Kelimeler arşivinde; içinde "ocak" olan, toplam 56 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ocak bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu ocak ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ocak olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KOCAKARILIK, KOCAKOVACIK, KOCAKAVUKLU
YUKARIOCAK, TOPRAKOCAK, OCAKTAVUĞU, OCAKKOCASI, OCAKEŞŞEĞİ, OCAKDELİĞİ, KOCAKAYMAZ
KOCAKAĞAN, KOCAKONAK, KOCAKÖPRÜ, KOCAKESİK, OCAKEŞEĞİ, KOCAKAVUK, KOCAKAVAK, OCAKÇILIK, GÜVENOCAK, ÇEKEROCAK, TÜTENOCAK, AYDINOCAK
OCAKKAŞI, KOCAKARI, OCAKKENİ, OCAKTAŞI, OCAKEŞŞE, KOCAKUYU, KOCAKURT, YENİOCAK, KOCAKENT, KOCAKAYA, KOCAKORU, OCAKBAŞI, ESKİOCAK
BEŞOCAK, ŞENOCAK, KOCAKÖY, DALOCAK, OCAKTAN, OCAKSIZ, OCAKSIN, OCAKLAR, HOCAKÖY, OCAKAŞI, KÖROCAK, KOCAKUŞ, KOCAKOÇ, OCAKLIK
ÜÇOCAK, AKOCAK, OCAKÇI, OCAKLI
COCAK, KOCAK
OCAK
OCAK
Ateş yakmaya yarayan, pişirme, ısıtma, ısınma vb. amaçlarla kullanılan yer. Bahçelerde veya bostanlarda her tür meyve ve sebze tohumu veya fidesinin dikimi için ayrılmış toprak çukuru. Yer üstünde veya yer altında cevher çıkarılan yer. Şömine. Isı vererek üzerine veya içine konulan maddeleri ısıtan, pişiren, kaynatan, eriten araç veya alet. Aynı amaç ve düşünceyi paylaşanların kurdukları kuruluş veya toplandıkları, görev yaptıkları yer. Ev, aile, soy. Yeniçeri teşkilatını oluşturan odalardan her biri. Kahvelerde, kuruluşlarda çay, kahve vb.nin yapıldığı yer. Halk hekimliğinde bir önceki kuşaktan el verme suretiyle aktarılan bilgileri kullanarak belirli bir şikâyeti veya hastalığı iyileştirdiğine inanılan aile. Yılın birinci ayı, kânunusani.
TOPRAKOCAK
Bursa ilinde, Yenişehir ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
KOCAKOVACIK
Bursa şehrinde, Keles ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
OCAKDELİĞİ
Ocağın içinde kibrit, çıra ve benzerleri şeyleri koymak için yapılan raf.
KOCAKARILIK
Kocakarı olma durumu. Aksi, suratsız, geçimsiz, yaşlı bir kadın gibi olma.
KOCAKESİK
Aydın ili, Nazilli ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
OCAKKOCASI
Kışın ocağın arkasına konulan büyük kütük.
KOCAKAĞAN
Manisa şehri, Akhisar belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
KOCAKAVUKLU
İlmiyenin kolluk işleriyle uğraşan görevlisinin sanı.
OCAKTAVUĞU
Cins tavuk.
YUKARIOCAK
Mardin şehri, Mazıdağı ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
KOCAKAYMAZ
Kocaeli şehrinde, Kandıra belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
KOCAKONAK
Balıkesir ili, Sındırgı ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Bursa şehri, Tahtaköprü nahiyesine bağlı bir bölge.
OCAKEŞŞEĞİ
Ocakta odunları dayayarak çatmaya yarayan üç ayaklı ve ön tarafı başlıklı demir araç, sacayağı.
KOCAKÖPRÜ
Rize kenti, Pazar belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
OCAKEŞEĞİ
Ocakta odunları dayayarak çatmaya yarayan üç ayaklı demir araç.
Bu bölümde tanımı içerisinde OCAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AYAK
Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek ya da bunlardan her biri. Göl ayağı. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Bacak. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Basamak. Halk edebiyatında uyak.
FIRILDAK
Rüzgârla dönen, çember biçiminde çocuk oyuncağı. Havalandırmak amacıyla oda veya mutfak pencerelerine takılan kanatlı araç. Ocak veya soba borusunun iyi çekmesini sağlamak için tepesine takılan ve rüzgârın gittiği yöne dönebilecek biçimde yapılmış olan şapka. Düşüncesini sürekli değiştiren, sözünden dönen (kimse). Dolap, düzen, hile.
GRİZUÖLÇER
Maden ocaklarında havanın grizu oranını ölçmeye yarayan cihaz, grizumetre.
GALERİ
Bir yapının birçok bölümünü aynı katta birbirine bağlayan içten veya dıştan yapılmış geniş geçit. Maden ocaklarında açılan yer altı yolu. Otomobil alınıp satılan yer. Sanat eserlerinin veya herhangi bir malın sergilendiği salon.
BARBEKÜ
Izgara et pişirmekte kullanılan, genellikle balkonlarda duvar içerisine gömülmüş ocak. Açık alanda mangal kullanılarak et ve deniz ürünlerini pişirme.
FIRIN
İçinde genellikle odun yanan, her yanda aynı derecede ısı oluşturarak ekmek, pasta vb. pişirmeye yarayan, tavanı tonoz biçiminde, önünde tek açıklık bulunan ocak. Elektrik, tüp gaz ve doğal gazla çalışan, yiyecekleri pişirmeye veya ısıtmaya yarayan alet. Bu ocakta pişirilmiş. Ekmek, pasta vb.nin pişirildiği ve satıldığı dükkân. Bir maddenin fiziksel veya kimyasal değişime uğratılması amacıyla içinde ısıtıldığı araç.
ERBAİN
Rumi takvimde 22 Aralık'tan 31 Ocak gününe kadar süren kırk günlük kış dönemi.
AYANDON
18 Ocak'ta başlayan bir fırtına.
BERDELACUZ
Halk takvimine göre 11-17 Mart arasında görülen kocakarı soğuğu.
CEBECİ
Yeniçeri ordusunda silah yapan, onaran ve bakımı ile görevli bulunan, savaşta ordunun silah ve cephanesini ulaştıran yaya kapıkulu ocaklarından bir sınıf asker.
GÜLÜK
Hindi. Sebze yetiştirmek için açılan ocak.
ATEŞÇİ
Fabrika, vapur, lokomotif vb. ateşle işleyen yerlerde ocaklara kömür atıp ateşin sürekli yanmasını sağlayan kimse.
ANNE
Çocuğu olan kadın, ana, valide, kocakarı, mader, nene, aba. Yavrusu olan dişi hayvan.
GRİZU
Normal sıcaklık ve basınçta kömür ocaklarında açığa çıkan ve büyük bölümü saf metandan oluşan, kolayca tutuşabilen gaz.
GELBERİ
Büyük ocaklardan ateşi dışarı çekmek için kullanılan uzun saplı demir araç. Tırmık. Ağaç dallarını budamak için kullanılan eğri demir. Harman döküntülerini toplamaya yarayan araç.
ALIN
Yüzün, kaşlarla saçlar arasındaki bölümü. Bir ocakta her türlü ayak, galeri, baca, kuyu ve yolun ilerletilmekte olan yüzeyi. Karşı. Bazı şeylerin önü, ön yüzü.
BACA
Dumanı ocaktan çekip havaya vermeye yarayan yol. Çatı penceresi. Su yolu, lağım, maden ocağı vb. yer altı yapılarının hava deliği.
AHİLİK
Cömertlik. Kökleri eski Türk törelerine dayanan ve Anadolu'da yüksek bir gelişim gösteren esnaf, zanaatçı, çiftçi vb. bütün çalışma kollarını içine alan ocak.
DEDANTÖR
Ocak, fırın, soba vb. araçlarda kullanılan likit gazın akışını düzenleyen aygıt.
FİLİZ
Tohumdan veya tomurcuktan çıkan körpe ve küçük dal, sürgün, ışkın, eşkin, cımbar, çıvgın, şıvgın. Ocaktan çıkarılan işlenmemiş, başka maddelerle karışık hâlde bulunan, ham maden birleşiği.