Kelimeler arşivi içinde; sonunda "odak" olan, toplam 7 adet kelime bulunmaktadır. Sonu odak ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında odak olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde odak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ODAK
Bir ışık veya ısı kaynağından yayılan ışınların toplandığı yer, mihrak, fokus. Herhangi bir düşüncede, nitelikte olan kimselerin kaynağı veya bir şeyin toplandığı, yoğunlaştığı yer, mihrak.
HEMODAK
Bir veya iki odağı aynı olan, birodak. Şekildeki A noktası üç elipsin herbirinin bir odağıdır.
GODAK
Eşek yavrusu, sıpa. Tay, at yavrusu. Erkeklerin cinsiyet organı. Taştan yapılmış enek, bilye. Kısa (boy için).
BODAK
Orta büyüklükte manda yavrusu, yeni doğmuş manda yavrusu. Boğa. Dişi arı. Ayı yavrusu. Küçük balık ağı.
SODAK
Tatlı su levreği.
HODAK
Sığır çobanı. Çiftçi yamağı, erkek hizmetçi. Kağnılarda boyunduruğun gerisinde, öküzün boynuna oturup öküzü süren çocuk. Hayvanlara bakan uşak, sığırtmaç. Değnekle oynanan bir çeşit oyun. Çam kozalağı. Topaç. Kağnıların baş tarafının altına konan ve karaçavu tutan ağaç yastık. Yarım küre biçimindeki küçük çörek.
KODAK
Küçük çivi. Eşek yavrusu, sıpa. Yavru katır. Ayı yavrusu. Dul kadının ikinci kocasının yanına götürdüğü çocuk. Evlilik dışı dünyaya gelen çocuk. Bir buçuk okkalık tahıl ölçeği. Oniki, onbeş yaşları arasında çiftçi yamağı erkek çocuk. Birinin arkasından giden, birini izleyen kişi. Sığınak, ev. Çuval gibi örülmüş, küçük tahıl ya da azık torbası. Erkeklik bezi, haya. Manda yavrusu, malak. Annesinin yanından ayrılmayan çocuk.
Bu bölümde tanımı içerisinde ODAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
MİHRAK
Odak.
ODAKLAŞMAK
Bir ışık demeti veya elektron akışı bir noktada toplanmak. Odaklanmak. Odak durumuna gelmek.
HİPERBOL
Bir düzlem üzerinde odak adı verilen iki durağan noktadan uzaklıklarının farkı durağan noktaların birleştirilmesiyle elde edilen eğri.
ODAKLAMA
Odaklamak işi, fokuslama.
PARABOL
Bir düzlemin odak denen sabit bir noktadan ve doğrultman denen sabit bir doğrudan eşit uzaklıktaki noktalarının geometrik yeri, yarı kübik.
ODAKLAŞTIRMA
Odaklaştırmak işi.
ODAKLANMAK
Odaklama işine konu olmak, fokuslanmak. Belli bir noktada, yerde veya olguda toplanmak, odaklaşmak.
ODAKLAMAK
İyi görüntü elde etmek, görüntüyü tam odak noktasına düşürmek için alıcı merceğini düzenlemek, fokuslamak.
TELESKOP
Sonsuzdaki bir nesnenin gerçek görüntüsünü, içbükey bir aynadan yapılmış merceğinin odak düzleminde veren ve gök bilimiyle ilgili gözlemlerde kullanılan optik aygıt, gözlemci, ırakgörür.
ODAKLAŞTIRMAK
Bir ışık demetini veya elektron akışını bir noktaya toplamak. Odak durumuna getirmek.
DÖNÜ
Koşu yolunda, her bir dönüşe verilen ad. Genellikle 400 m. olur. Birinci gelecek güreşçiyi seçmek için, karşılaşmalarda, aynı kilodaki güreşçiler arasında, yenilenlerin elenmesini sağlamak üzere yapılan güreş dizisi. Bir üst duruma geçecek kılıçoyuncularının belli olması için , her basamakta yinelenen küme içi yarışmalarına katılan yarışmacıların yer aldıkları, eşit değerdeki kümelerden oluşan birlik. Temel parçacıkların ya da çekirdeğin açısal devinim büyüklüğünü belirtmekte kullanılan ve yüklerin parçacık ekseni çevresinde dönmesine ilişkin bir nitelik. Birçok keseklerden meydana gelen bir koşuğun her keseğine denir. Yarışlıkta yapılan yarışlarda, her bir dönüşe verilen ad. Yarışma ve karşılaşmaların sayı, zaman ya da mesafelere göre tekrarlanan birimleri. Tövbe.
ODAKLAŞMA
Odaklaşmak durumu.
KİLİTLENMEK
Kilitleme işi yapılmak. Odaklanmak. Çalışmaz hâle gelmek. Fiziksel, ruhsal vb. nedenlerle hareket edemez, kıpırdayamaz duruma gelmek.
ŞAŞILIK
Şaşı olma durumu. Göz kaslarının kasılması sırasında eş güdüm bozukluğu dolayısıyla gözlerin aynı noktaya odaklanmaması, görüntünün ağ tabaka üzerine uygun noktaya düşmemesi durumu.
TELEOBJEKTİF
Uzaktaki cisimlerin çok yakın görüntülerinin elde edilmesini sağlayan, çok uzun odaklı mercek türü.
ODAKLANMA
Odaklanmak işi, fokuslanma.
ASTİGMATLIK
Astigmat olma durumu. Optik eksenden uzakta bulunan bir noktanın görüntüsünün, eksenden uzaklaştıkça nokta olarak değil doğru, elips, çember, ilkine dikey doğru olarak görünmesi biçiminde ortaya çıkan bir mercek kusuru. Gözün bütün çaplarında aynı refraksiyon özelliğini taşımaması nedeniyle göze gelen ışınların belirli bir noktada odak oluşturamaması sonucu görüşte netlik oluşmaması, astigmatizm.
ODAKLAYICI
Alıcısının çalıştırılması sırasında odaklamayı gerçekleştiren alıcı yönetmeni yardımcısı.
SAPINÇ
Özel bir görevin normal sonucuna ulaşmasına engel olan sapıklık, aberasyon. Bir mercek, ayna veya optik dizgenin odaklama özelliklerindeki yanlış, aberasyon. Işık hızının sonlu olmasından dolayı bir gök cisminin görünen konumu ile gerçek konumu arasındaki fark, aberasyon.
BULAMKLAŞTIRMA
Konunun odak dışı kılınmasıyla görüntüye bulanık bir görünüş sağlama.