Kelimeler arşivi içinde; başında "odu" olan, toplam 24 adet kelime bulunmaktadır. odu ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu odu ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde odu olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ODUNNAMADAN
ODUNPAZARI, ODUNBOĞAZI, ODUNLAŞMAK
ODUNCULAR, ODUNCULUK, ODUNÇİLIH, ODUNLAŞMA
ODUNUMSU, ODUNEŞŞE, ODUNHORU, ODUNKORU
ODUKMAK, ODUNLUK, ODUNCUL
ODUNCU, ODUNSU, ODURGİ, ODURHA
ODURA
ODUN, ODUL, ODUŞ
ODU
ODU
Oldu. Yani. Oda.
ODUNEŞŞE
Üzerine odun konulan büyük, demir sacayak.
ODUNPAZARI
Eskişehir şehrinde, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.
ODUNNAMADAN
Kırıcı ve kaba konuşma.
ODUNLUK
Odun konulan yer. Kabalık, anlayışsızlık. Odun durumuna getirilip yakılmaya elverişli (ağaç).
ODUNCULAR
Bitlis ilinde, Güroymak belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
ODUNLAŞMA
Bazı bitki hücrelerinde odun özü denilen bir kimyasal madde alarak odunsu bir duruma girmeleri olayı. Kabalaşma.
ODUNKORU
Büyük odunluk. Dizilmiş odun yığını. Ormanlık.
ODUNBOĞAZI
Ankara kenti, Şereflikoçhisar belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
ODUNCUL
Odunla beslenen böcek.
ODUNCULUK
Odun kesme ve satma işi.
ODUNLAŞMAK
Bitkiler odun durumuna gelmek. Kabalaşmak.
ODUNUMSU
Odunsu.
ODUKMAK
Süt emen kuzu ve oğlak ot yemeye başlamak.
ODUNHORU
Dizilmiş odun yığını.
ODUNÇİLIH
Odunculuk.
Bu bölümde tanımı içerisinde ODU geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BALTACI
Balta yapan ya da satan kimse. Yangın söndürme kuruluşlarında balta kullanan er, baltalı. Önceleri sefer sırasında çalılık ve ormanlık yerleri temizlemek, yol açmak, çadırları kurup kaldırmak, yükleri bindirip indirmekle, sonraları kızlar ağasına bağlı olarak sarayı korumak ve sarayın dış hizmetlerini yapmakla görevli kimse, baltalı. Odun kırıcı.
AĞAÇ
Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan. Tahta, kereste.
BARDAK
Su vb. şeyleri içmek için kullanılan, genellikle camdan yapılmış olan kap. Boduç, çamçak. Toprak testi. Bu kabın alacağı miktarda olan.
DAMAR
Canlı varlıklarda kanın veya besleyici sıvıların dolaştığı kanal. Mermerde, bazı taşlarda ve tahta kesitlerinde renk ayrılığı gösteren dalgalı çizgi. İçinde ongun besi suyunun dolaştığı odunsu dokudan boru. Başka türden katmanların arasında bulunan sıvı, maden veya mineral katmanı. Böceklerde kanat zarını dik tutmaya yarayan organ. Huy. Soy, yaradılış.
BODURLUK
Bodur olma durumu.
ALIÇ
Hünnapgillerden, kırlarda kendiliğinden yetişen, hekimlikte ve boyacılıkta kullanılan, sert odunlu bir ağaç, gövem eriği, geyik dikeni, akdiken (Crataegus monogyna). Bu ağacın mayhoş yemişi.
ÇATMAK
Odun, değnek, kılıç, tüfek vb. uzun şeylerden birkaç tanesini, tepelerinden birbirine çaprazlama dayayarak durdurmak. Bir şeyi yapmak için gerekli parçaları bir araya getirmek. Yazıyla ya da sözle sataşmak. Üzücü, kızdırıcı veya şaşırtıcı olaylarla karşılaşmak. Başa yemeni, çatkı, yazma vb.ni bağlamak. Kereste vb.ni birbirine tutturmak. Yükü hayvana iki yanlı yüklemek. Rastlamak, karşılaşmak. Gemiler birbirine çarpmak.
DECCAL
Yalancı, fesat, dedikoducu (kimse). Dinî inanışlara göre kıyamete yakın bir zamanda ortaya çıkacak olan yalancı ve kötü yaradılışlı kimse.
BODURLAŞMAK
Bodur duruma gelmek.
BAKAM
Baklagillerden, odunundan kırmızı boya çıkarılan bir ağaç (Haematoxylon campechianum).
CEHRİ
Kök boyasıgillerden, meyve, kabuk veya odunundan güzel kırmızı renk elde edilen bir kök (Rhamnus infectorius).
BREZİL
Baklagillerden, bazı ağaçların kırmızı boya çıkarılan odunu.
BACAKSIZ
Bacağı olmayan. Bacakları kısa olan, kısa boylu, bodur. Yaramaz. Yaşından büyük işlere kalkışan çocuklara söylenen bir söz.
BALTALIK
Sık sık kesimi yapılmış olan orman. Bir köyün odun gereksinimini sağlamasına izin verilen koruluk veya orman bölgesi.
ÇEKİ
Tartı. Odun, kireç vb. ağır ve kaba şeyleri tartmakta kullanılan, 225,978 kilogram olan ağırlık ölçü birimi. Kadınların başlarına bağladıkları örtü. Üzüntü, sıkıntı.
BİTKİ
Bulunduğu yere kök vb. organlarıyla tutunan, çoğunlukla fotosentez sonucu yaşam için gerekli bileşenleri oluşturan, birçoğu spor veya tohum aracılığıyla döl vererek çoğalan bir veya çok yıllık, otsu, odunsu canlıların genel adı, nebat.
BÖLME
Bölmek işi, ayırma, parçalama, taksim. Cins kavramlarını tür, alt tür kavramlarına ayırma işi. Büyük bir yeri, alanı küçük oda veya kısımlara ayıran ince duvar veya tahta perde. Kalın ağaç gövdesinden odun veya tekne yapmak için ayrılan tomruk. Gemilerin içinde, su baskını, yangın vb. durumlarda, ara kapılar kapandığında arızanın veya hasarın yayılmasını önlemek için kullanılan birbirlerinden ayrılmış yerler. Salon, oda, sofa vb. büyük bir yerden ayrılmış daha küçük yer. Dört işlemden biri, taksim.
ÇITAK
Dağda yaşayan ve geçimini odun satarak sağlayan. Kaba, huysuz, kavgacı.
ANZAROT
Sıcak ülkelerde yetişen bodur bir ağaç (Sarcocolla). Alkollü içecek. Bu ağacın yara tedavisinde kullanılan reçinesi.
AKSEDİR
Kaplaması mobilyacılıkta kullanılan, açık kahverengi öz odunlu olan bir ağaç (Thuya occidentalist).