OCAK ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "ocak" olan, toplam 20 adet kelime bulunmaktadır. ocak ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu ocak ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ocak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

OCAKTAVUĞU, OCAKKOCASI, OCAKDELİĞİ, OCAKEŞŞEĞİ

9 harfli kelimeler

OCAKÇILIK, OCAKEŞEĞİ

8 harfli kelimeler

OCAKKENİ, OCAKTAŞI, OCAKKAŞI, OCAKEŞŞE, OCAKBAŞI

7 harfli kelimeler

OCAKLAR, OCAKLIK, OCAKSIN, OCAKSIZ, OCAKTAN, OCAKAŞI

6 harfli kelimeler

OCAKÇI, OCAKLI

4 harfli kelimeler

OCAK

Bazı kelimelerin anlamları

OCAK

Ateş yakmaya yarayan, pişirme, ısıtma, ısınma vb. amaçlarla kullanılan yer. Bahçelerde veya bostanlarda her tür meyve ve sebze tohumu veya fidesinin dikimi için ayrılmış toprak çukuru. Yer üstünde veya yer altında cevher çıkarılan yer. Şömine. Isı vererek üzerine veya içine konulan maddeleri ısıtan, pişiren, kaynatan, eriten araç veya alet. Aynı amaç ve düşünceyi paylaşanların kurdukları kuruluş veya toplandıkları, görev yaptıkları yer. Ev, aile, soy. Yeniçeri teşkilatını oluşturan odalardan her biri. Kahvelerde, kuruluşlarda çay, kahve vb.nin yapıldığı yer. Halk hekimliğinde bir önceki kuşaktan el verme suretiyle aktarılan bilgileri kullanarak belirli bir şikâyeti veya hastalığı iyileştirdiğine inanılan aile. Yılın birinci ayı, kânunusani.

OCAKDELİĞİ

Ocağın içinde kibrit, çıra ve benzerleri şeyleri koymak için yapılan raf.

OCAKEŞEĞİ

Ocakta odunları dayayarak çatmaya yarayan üç ayaklı demir araç.

OCAKBAŞI

Ateş yanan yerin çevresi. Lokantalarda genellikle ızgara olarak pişirilen et yemeklerinin ocağın çevresinde oturulup yendiği bölüm.

OCAKEŞŞE

Ocakta odunları dayayarak çatmaya yarayan üç ayaklı ve ön tarafı başlıklı demir araç, sacayağı.

OCAKTAVUĞU

Cins tavuk.

OCAKTAŞI

Giresun ili, Şebinkarahisar ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

OCAKÇILIK

Ocakçı olma, ocakçının işi.

OCAKEŞŞEĞİ

Ocakta odunları dayayarak çatmaya yarayan üç ayaklı ve ön tarafı başlıklı demir araç, sacayağı.

OCAKKOCASI

Kışın ocağın arkasına konulan büyük kütük.

OCAKSIN

Yalvarırım, ocağına düştüm anlamında rica : Ocaksın delikanlı bu işimi yap.

OCAKKENİ

Yangına karşı ocağın önüne yerleştirilen dikdörtgen biçimindeki taş.

OCAKLAR

Balıkesir ilinde, Erdek ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

OCAKKAŞI

Ocak tabanından 30 cm. kadar yükselen, üstüne kazan, tencere oturtmaya yarayan taş duvar. Ocak kemerinin üstündeki tahta raf. Tandırın tavanla birleşen yeri.

OCAKLIK

Bir aileye, babadan oğula geçmesi için verilen mülk. Baca. Mutfak. Bir yapının temelini veya çatısını oluşturan büyük kereste, temel direği. Ateş yakılan yer, ocak.

OCAKSIZ

Ocağı olmayan.

  -   -   -  

Anlamında OCAK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde OCAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ALIN

Yüzün, kaşlarla saçlar arasındaki bölümü. Bir ocakta her türlü ayak, galeri, baca, kuyu ve yolun ilerletilmekte olan yüzeyi. Karşı. Bazı şeylerin önü, ön yüzü.

ATEŞÇİ

Fabrika, vapur, lokomotif vb. ateşle işleyen yerlerde ocaklara kömür atıp ateşin sürekli yanmasını sağlayan kimse.

BACA

Dumanı ocaktan çekip havaya vermeye yarayan yol. Çatı penceresi. Su yolu, lağım, maden ocağı vb. yer altı yapılarının hava deliği.

GELBERİ

Büyük ocaklardan ateşi dışarı çekmek için kullanılan uzun saplı demir araç. Tırmık. Ağaç dallarını budamak için kullanılan eğri demir. Harman döküntülerini toplamaya yarayan araç.

CEBECİ

Yeniçeri ordusunda silah yapan, onaran ve bakımı ile görevli bulunan, savaşta ordunun silah ve cephanesini ulaştıran yaya kapıkulu ocaklarından bir sınıf asker.

AHİLİK

Cömertlik. Kökleri eski Türk törelerine dayanan ve Anadolu'da yüksek bir gelişim gösteren esnaf, zanaatçı, çiftçi vb. bütün çalışma kollarını içine alan ocak.

GRİZUÖLÇER

Maden ocaklarında havanın grizu oranını ölçmeye yarayan cihaz, grizumetre.

FIRIN

İçinde genellikle odun yanan, her yanda aynı derecede ısı oluşturarak ekmek, pasta vb. pişirmeye yarayan, tavanı tonoz biçiminde, önünde tek açıklık bulunan ocak. Elektrik, tüp gaz ve doğal gazla çalışan, yiyecekleri pişirmeye veya ısıtmaya yarayan alet. Bu ocakta pişirilmiş. Ekmek, pasta vb.nin pişirildiği ve satıldığı dükkân. Bir maddenin fiziksel veya kimyasal değişime uğratılması amacıyla içinde ısıtıldığı araç.

GRİZU

Normal sıcaklık ve basınçta kömür ocaklarında açığa çıkan ve büyük bölümü saf metandan oluşan, kolayca tutuşabilen gaz.

BERDELACUZ

Halk takvimine göre 11-17 Mart arasında görülen kocakarı soğuğu.

GALERİ

Bir yapının birçok bölümünü aynı katta birbirine bağlayan içten veya dıştan yapılmış geniş geçit. Maden ocaklarında açılan yer altı yolu. Otomobil alınıp satılan yer. Sanat eserlerinin veya herhangi bir malın sergilendiği salon.

ANNE

Çocuğu olan kadın, ana, valide, kocakarı, mader, nene, aba. Yavrusu olan dişi hayvan.

DEDANTÖR

Ocak, fırın, soba vb. araçlarda kullanılan likit gazın akışını düzenleyen aygıt.

AYANDON

18 Ocak'ta başlayan bir fırtına.

ERBAİN

Rumi takvimde 22 Aralık'tan 31 Ocak gününe kadar süren kırk günlük kış dönemi.

AYAK

Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek ya da bunlardan her biri. Göl ayağı. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Bacak. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Basamak. Halk edebiyatında uyak.

BARBEKÜ

Izgara et pişirmekte kullanılan, genellikle balkonlarda duvar içerisine gömülmüş ocak. Açık alanda mangal kullanılarak et ve deniz ürünlerini pişirme.

FİLİZ

Tohumdan veya tomurcuktan çıkan körpe ve küçük dal, sürgün, ışkın, eşkin, cımbar, çıvgın, şıvgın. Ocaktan çıkarılan işlenmemiş, başka maddelerle karışık hâlde bulunan, ham maden birleşiği.

GÜLÜK

Hindi. Sebze yetiştirmek için açılan ocak.

FIRILDAK

Rüzgârla dönen, çember biçiminde çocuk oyuncağı. Havalandırmak amacıyla oda veya mutfak pencerelerine takılan kanatlı araç. Ocak veya soba borusunun iyi çekmesini sağlamak için tepesine takılan ve rüzgârın gittiği yöne dönebilecek biçimde yapılmış olan şapka. Düşüncesini sürekli değiştiren, sözünden dönen (kimse). Dolap, düzen, hile.