Kelimeler arşivi içinde; başında "mık" olan, toplam 38 adet kelime bulunmaktadır. mık ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu mık ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde mık olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
MIKNATISLANMAK
MIKNATISÖLÇER, MIKNATISLANMA, MIKNATISLAMAK
MIKNATISLAMA, MIKNATISİYET
MIKNATISSAL, MIKNATISLIK, MIKIRDANMAK
MIKNATISLI, MIKIRDAMAK
MIKNATISİ
MIKNATIN, MIKNATIS, MIKLAMAK, MIKIRDAK, MIKÇITIN, MIKTANLI
MIKAŞER, MIKLAMA, MIKIRIK, MIKIKLI
MIKTIR, MIKLEP, MIKTIK, MIKTAN, MIKRIZ, MIKRIS, MIKILI, MIKIMI, MIKLAZ
MIK
Çivi. Ağı. Sus, ses çıkarma, aldırma.
MIKNATISLANMAK
Mıknatıs özelliği kazanmak, mıknatıslı bir duruma gelmek.
MIKIRDANMAK
Uyanan bebek kendi kendine konuşur gibi ses çıkarmak.
MIKNATISLANMA
Mıknatıslanmak işi.
MIKNATIN
Dönü mıknatıs kolcuğu birimi. Öğeciksel parçacıkların mıknatıssal döngü birimi; Bohr mıknatını 5584 Gauss cm/mol 'dür.
MIKNATISLAMAK
Bir demir çubuğa mıknatıs özelliği vermek.
MIKNATISLIK
Mıknatıslı olma özelliği, mıknatısiyet.
MIKNATISSAL
Devinen kıvıl yüklerin yarattığı alanla ilgili. Mıknatıs özelliği taşıyan; mıknatısla ilgili.
MIKNATISLI
Mıknatısı olan. Mıknatıslanmış olan.
MIKNATISİYET
Mıknatıslık.
MIKNATIS
Demiri ve daha başka bazı metalleri çeken demir oksit. Çekiciliği, albenisi olan kimse. Demiri çekme özelliği taşıyan veya sonradan bu özelliği kazanan her türlü madde.
MIKLAMAK
Çivilemek, çakmak.
MIKNATISLAMA
Mıknatıslamak işi.
MIKNATISİ
Mıknatısla ilgili, manyetik.
MIKNATISÖLÇER
Mıknatıssal alanların ve mıknatıssal çiftucayların karşılaştırılmasında kullanılan aygıt.
MIKIRDAMAK
Kaynamaya haşlamak.
Bu bölümde tanımı içerisinde MIK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
EĞİLME
Eğilmek işi. Yerin manyetik alanında bulunan serbest mıknatıslı bir iğnenin doğrultusu ile yatay düzlem arasındaki açı. Bir doğrunun, bir başka doğruya veya düzleme göre eğik olması.
KABARTMAK
Kabarmasını sağlamak, kabarmasına yol açmak. Toprağı tırmık, çapa vb. bir araçla karıştırmak, altüst etmek, yumuşatmak.
DÖKMEK
Sıvı veya tane durumunda olan şeyleri bulundukları kaptan başka bir yere boşaltmak. Bir şeyi yok etmek için atmak. Kullanmak, harcamak, sarf etmek. Maden, mum eriyiği veya çimento, alçı vb.ni kalıba akıtarak biçim vermek, döküm yapmak. Saçmak, serpmek. Çok söylemek. Teninde kızamık, kızıl, suçiçeği hastalıklarında olduğu gibi kırmızı lekeler çıkmak. Üstünde bulunan bir şeyi düşürmek. Bir yere çokça bir şey yığmak, taşımak. Açığa vurmak, söylemek, ortaya koymak. Belli bir yere boşaltmak. Bir işte veya bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik yapmak. Sulu hamuru kızgın yağ veya tepsinin içine akıtarak pişirmek. Çok sayıda öğrenciyi sınavda veya bir üst sınıfa geçirmede başarısız saymak. Yakmak, tutuşturmak. Salmak, bırakmak. Bol bol vermek, ödemek, sarf etmek. Akıtmak, düşürmek.
ELEKTROMIKNATIS
İçinde manyetik akıyı toplayıp arttırıcı bir yumuşak demir bulunan, bobin veya bobinlere doğru akım geçirilerek elde edilen mıknatıs.
MANYETİK
Mıknatısla ilgili, kendinde mıknatıs özellikleri bulunan. Yüzeyine manyetik kayıt yoluyla bilginin depolanabildiği mıknatıslanabilir kaplaması olan plak şekilli tabaka.
DEMİRKAPAN
Mıknatıs.
KIYMIKLI
Üzerinde veya içinde kıymık bulunan.
BOBİNAJ
Bir filmi veya mıknatıslı kuşağı bir makaradan başka bir makaraya sarma.
MANYETİZMA
Mıknatıs özelliklerinin bütünü. Fiziğin bu özellikleri inceleyen bölümü. Telkin ve hipnozla bir kimseyi etkileme.
MANYETO
İçinde mıknatıslı demir bulunan elektrik üreteci.
GALVANOMETRE
Mıknatıslı iğnede oluşan sapmaları gözlemek yoluyla elektrik akımının şiddetini ölçmeye yarayan cihaz.
İNDİFA
Püskürme. Kızamık, kızıl vb. hastalıklarda vücutta kırmızı lekeler görülme. Başkaldırma, isyan etme, ayaklanma.
DOYMUŞ
Bir şey yiyerek tok duruma gelmiş. Doyma durumuna gelmiş (gaz, sıvı veya elektromıknatıs), meşbu. İsteği kalmamış, isteği giderilmiş, tatmin olmuş.
GELBERİ
Büyük ocaklardan ateşi dışarı çekmek için kullanılan uzun saplı demir araç. Tırmık. Ağaç dallarını budamak için kullanılan eğri demir. Harman döküntülerini toplamaya yarayan araç.
KUTUP
Yer yuvarlağının, Ekvator'dan en uzak olan yer ekseninin geçtiği varsayılan iki noktasından her biri. Elektrik akımını oluşturan gerilim ayrılığının en yüksek dereceyi bulduğu iki noktadan her biri. Gök küresinin, dolayında döndüğü varsayılan eksenin iki ucundan her biri. Birbiriyle karşıt olan şeylerden her biri. Bir konuda yüksek bilgisi ve yetkisi olan kimse. Bir mıknatıs demirinin iki ucundan her biri.
MANYETİT
Mıknatıs özelliği olan doğal demir oksidi (Fe2O4).
ELEKTROMANYETİZMA
Elektriklenme ile mıknatıslanmanın karşılıklı olarak etkilenmelerinden ortaya çıkan olayların bütünü. Elektrik akımıyla mıknatıs elde etme.
CİMRİ
Elindeki parayı harcamaya kıyamayan, bitli, eli sıkı, ekti, hasis, kısmık, kibritçi, mıhsıçtı, nekes, pinti, sıkı, varyemez.
KALICILIK
Kalıcı olma durumu. Tözün kendi bağımsızlığı içinde var olma biçimi, tözün var oluşunu sürdürmesi ilkesi, ayrılmazlık karşıtı. Mıknatıslayan etki kalktıktan sonra da mıknatıs olarak kalabilen cisimlerin özelliği.
ARMATÜR
Bir aletin ana bölümünü oluşturan kısım. Bir kondansatördeki iki iletken yüzeyden her biri. Bir mıknatısın iki kutbu arasında kuvvet akımını toplu bir duruma getirmek için bu kutuplar arasına yerleştirilen demir parçası.