Kelimeler arşivi içinde; sonunda "mesel" olan, toplam 3 adet kelime bulunmaktadır. Sonu mesel ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında mesel olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde mesel olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
MESEL
Örnek alınacak söz. Eğitici hikâye ya da masal. Atasözü.
DARBIMESEL
Atasözü, atalar sözü.
İRADIMESEL
Bir düşünceyi atasözleri, özdeyiş vb. ile güçlendirme.
Bu bölümde tanımı içerisinde MESEL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GAYLE
Arapça kökenli gâile: İş, sıkıntı, mesele. Gaile, üzüntü.
BELET
Kılavuz, yol gösteren kimse. Bilen, tanıyan, vâkıf: İstanbul'a belet değilim. Bilinen, belli, öğrenilen, bellenmiş: Mesele balet oldu. Yüksek, yüce. Kılavuz. Bilet. Fransızca kökenli bilet: bilet; Milli Piyango bileti.
PROBLEM
Teoremler veya kurallar yardımıyla çözülmesi istenen soru, mesele. Sorun. Davranışları normal olmayan ve özel olarak eğitilmesi gereken (kimse).
MASLAHAT
İş, önemli iş, mesele. Erkeklik organı.
GÖLEMEK
Asma dalını kütüğünden koparmadan, köklenmek üzere yere gömmek, daldırmak: ,Şu asmanın dalını kışın göleyelim. Hayvanlar çiftleşmek istemek. Çapa ile çukur açarak sebze ekmek. Su toplanmak. Bir şeyin önüne geçmek, engel olmak: Ahmed'in önünü gölemeseler Ali'yi döğecekti.
IŞIYANKENT
Ünlü Fransız kentbilimcisi Le Corbusier'nin önerdiği, birçok oturma birimlerinin kümesel bir biçimde oluşturduğu, 25 hektar büyüklüğündeki alana yayılan, kentte yaşayanları uygarlığın gürültüsünden ve taşıt dolaşımının, alışverişin yarattığı kalabalıktan korumayı amaçlayan yerleşme türü.
GOGULDAŞMAK
Bir mesele üzerinde konuşmak.
SIKINTI
İşsizlik, tekdüzelik, bezginlik vb. sebeplerden doğan ruhsal yorgunluk, cefa, eziyet. Bir bozukluğun, karışıklığın sebep olduğu etkili ve sürekli yorgunluk, mihnet. Bulunmama durumu. Yokluk ve parasızlığın yol açtığı geçim darlığı. Sorun, mesele, sendrom, problem.
GÜNLEM
Bir gazete veya derginin günlük meselelerden kısaca bahseden köşesi (GÜNLEMCİ, Chroniqueur).
HELEMME
Ya anlamında bağlaç: Sen öyle dedin helemme, mesele böyle değil.
İÇDÖNME
Aynı özdecik içindeki kimi parçaların birbirlerine göre yaptıkları dönmesel devinim.
HİMBİRLİK
Gizli sözleşme: Ali ile Hasan bu meselede himbirlikli görülüyorlar.
SORUNSUZLUK
Sorunsuz olma durumu, meselesizlik, problemsizlik.
DAVE
Dava. Mesele.
ATASÖZÜ
Uzun deneme ve gözlemlere dayanılarak söylenmiş ve halka mal olmuş, öğüt verici nitelikte söz, deme, mesel, sav, darbımesel.
BİŞMEK
Olgunlaşmak (meyve). Yanmak. Çözülmek, yoluna konmak: Aramızdaki o mesele artık bişti. Pişmek. Eski türkçe biçmek: biçmek. Eski türkçe bışmek: pişmek. Biçmek. Pişmek pişirilmek.
SORUNSUZ
Sorunu olmayan, meselesiz, problemsiz.
KÜMECİLOYUN
Kümesel gidiş ya da sorunları gerçek yaşam ve eylem koşulları içinde gözlemek ya da çözümlemek üzere oyun yordamına başvuran ve ilgili küme üyelerine günlük olay ve ilişkileri oynamak üzere üstlenceler yükleyen gözlem ve çözümleme yordamı. bk. bireycil oyun.
SORUNLU
Sorunu olan, meseleli, problemli.
SORUN
Araştırılıp öğrenilmesi, düşünülüp çözümlenmesi, bir sonuca bağlanması gereken durum, mesele, problem. Sıkıntı veren durum, dert.