kelimelerin anlamları

ODU

Oldu. Yani. Oda.

ODUNLAŞMA

Bazı bitki hücrelerinde odun özü denilen bir kimyasal madde alarak odunsu bir duruma girmeleri olayı. Kabalaşma.

ODUNLUK

Odun konulan yer. Kabalık, anlayışsızlık. Odun durumuna getirilip yakılmaya elverişli (ağaç).

ODUNÇİLIH

Odunculuk.

ODUNBOĞAZI

Ankara kenti, Şereflikoçhisar belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

ODUNLAŞMAK

Bitkiler odun durumuna gelmek. Kabalaşmak.

ODUNHORU

Dizilmiş odun yığını.

ODUNKORU

Büyük odunluk. Dizilmiş odun yığını. Ormanlık.

ODUNEŞŞE

Üzerine odun konulan büyük, demir sacayak.

ODUNCULUK

Odun kesme ve satma işi.

ODUNCULAR

Bitlis ilinde, Güroymak belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

ODUNPAZARI

Eskişehir şehrinde, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.

ODUNNAMADAN

Kırıcı ve kaba konuşma.

ODUNCUL

Odunla beslenen böcek.

ODUKMAK

Süt emen kuzu ve oğlak ot yemeye başlamak.

ODUNUMSU

Odunsu.

  -   -   -  

Anlamında ODU bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ODU geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BREZİL

Baklagillerden, bazı ağaçların kırmızı boya çıkarılan odunu.

BARDAK

Su vb. şeyleri içmek için kullanılan, genellikle camdan yapılmış olan kap. Boduç, çamçak. Toprak testi. Bu kabın alacağı miktarda olan.

ALIÇ

Hünnapgillerden, kırlarda kendiliğinden yetişen, hekimlikte ve boyacılıkta kullanılan, sert odunlu bir ağaç, gövem eriği, geyik dikeni, akdiken (Crataegus monogyna). Bu ağacın mayhoş yemişi.

BALTACI

Balta yapan ya da satan kimse. Yangın söndürme kuruluşlarında balta kullanan er, baltalı. Önceleri sefer sırasında çalılık ve ormanlık yerleri temizlemek, yol açmak, çadırları kurup kaldırmak, yükleri bindirip indirmekle, sonraları kızlar ağasına bağlı olarak sarayı korumak ve sarayın dış hizmetlerini yapmakla görevli kimse, baltalı. Odun kırıcı.

ÇATMAK

Odun, değnek, kılıç, tüfek vb. uzun şeylerden birkaç tanesini, tepelerinden birbirine çaprazlama dayayarak durdurmak. Bir şeyi yapmak için gerekli parçaları bir araya getirmek. Yazıyla ya da sözle sataşmak. Üzücü, kızdırıcı veya şaşırtıcı olaylarla karşılaşmak. Başa yemeni, çatkı, yazma vb.ni bağlamak. Kereste vb.ni birbirine tutturmak. Yükü hayvana iki yanlı yüklemek. Rastlamak, karşılaşmak. Gemiler birbirine çarpmak.

BODURLUK

Bodur olma durumu.

ÇEKİ

Tartı. Odun, kireç vb. ağır ve kaba şeyleri tartmakta kullanılan, 225,978 kilogram olan ağırlık ölçü birimi. Kadınların başlarına bağladıkları örtü. Üzüntü, sıkıntı.

ANZAROT

Sıcak ülkelerde yetişen bodur bir ağaç (Sarcocolla). Alkollü içecek. Bu ağacın yara tedavisinde kullanılan reçinesi.

BÖLME

Bölmek işi, ayırma, parçalama, taksim. Cins kavramlarını tür, alt tür kavramlarına ayırma işi. Büyük bir yeri, alanı küçük oda veya kısımlara ayıran ince duvar veya tahta perde. Kalın ağaç gövdesinden odun veya tekne yapmak için ayrılan tomruk. Gemilerin içinde, su baskını, yangın vb. durumlarda, ara kapılar kapandığında arızanın veya hasarın yayılmasını önlemek için kullanılan birbirlerinden ayrılmış yerler. Salon, oda, sofa vb. büyük bir yerden ayrılmış daha küçük yer. Dört işlemden biri, taksim.

DAMAR

Canlı varlıklarda kanın veya besleyici sıvıların dolaştığı kanal. Mermerde, bazı taşlarda ve tahta kesitlerinde renk ayrılığı gösteren dalgalı çizgi. İçinde ongun besi suyunun dolaştığı odunsu dokudan boru. Başka türden katmanların arasında bulunan sıvı, maden veya mineral katmanı. Böceklerde kanat zarını dik tutmaya yarayan organ. Huy. Soy, yaradılış.

BODURLAŞMAK

Bodur duruma gelmek.

ÇITAK

Dağda yaşayan ve geçimini odun satarak sağlayan. Kaba, huysuz, kavgacı.

AKSEDİR

Kaplaması mobilyacılıkta kullanılan, açık kahverengi öz odunlu olan bir ağaç (Thuya occidentalist).

BİTKİ

Bulunduğu yere kök vb. organlarıyla tutunan, çoğunlukla fotosentez sonucu yaşam için gerekli bileşenleri oluşturan, birçoğu spor veya tohum aracılığıyla döl vererek çoğalan bir veya çok yıllık, otsu, odunsu canlıların genel adı, nebat.

AĞAÇ

Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan. Tahta, kereste.

BACAKSIZ

Bacağı olmayan. Bacakları kısa olan, kısa boylu, bodur. Yaramaz. Yaşından büyük işlere kalkışan çocuklara söylenen bir söz.

CEHRİ

Kök boyasıgillerden, meyve, kabuk veya odunundan güzel kırmızı renk elde edilen bir kök (Rhamnus infectorius).

BALTALIK

Sık sık kesimi yapılmış olan orman. Bir köyün odun gereksinimini sağlamasına izin verilen koruluk veya orman bölgesi.

BAKAM

Baklagillerden, odunundan kırmızı boya çıkarılan bir ağaç (Haematoxylon campechianum).

DECCAL

Yalancı, fesat, dedikoducu (kimse). Dinî inanışlara göre kıyamete yakın bir zamanda ortaya çıkacak olan yalancı ve kötü yaradılışlı kimse.