Kelimeler arşivi içinde; sonunda "muhal" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. Sonu muhal ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında muhal olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde muhal olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
MUHAL
Olamaz, olmaz, olmayacak, olması, gerçekleşmesi olanaksız.
FARZIMUHAL
Olmayacak, gerçekleşmeyecek bir şeyi olacakmış, gerçekleşecekmiş gibi düşünerek, sayarak. Tutalım ki, sayalım ki, varsayalım ki.
Bu bölümde tanımı içerisinde MUHAL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AYRUK
Artık: Kavuşmadan dönemem, onu ayruk göremem. Başka. Muhalif. Ayrık, bir çeşit bitki.
MEHELLEBİ
Muhallebi.
KARŞI
Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi. İçin, hakkında. Bulunan yere göre önde, ileride olan. Karşılık olarak, mukabil. -e doğru. Karşıt, zıt, muhalif. Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı. Ön, kat, huzur. Yüzünü bir şeye doğru çevirerek.
AKAŞ
Sütlâç. Pirinç pilâvı. Muhallebi.
PELVAZE
Muhallebi.
MALLEBİ
Arapça kökenli halib > muhallebi veya mahallebi: muhallebi.
AYKIRILIK
Aykırı olma durumu, mugayeret, muhaliflik, muhalefet, tehalüf.
TAVUKGÖĞSÜ
Lifleri yumuşayıncaya kadar haşlanmış, didiklenmiş tavuk göğüs etinin pirinç ve süt ile koyulaşıncaya kadar pişirilmesiyle yapılmış olan muhallebiye şeker ve tavuk suyu katılarak hazırlanan bir tatlı türü.
AYKIRI
Alışılmışa, doğru olarak kabul edilmişe uygun olmayan, karşıt, ters, mugayir, muhalif. Toplumda görüş ve yaşayış biçimiyle uçlarda bulunan (kimse), marjinal. Çapraz, ters. Gidilen yol üzerinde olmayıp gidiş yönüne ters düşen. Bütün noktaları aynı düzlemde bulunmayan.
KAZANDİBİ
Dibi tutturularak hafif yanık kokusu verilmiş muhallebi.
KARŞULUK
Muhalefet, karşı koyma.
ABAMAK
Çirkin bir kızı veya kötü bir malı kandırma yoliyle birine yamamak. Bir şeyi birisine zorla vermek. Yüklemek: Suçu benim üzerime abadılar. İftira etmek. Menetmek, alıkoymak: Bu adamı işinden abadım. Muhalefet etmek, dayatmak. Giyilecek bir şeyi omuza atmak.
PELİZE
Muhallebi. Pelte.
PIMPIZ
Muhallebi.
KARŞU
Mukabil, karşılık olarak. Muhalif, ters iş.
ÇÜTMÜK
İyi özenmeyen yoğurt, muhallebi ve benzerleri içinde kalan topaklar.
KAZIMIK
Süt, muhallebi ve yemek pişerken tencerenin dibinde yanan yapışkan bölüm.
MUHALLEBİCİLİK
Muhallebici olma durumu. Muhallebi yapma ve satma işi.
MUHALLEBİCİ
Muhallebi yapan veya satan kimse. Nazlı büyütülmüş kimse. Muhallebi satılan yer.
SUFLE
Sahnedeki oyunculara, izleyicilere duyurmadan unutulmuş bir sözü veya cümleyi hatırlatma. Un, şeker, yumurta vb. maddelerin muhallebi kıvamına gelinceye kadar çırpılıp pişirilmesiyle yapılmış olan bir tatlı türü.