İçinde ODAK geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "odak" olan, toplam 40 tane kelime bulunuyor. İçerisinde odak bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu odak ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında odak olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

SPERMATODAKTİL, ODAKLAYABİLMEK, ODAKLANABİLMEK

13 harfli kelimeler

PERİSSODAKTİL, ODAKLAYABİLME, ODAKLANABİLME, ODAKLAŞTIRMAK, ODAKLANDIRMAK, ANKİLODAKTİLİ

12 harfli kelimeler

KLİNODAKTİLİ, JİRODAKTİLOZ, MİKRODAKTİLİ, EKTRODAKTİLİ, ODAKLANDIRMA, ODAKLAŞTIRMA, ŞİSTODAKTİLİ

11 harfli kelimeler

MONODAKTİLİ, PERODAKTİLİ

10 harfli kelimeler

KODAKLAMAK, ODAKLANMAK, ODAKLAŞMAK, ODAKLAYICI

9 harfli kelimeler

ODAKLAMAK, ODAKLANMA, ODAKÖLÇÜM, ODAKÖLÇER, ODAKLAŞMA

8 harfli kelimeler

ODAKLAMA

7 harfli kelimeler

HEMODAK, ODAKSAL, HODAKÇI

6 harfli kelimeler

ODAKLA, ODAKÖY, ODAKTA

5 harfli kelimeler

BODAK, GODAK, HODAK, SODAK, KODAK

4 harfli kelimeler

ODAK

Bazı kelimelerin anlamları

ODAK

Bir ışık veya ısı kaynağından yayılan ışınların toplandığı yer, mihrak, fokus. Herhangi bir düşüncede, nitelikte olan kimselerin kaynağı veya bir şeyin toplandığı, yoğunlaştığı yer, mihrak.

EKTRODAKTİLİ

Ön bacaklarda bir veya birden fazla parmağın yokluğu. Baskın bir gen sorumludur, kedilerde çift, köpeklerde ise daima tek taraflı olarak gelişir.

ODAKLAŞTIRMA

Odaklaştırmak işi.

ODAKLANABİLMEK

Odaklanma imkânı olmak.

JİRODAKTİLOZ

Monogenea sınıfına ait Gyrodactylus cinsi parazitlerin alabalıkların solungaç filamentlerinde hasara neden olduğu bir hastalık.

PERİSSODAKTİL

Tek parmaklı.

ANKİLODAKTİLİ

Parmak yapışması.

ODAKLAYABİLMEK

Odaklama imkânı veya olasılığı bulunmak.

SPERMATODAKTİL

Kimi akarlarda, erkek tarafından üretilen spermanın dişinin üçüncü ve dördüncü koksaları arasında bulunan çiftleşme keselerine aktarılmasını sağlayan şeliser modifikasyonu.

KLİNODAKTİLİ

Bir veya daha fazla parmağın, içe veya dışa doğru kıvrılması veya yön değiştirmesi, parmakların kıvrık kalması.

ODAKLANABİLME

Odaklanabilmek işi.

MİKRODAKTİLİ

Parmakların normale oranla çok küçük oluşu.

ODAKLAŞTIRMAK

Bir ışık demetini veya elektron akışını bir noktaya toplamak. Odak durumuna getirmek.

ODAKLANDIRMA

Odaklandırmak işi.

ODAKLAYABİLME

Odaklayabilmek işi.

ODAKLANDIRMAK

Odaklanma işini yaptırmak.

  -   -   -  

Anlamında ODAK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ODAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ODAKLANMA

Odaklanmak işi, fokuslanma.

EKTACHROME

ABD'deki Eastman Kodak üretimliğinin geliştirdiği tek kuşaklı, evrilir, renkli film işlemi.

HİPERBOL

Bir düzlem üzerinde odak adı verilen iki durağan noktadan uzaklıklarının farkı durağan noktaların birleştirilmesiyle elde edilen eğri.

ODAKLAŞMA

Odaklaşmak durumu.

MİHRAK

Odak.

SAPINÇ

Özel bir görevin normal sonucuna ulaşmasına engel olan sapıklık, aberasyon. Bir mercek, ayna veya optik dizgenin odaklama özelliklerindeki yanlış, aberasyon. Işık hızının sonlu olmasından dolayı bir gök cisminin görünen konumu ile gerçek konumu arasındaki fark, aberasyon.

ODAKLAMAK

İyi görüntü elde etmek, görüntüyü tam odak noktasına düşürmek için alıcı merceğini düzenlemek, fokuslamak.

PARABOL

Bir düzlemin odak denen sabit bir noktadan ve doğrultman denen sabit bir doğrudan eşit uzaklıktaki noktalarının geometrik yeri, yarı kübik.

DÖNÜ

Koşu yolunda, her bir dönüşe verilen ad. Genellikle 400 m. olur. Birinci gelecek güreşçiyi seçmek için, karşılaşmalarda, aynı kilodaki güreşçiler arasında, yenilenlerin elenmesini sağlamak üzere yapılan güreş dizisi. Bir üst duruma geçecek kılıçoyuncularının belli olması için , her basamakta yinelenen küme içi yarışmalarına katılan yarışmacıların yer aldıkları, eşit değerdeki kümelerden oluşan birlik. Temel parçacıkların ya da çekirdeğin açısal devinim büyüklüğünü belirtmekte kullanılan ve yüklerin parçacık ekseni çevresinde dönmesine ilişkin bir nitelik. Birçok keseklerden meydana gelen bir koşuğun her keseğine denir. Yarışlıkta yapılan yarışlarda, her bir dönüşe verilen ad. Yarışma ve karşılaşmaların sayı, zaman ya da mesafelere göre tekrarlanan birimleri. Tövbe.

EASTMANCOLOR

ABD'deki Eastman Kodak üretimliğinin, Kodachrome ile Ektacolor'dan geliştirdiği renkli film işlemi. (Tek taban üzerinde üç ayrı renge duyarlığı olan üç duyarkat temeline dayanır. Technicolor gibi özel bir alıcı gerektirmeyen Eastmancolor'un herhangi olağan bir 35 mm'lik alıcıda kullanılabilmesi, bu renkli film işleminin birdenbire çok yaygınlaşmasını sağlamıştır).

ODAKLANMAK

Odaklama işine konu olmak, fokuslanmak. Belli bir noktada, yerde veya olguda toplanmak, odaklaşmak.

ŞAŞILIK

Şaşı olma durumu. Göz kaslarının kasılması sırasında eş güdüm bozukluğu dolayısıyla gözlerin aynı noktaya odaklanmaması, görüntünün ağ tabaka üzerine uygun noktaya düşmemesi durumu.

KİLİTLENMEK

Kilitleme işi yapılmak. Odaklanmak. Çalışmaz hâle gelmek. Fiziksel, ruhsal vb. nedenlerle hareket edemez, kıpırdayamaz duruma gelmek.

ASTİGMATLIK

Astigmat olma durumu. Optik eksenden uzakta bulunan bir noktanın görüntüsünün, eksenden uzaklaştıkça nokta olarak değil doğru, elips, çember, ilkine dikey doğru olarak görünmesi biçiminde ortaya çıkan bir mercek kusuru. Gözün bütün çaplarında aynı refraksiyon özelliğini taşımaması nedeniyle göze gelen ışınların belirli bir noktada odak oluşturamaması sonucu görüşte netlik oluşmaması, astigmatizm.

TELEOBJEKTİF

Uzaktaki cisimlerin çok yakın görüntülerinin elde edilmesini sağlayan, çok uzun odaklı mercek türü.

ODAKLAYICI

Alıcısının çalıştırılması sırasında odaklamayı gerçekleştiren alıcı yönetmeni yardımcısı.

ODAKLAMA

Odaklamak işi, fokuslama.

BULAMKLAŞTIRMA

Konunun odak dışı kılınmasıyla görüntüye bulanık bir görünüş sağlama.

TELESKOP

Sonsuzdaki bir nesnenin gerçek görüntüsünü, içbükey bir aynadan yapılmış merceğinin odak düzleminde veren ve gök bilimiyle ilgili gözlemlerde kullanılan optik aygıt, gözlemci, ırakgörür.

ODAKLAŞMAK

Bir ışık demeti veya elektron akışı bir noktada toplanmak. Odaklanmak. Odak durumuna gelmek.